Cumhurbaşkanı Gül’ün Erivan ziyaretinin anlamı
- GİRİŞ06.09.2008 11:24
- GÜNCELLEME06.09.2008 11:24
Gitmeli diyenlerle, gitmemeli diyenler arasında ciddi bir tartışma var. İç ve dış kamuoyu ikiye bölünmüş durumda.
İçerde başta MHP, CHP gibi partiler olmak üzere bazı ulusalcılar ile dışarıda Diaspora Ermenileri, Ermeni milliyetçileri ve bölgede Türkiye’nin aktif politika izlemesinden rahatsız olanlar gezinin yapılmasına karşı çıkıyorlar. Gül’ün ziyaretini olumlu bulmayanlar diplomasiye hâkim olan rasyonaliteden ziyade romantik nedenlerle karşı çıkıyorlar.
Bunun yanında içerde Adalet ve Kalkınma Partisi başta olmak üzere hükümet, Dış İşleri Bakanlığı, bazı sivil toplum örgütleri ile Ermenistan, AB ve ABD bu gezinin yapılmasını faydalı buluyorlar.
TSK ise böyle zamanlarda görüldüğü üzere sessizliğini koruyor.
Ermenistan ve Ermeniler hakkında
Ermenistan, üç milyon nüfusa ve
Ermenistan'ın başkenti Erivan. Biz Revan diyoruz Ermeniler ise Erivan diyorlar. Adına İstanbul Topkapı Sarayında köşk yaptırmışız. Adı Revan köşkü. Sultan IV. Murat’ın 1635 yılında düzenlediği sefer sonrası ele geçirdiği ve fethin anısına yaptırdığı köşk.
Tarihsel, kültürel ve toplumsal olarak birçok benzerliğimiz ve ortak yanımız olan Ermenilerle uzun süredir kavgalıyız. Daha doğrusu onlar bizimle kavgalı.
Osmanlı’nın “tebaa-ı sadık-a” dediği, hazinesini ve dış işlerini emanet ettiği bir ulus Ermeniler. Anadolu’nun nalbantları, taş ustaları, kuyumcuları. Dolmabahçe sarayı başta olmak üzere birçok tarihi eserde imzası bulunan insanlar.
Hatta Batılılar tarafından “Türk Ortodoksları” denecek kadar Batı’da Türk kabul edilen ve bize benzeyen insanlar.
20. Asrın başında büyük devletlerin kışkırtması ve milliyetçilik cereyanın tesiriyle aramıza düşmanlık girmiş. Ermenilerin sözde bir takım iddiaları var.
Gazetelerde yer aldı. Ermenistan, GSMH'ı satın alma gücüne göre 17 milyar dolar ve bu rakam Türkiye'nin iki aylık ihracatından bile düşük bir rakam.
Eğer bu ilişkiden illa birileri korkacaksa herhalde bu Türkiye tarafı olmamalı. Türkiye tarihinden gelen asabiyet duygusu ve sahip olduğu iktisadi güçle bölgenin güven ve istikrar adası.
Aralarında hiçbir diyalogun olmadığı iki komşu ülke Türkiye ve Ermenistan. Bu anlamda Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyareti hem iki ülke arasında hem de bu bölgede yeni bir sayfa açması anlamında sembolik bir mana taşıyor.
Düşünün Cumhuriyet tarihi boyunca sadece İsmet İnönü kısa bir ziyarette bulunmuş. Bu ziyaret ilklerin ziyareti olarak tarihe geçecek.
Bin yıllık devlet geleneğimiz özgüvenli olmamızı ve daha seksen yıl önce bir vilayetimiz olan komşularımızla kavga değil hamilik yapmamızı gerektiriyor.
Futbol sadece futbol değildir!
Ermenistan maçıyla bir kez daha gördük ki futbol asla futbol değilmiş. Nasıl ki Real Madrid-Barcelona derbisi ya da Almanya-İngiltere maçı iki farklı gücün yeşil çimlerdeki farklı bir mücadelesi ise Türkiye-Ermenistan maçı da yüzyıllık bir mücadelenin sahadaki başka bir görüntüsü olacak.
Otoriteler bizi favori gösterip kazanacağımızı söylüyorlar. Maçın sonucu ne olursa olsun her iki ülkenin halkı da statükoculara karşı 1-0 öne çeçmiş durumda.
Bir futbol maçı böyle heyecan yaratıyorsa sorunlarını aşmış sağlıklı bir ilişki hangi kapıları açar kim bilir.
Dış politika konusunda tecrübeli bir isim olan Sami Kohen geçenlerde geziyi faydalı bulduğunu ifade ettikten sonra şu uyarıyı yaptı: “Bu bakımdan Gül’ün Erivan’a gitmesi, ikili ve bölgesel sorunların çözümlenmesi için bir şans olarak görülmelidir. Ancak hemen şunu da vurgulamak gerek: Maç vesilesiyle gerçekleşecek Gül-Sarkisyan buluşmasından hemen somut ve göz kamaştırıcı sonuçlar beklememeli. Eğer bu jest, yeni bir süreç başlatabilecekse, bu dahi bir başarı sayılacaktır.”
Milletçe romantik ve coşkulu olduğumuz malum. Bu geziye çok anlam yüklemeden bundan sonrası için dosyalar üzerinde çalışıp bir yeni bir yol haritası çıkarılabilirse gerçekten yeni bir sayfa açılmış olur. Burada özellikle Azerbaycan’la olan ilişkilerin zedelenmemesi önemli bir konu.
Eğer süreç iyi yönetilebilir ve Ermenistan bir kez daha diyasporaya boyun eğmezse Türk dış politikası bir prangasından daha kurtulmuş olacak.
En kötü ihtimalle ise iki ülke konuşmaya ve sorunlarını tartışmaya başlayacak.
Tarih ve coğrafya Türkiye’yi geri çağıyor...
Hüseyin YAYMAN
huseyinyayman@gmail.com
Yorumlar4