Kürt sorunu MHP'siz çözülemez
- GİRİŞ04.08.2009 09:46
- GÜNCELLEME04.08.2009 09:46
Kürt açılımı tartışmaları sıcak yaz günlerini iyice sıcak hale getirdi. Geçen hafta İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın yaptığı basın toplantısıyla konu iyice alevlendi ve ülke gündeminde birinci sıraya oturdu.
Hükümet meselede inisiyatifi ele alıp Öcalan’ın açıklamasından evvel ön almak isterken muhalefetin devreye girmesiyle konu tıkanma riskiyle karşı karşıya kaldı.
Cumartesi Polis Akademisinde gazetecilerin katılımıyla yapılan 2. çalıştay ve Pazar günü İstanbul’da yapılan toplantılar sürecin geldiği nokta da Hükümetin işinin oldukça zor olduğunu yeniden ortaya koydu.
Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz diğer düğmeleri de yanlış iliklemiş olursunuz sözünde olduğu gibi Hükümet açılımın stratejisini tam olarak tayin edemediği için ne DTP’yi ne de MHP’yi memnun edebildi.
Meselenin partiler üstü bir konu olarak mütalaa edilip önce muhalefet partileriyle görüşmelerin yapılmaması ve belli konularda mutabakata varılmaması daha da öte sürecin şeffaf biçimde yürütülmemesi problemi sağırlar diyaloğuna mahkûm edebilir.
Hükümetin ve İçişleri Bakanının iyi niyetli olduklarından kuşku yok ancak baştan yapılan hatalar bugün meselenin bir Devlet politikasından ziyade bir parti politikasına dönmesine sebep oldu.
Kürt meselesinin bir parti veya hükümet politikası haline gelmesi bu açılımın olmayacağının en büyük ispatıdır. Bırakın erken Cumhuriyet döneminde yaşananları son 25 yılda PKK şiddetiyle oluşan toplumsal travma ciddi bir psikolojik eşik oluşturuyor.
PKK’nın yarattığı Kürt milliyetçiliği, karşısında daha şiddetli bir Türk milliyetçiliği oluşturdu. Bu noktada meselenin çözümünde sadece partilerin uyumu değil devletin uyumu ve üzerinde mutabık kalınan bir siyasetinin olması gerekiyor.
CHP ve özellikle de MHP’le zamanında yapılmayan görüşmeler geldiğimiz noktada bütün süreci kontrolden çıkarabilir. Ben en başından beri bu meselenin çözümünün DTP’nin iknasından evvel MHP’nin ikna edilmesiyle mümkün olacağını savunanlardanım.
MHP’nin hayır diyeceği bir çözümün Cumhurbaşkanı veya Genel Kurmay Başkanlığı tarafından kabul edilmesi durumunda dahi hayata geçirilmesinin oldukça zor olduğunu belirtmeliyiz. Hayata geçirilse dahi bunun Türkiye’ye maliyeti yüksek olacaktır.
Peki MHP’nin bu gücü nereden geliyor? MHP milliyetçi bir parti ve ideolojik olarak Türkiye’nin yaşadığı hızlı modernleşmeye ve toplumsal çözülmeye karşı bir reaksiyon olarak doğmuş bir siyasi hareket. Bütün milliyetçi partiler gibi kimliğini milletin kendisinden alıyor.
Geçmişte yapılan menfi milliyetçilik nasıl Kürt milliyetçiliğini tetikledi ise bugün yapılan menfi Kürt milliyetçiliği de çok daha büyük bir Türk milliyetçiliğini harekete geçiriyor. DTP’li vekillerin Erdemli’de yaşadıkları bunun en canlı ispatı.
Son yerel seçimlerdeki Ege, Akdeniz ve Trakya’daki sonuçların analizi yapıldığında mesele daha iyi görülecektir. Bu bölgelerdeki dip dalgalar toplumsal kutuplaşmanın hızla yükseldiğini ortaya koyuyor.
ÇÖZÜM = MHP+DTP
Kürt açılımının doğru bilinen yanlışlarından biri de AK Parti+DTP=Çözüm formülüdür. Bu denklem pratiğe aktarılmayacak ve Türkiye’yi sıkıntılara sokabilecek bir denklemdir.
Kürt açılımının başarısı MHP+DTP formülünün hayata geçirilebilmesindedir. Nasıl ki CHP başörtüsü meselesinin çözümünde anahtar parti ise MHP’de Kürt meselesinin çözümünde anahtar parti konumundadır.
Kürt açılımının başarısı MHP ve TSK’nın iknasıyla mümkündür. Bu iki kurumun hayır diyeceği bir formülün hayata geçirilmesi imkansız değil ama zordur. Bu noktada DTP kadar bu kurumları da sürece dahil etmek ve muhatap almak gerekiyor.
22 Temmuz 2007 seçimleri sonrası DTP’lilerle Devlet Bahçeli’nin el sıkışması ve daha sonra 23 Nisan törenlerinde Hasip Kaplan’la Devlet Bahçeli arasında ki mini diyalogların kamuoyunda oluşturduğu etki düşünüldüğünde MHP’nin bu meseledeki tarihi rolü çok daha iyi anlaşılacaktır.
Bu noktada MHP’nin artık ‘Kart-Kurt sesinden türemiş bir Kürt’ tanımlamasını terk ettiğini ve kendi içinde de sancılı ve zor bir süreçten geçtiğini belirtmemiz gerekiyor.
MHP, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşayan Kürt vatandaşlarımızdan ciddi bir oy alamasa da Batı’da yaşayan Kürtlerden önemli bir destek aldı ve birçok Kürt’ü Belediye meclisi, İl genel meclisi listelerine yerleştirdi.
DEVLET BAHÇELİ NE DİYOR?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son bir haftadır yaptığı açıklamaların satır aralarına dikkat edildiğinde Kürt vatandaşlarımızı doğrudan herhangi bir söz söylemediği ve daha çok iktidarı eleştirdiği görülüyor.
Devlet Bahçeli, ‘Kart-Kurt sesi çıkaranlara Kürt’ denir, tezini terk etmiş durumda ve yeni toplumsal gerçekliği görüyor. Yani Kürtleri yok varsaymıyor ve reddetmiyor. Fakat şimdilik somut bir söz de etmiyor.
Aslında lisani haliyle Bahçeli, beni neden bu sürece dahil etmiyorsunuz diyerek yönteme itiraz ediyor. Bu noktada Hükümetin ve en başta Cumhurbaşkanının muhalefet partileriyle ve özellikle de MHP’le -kamuoyunun bilgisi dahilinde- görüşmeden startı vermiş olması ciddi bir hata oldu.
Bahçeli’nin zaman zaman sertleşen üslübu problem gibi gözükse de asıl büyük sorun MHP’nin sokağa inmesiyle başlayacak. Hükümetin bu konuda ne gibi oyun planı var bilmiyoruz ama MHP gibi yer yer sert milliyetçi bir söyleme sahip bir partinin alanlara inmesi meselenin çözümü bir yana ülkeyi istikrarsızlaştıracak bir etki yapabilir.
Bu bağlamda Devlet Bahçeli’nin ne söylediği kadar ne yaptığına da bakmak gerekiyor.
Türkiye son iki yüz yıldır olduğu gibi yine zor ve sancılı bir süreçten geçiyor.
Hüseyin Yayman - Haber 7
huseyinyayman@gmail.com
huseyinyayman@gmail.com
Yorumlar65
-
Cafer UÇA
16 yıl önce
Şikayet Et
Çözüm gerçek bir demokrasi. Her kafadan bir ses çıkıyor.Hepimimiz kendi siyasi duruşuna göre körü körüne konuşuyoruz.Bu durumda babanızla ve annenizle bile anlaşamazsınız.Çünkü karşınızdakini anlamak istemiyor ve kulak vermiyorsunuz.Hem islamız diyeceğiz,hemde hak hukuk ve adalet tanımıyacagız,karşımızdakini yok etmek için her çareye baş vuracagız burada yanlışlık var.Kendine hak gördüğnünü karşısındakine de görebilmektir.İnsanlık ve islam bunu emreder,biz ne yapıyoruz.Böldürmeyiz,neyi hakkımımızımı,yoksa onun hakkınımı.Düşünün
Beğen
Cevapla
-
yaşar Gürakan
16 yıl önce
Şikayet Et
Ergenekon. MHP yide Ergenekon a dahil edip ÖZel savcıların eline verdinizmi iş biter! Hadi iş başına yoksa bu MHP başınıza iş açacak! Yaşasın demokrasiyaaa...
Beğen
Cevapla
-
ahmet can
16 yıl önce
Şikayet Et
sözde kürt sorunu. biz kürtler kürt sorunu lafını kabul etmiyoruz, kürt sorunu yoktur, var diyenlerin amaçlarını araştırmak gerekir, bu ülkede kürt sorunu diye bir şey yoktur, hainlerin sorunu vardır, biz bune kürt açılımı değilde hain açılımı dersek daha uygun olur bence,
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
avareyim
16 yıl önce
Şikayet Et
İç çatışma herkesin işine gelir.. Emperyalistlerin doğu için projesi bellidir. Kürtlerin kültürel hakları vs düşünen insanlar için sadece bir komedidir. Eğer bir iç çatışma başlayacak olursa birleşmiş milletler barış gücü büyük bir zevkle doğu anadoluyu işgal edecektir. TSK zaten devre dışı kalmaya çok yakındır.Ülkedeki her şey emperyallerin tam kontrolündedir ve yapılacak hiç bir şey pkkyı ortadan kaldıramaz. Halkı uyutmak için gayretle çalışan tüm gasteci yazarları tebrik ediyorum.
Beğen
Cevapla
-
alim mert
16 yıl önce
Şikayet Et
Devlet başa, kuzgun leşe. Mhp de Dtp de sokağa hakim partilerdir. Her ikiside etniyeti sever. Birinin eylemi diğerini etkiler. Ama, Devlet ve sahip olduğu güç isterse bir gecede sokağı darmadağın eder. 12 Eylülde sağcısı solcusu bunu gördü. Bu sebeple hakemin tribünlere oynaması nasıl yanlışsa, siyasi iradeninde sokağı dikkate alması yanlıştır. Yani, ne açılımı yapılacaksa yapılsın ama dtp ve mhp siz olsun.
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle