Ak Parti ne yapmalı, ne yapmamalı?

  • GİRİŞ08.08.2008 10:34
  • GÜNCELLEME08.08.2008 10:34
Zor bir coğrafyada, sofistike sorunlarla karşı karşıya olan Türkiye’nin, Ak Parti hakkında açılan kapatma davasından “oh dedirten” bir sonuçla çıkması herkes için ders çıkarılması gereken önemli bir olay oldu. Kararın aksi yönde çıkması durumunda ülke, risk ve belirsizliklerle dolu tehlikeli bir tünele girebilir ve sonuçları öngörülemeyen hadiselere maruz kalabilirdi.    
 
Bu kararla ülkenin hızlı bir normalleşme sürecini gireceğini söylemek için vakit erken olmakla birlikte Ak Parti’nin bir karşı hamleyi daha savuşturduğunu, bundan sonra daha özgüvenli ama bir o kadar da dikkatli olacağını söylemek kehanet olmasa gerektir. Ak Parti’nin kendisine açılan bu krediyi nasıl kullanacağı şimdilik bilinmese de Tayyip Erdoğan’ın pragmatik kişiliği önümüzdeki dönemde olacaklar hakkında önemli ipuçları veriyor.
***
Türkiye’nin yeni dönemde kapatma davası benzer yeni bir krizi kaldıramayacağı net bir biçimde görülüyor. Son bir yıl içinde yaşananlar hatırlandığında ülkenin nasıl bir “akıl tutulması içine girdiği” ve felaketlerin eşiğinden döndüğü artık hiç kimse için bir sır değil. Siyasetçi sınıfı tehlikenin büyüklüğünü görmeli ve daha sorumlu davranmalıdır.
Kaos senaryolarının iflas etmesiyle birlikte Ak Parti’nin yeni dönemdeki izleyeceği ajanda daha da  önemli hale geldi. Kapatma davası hariç kriz yönetimi konusunda başarılı bir performans göstermeyen iktidar partisinin acil olarak ortak akılı kullanması ve yeni bir uzlaşma zemini oluşturması icap ediyor. Ak Parti’nin bundan sonra ne yapması gerektiği meselesi ciddi önem arz ediyor. Artık mesele sadece bir partiyi ya da bir zümreyi ilgilendiren bir mesele olmaktan çıkarak tüm ülkeyi ilgilendiren bir mesele haline geldi.  
***
Ak Parti’nin bundan sonra ne yapması gerektiği konusunda farklı görüşler olmakla birlikte konu iki temel tez etrafında tartışılıyor. Bunlardan birincisi özetle “Ak Parti’nin bürokratik cihaz tarafından vesayet altına alınmak istendiğini, partinin muktedirlere teslim olmaması gerektiğini” savunan ve öneri olarak “vuruşarak çekilmesini” isteyen “radikal demokrat” görüştür. Bu tezi savunanlar aynı zamanda “Ak Parti’nin, işlemediği suçlar, suç sayılmaması gereken söylemler dolayısıyla ceza aldığını” ve aslında bu davanın da yok varsayılması gerektiğini ileri sürmektedirler.  
İkinci görüş ise özetle “Ak Parti kapatılmamıştır ama ciddi bir ihtar almıştır. Ülke büyük bir felaketin eşiğinden dönmüştür. İhtarın sahibinin hüviyeti çok da önemli değildir çünkü bu sonucu değiştirmeyecektir.” diyen ve Mahkeme’nin kararının Ak Parti’lilere mantığı duyguların önüne geçirme fırsatı verdiğini” savunan uzlaşmacı ve ılımlı görüştür.  
Bu iki görüş meseleyi teşhis ve kavrama noktasında ciddi bir farklılaşma içinde olsa da çözüm konusunda önemli benzerlikler taşımaktadır. Bu iki tarzı siyasetin benzeştikleri ana tema  “ülkenin demokratikleşme takviminin işletilmesi” meselesinde ortaya çıkmaktadır. Mahkeme’nin kararında da görüldüğü ve devlet geleneğimizde sıkça rastlanıldığı üzere bu iki yoldan, üçüncü bir yol açmak ve yeni uzlaşmaya varmak mümkündür. Aksi takdirde iktidar paylaşım savaşlarının dışında kalan ve bu mücadele de nesne konumunda olan halk için bu süreç “kazananı olmayan anlamsız bir kavgaya” dönüşecek ve toplum siyaset kurumuna yabancılaşacaktır.
***
Önümüzdeki süreçte Adalet ve Kalkınma Partisi yaptıkları kadar yapmadıklarıyla da tartışılmaya devam edecektir. Ak Parti’nin bundan sonra ne yapacağına hiç şüphesiz yine kendisi karar verecektir. Ancak görünen odur ki  AYM kararı sonrası artık inisiyatif tamamen Ak Parti’ye geçmiştir. Ak Parti’nin geleceğini yine kendisinin eylem ve kararları belirleyecektir.
 
 
Ak Parti Ne Yapmalı?
*         Ak Parti öncelikle Türkiye’yi bir kez daha böylesine derin bir krizle karşı karşıya bırakmamak için acilen siyasette normalleşmeyi sağlamalıdır.
*         Bazı toplum kesimlerinde endişeye yol açan “laiklik hassasiyeti” anlamaya çalışmalı ve daha fazla empati yapılmalıdır. Ak Parti sadece bir kesimin değil Türkiye’nin partisi olduğunu asla unutulmamalıdır.
*        Ak Parti, demokrat, reformcu ve hürriyetlerden yana tavır alan bir parti olduğunu göstermeli ve bu konuda gerekli adımları atmalıdır.
*        Ülke rejim tartışmalarından çıkarılıp küresel ve bölgesel güç olmasını sağlayacak yapısal reformlar gerçekleştirilmeli ve yeni bir gelecek hedefi konulmalıdır. AB süreci yürütülmelidir. 
*        Ak Parti, seçimleri ve sandığı temel alan demokrasi algısını değiştirmeli ve kendine demokrat tavrından vazgeçip bu bahiste ne kadar samimi olduğunu göstermelidir.
*        Anayasa başta olmak üzere, uzun yıllardır konuşulan ancak bir türlü gerçekleştirilemeyen hukuk reformu, yönetimin yeniden yapılandırılması ve siyasi partiler reformu acilen yapılmalıdır.
*        Yüksek Öğretim Kurulu yeniden yapılandırılmalı, üniversite meselesi bir memleket meselesi olarak ele alınmalıdır.
*        Uzun zamandır gündem de olan kabine revizyonu gerçekleştirilmeli ve yeni bir vizyonla taze bir başlangıç yapılmalıdır.
*        Muhalefetle ilişkilerde karşılıklı güvene dayalı yeni sayfa açılmalı ve muhalefetin karar alma süreçlerine etkin biçimde katılımı sağlanmalıdır.
*        Ak Parti toplumsal merkezi terk etmeden, siyasal merkezin hassasiyetlerini de dikkate alarak, sırtında yumurta küfesi taşıdığını unutmamalı ve daha sorumlu davranmalıdır.  
*        Turgut Özal’ın başlattığı reformlar devam ettirilmeli ve ikinci değişim programı hayata geçirmelidir.
*        Piyasalarda uzun süredir yaşanan örtülü krizin önüne geçecek yeni açılımlar yapılmalı ve bir kalkınma seferberliği ilan edilmelidir.
*        Tarım sektöründe uzun süredir devam eden yapısal krize bir çözüm bulunmalı ve bu kesimin sorunları dikkate alınmalıdır.
*        Kronik hale gelen fakirlik ve yoksulluk meselesinin çözümü noktasında kalıcı adımlar atılmalı, emekçi kesimlerin sorunlarına kulak verilmelidir. 
*        Ak Parti artık hizmetleriyle konuşulmalı ve halkın uzun zamandır beklediği büyük yatırım hamlelerini gerçekleştirecek, milli geliri 20 bin dolara çıkaracak büyük projelerle anılmalıdır.
*        Bugün itibarıyla süreç tamamen Tayyip Erdoğan’ın kontrolündedir. Bundan sonra oluşabilecek herhangi bir yol kazasının faturası Erdoğan’a kesilecek ve maliyeti yüksek olacaktır.
*        Ak Parti için artık konuşma ve tartışma zamanı değil yeni bir ajanda doğrultusunda siyasal istikrarı, yönetsel ve ekonomik istikrara kavuşturma zamanıdır.
 
Ak Parti ne Yapmamalı?
*         Tüm bu yaşananlardan sonra Ak Parti olanları yok varsaymamalı, meselenin nazikliğini görmelidir. Eğer kendi siyasal üstünlüğüne güvenip yönetim anlayışını ve usulünü değiştirmediği takdirde bir ay sonra başka bir krizle karşı karşıya kalacak ve bu krizler devam edecektir.

Hüseyin YAYMAN - HABER 7

huseyinyayman@gmail.com

Yorumlar11

  • Yusuf Kenan 17 yıl önce Şikayet Et
    dürüstlük ve şeffaflık. yazdıklarınızın tamamının altına imzamı atıyorum yazmadığınız çok önemli bir konuda özellikle ak parti teşkilatlarının yeniden yapılandırılması teşkilatları aile şirketi gibi yöneten il ve ilçe başkanlarına yol gösterilmelidir yerel yönetimlerde isimleri rüşvetle talanla haksız imar planlarıyla yakınlarına rant sağlayan belediye başkanlarından kurtulmalı cezayı hak edenede gereken ceza verilmeliki başarı gelsin aksi takdirde yapanın yanında kar kalır misali yeni gelenler eskilerin yolunda giderler
    Cevapla
  • h.hüsnü tümen 17 yıl önce Şikayet Et
    yüzünü halka dönmeli(düşmandan dost olmaz dosta dönün). 3.sıfır anayasa, SPK,yargı, yök,kürsü dışındaki herkesin dokunulmazlığı,seçim sistemi(iki turlu tercihli sistem ilk turda da adaylar oy pusulasında gösterilecek. böylece ikinci tura katılamayan partilerin adayları şantaj yapamayacak)meclisi kurucu meclis olarak ilan ederek bu konuları bari bu sefer halledin. BIKTIK ARTIK SUNİ KRİZZZZ lerdeden(bu muhalefet ve hukuktan (TARAFSIZ VE BAĞIMSIZ YARGI İSTİYORUZ)ilk turda %7 ve üzeri alan partiler 2. tura katılacak
    Cevapla
  • lütfi kocaman 17 yıl önce Şikayet Et
    katılmamak mümkünmü ancak. bu yazılan maddeler katılmamak mümkünmü ancak kanaatimce 2 referandum ve 2 seçim in olacagı yoğun bi aşama gerekli birinci olarak sivil anayasa değişiklikleri için bi referandum çıkacak sonuca göre chp mhp ve diğ. sesini kesecektir sivil anayasa hazırlanıp topluma yeterince açıklanıp 2. referandum ve yeni anayasa ardından yerel ve genel seçimlerin bir arada yapıldığı tarihi gün işte bundan sonra asıl görev başlıyor kene virüs kanser ve urları sabırla cesaretle temizlemek birlik olmak güçlü olmaktır
    Cevapla
  • DURSUN KAYIŞ 17 yıl önce Şikayet Et
    ilaveten. AK Parti, kuruluş aşamasında çoğu tesadüfen gelmiş , kifayetsiz il-ilçe ve yerel yönetim kadrolarını temizlemeli .Belki yukardan görünmüyor ama bu insanlar zemindeki kavganın sebebidir. AK Parti şu anda lider kadronun sırtın da yürüyor. Taşra teşkilatın temizlik yapılıp,daha kucaklayıcı yöneticiler atanıp bu yük paylaşılmalıdır.
    Cevapla
  • mehmet ali kolay 17 yıl önce Şikayet Et
    AKP'de Okusun!. Birkaç maddeyi hariç tutarak AKP'nin ne yapması gerektiği hususundaki saydığınız maddelere katılmamak mümkün mü? Hariç tuttuğum o birkaç maddeyi de önemli gördüğüm asıl maddelerin vücut bulması halinde kendiliğinden hallolacağı için hariç tuttum… Neticede biz vatandaş olarak maddeleri okuduk, inşallah AKP'de okur. Okumakla kalmaz özenle dokur…
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat