Kürt açılımının parametreleri belli mi?

  • GİRİŞ24.08.2009 11:03
  • GÜNCELLEME24.08.2009 11:03
Devlet Bahçeli ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki açılım polemiği son sürat devam ederken toplum olanları kaygıyla izliyor. Aslında sorunun bu derece tartışılması problemin büyüklüğünden değil, ön kabullerden ve şehir efsanesi haline gelmiş ezberlerden kaynaklanıyor.

ABD’nin Irak’tan çekilme hesapları yapmasıyla tetiklenen süreç Türkiye’nin inisiyatif almasıyla farklı bir boyuta geldi. Türkiye uzun zamandır hasıraltı ettiği Kürt meselesini çözmek ve ülkede çağdaş manada bir demokrasi ve düzen tesis etmek istiyor.

Devlet kurumları arasında tarihte az görülmüş biçimde bir mutabakat söz konusuyken bu defa da toplum defans yapıyor. Bu defans çözümün kendisine değil, çözümün parametrelerin belli olmaması noktasında yoğunlaşıyor. Toplumsal algıdaki farklılaşma aşağıdaki tabloda açık biçimde görülüyor. Toplumsal algılar Doğu’da ve Batı’da farklı olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Sürecin doğru yönetilmemesi çözümün önünü tıkarken özellikle “hükümetin göç yolda dizilir” anlayışı sorunun toplumsallaşma riskini ortaya çıkarıyor. MHP’nin sert muhalefeti karşısında savunma pozisyonuna çekilen hükümet, cepheyi genişletmek istese de her gün başka bir polemiğe girerek inisiyatifi rakiplerine veriyor.

TARTIŞMALAR EZBERLER ÜZERİNDEN YÜRÜYOR!

Kürt meselesi Türkiye’nin temel problemlerinden biri olmasına rağmen bu meselede yapılan ampirik araştırma sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Medyanın yürüttüğü tartışma bilimsel veriler ve analizler üzerinden değil, faraziyeler ve ön kabuller üzerinden yürüyor.

Bu alanda ilk araştırmalar PKK terörünün yoğunlaştığı 1990’lı yıllarla birlikte yapılmaya başlandı. En kapsamlı olan çalışmalar 1995 yılı içinde yapılan Doğu Ergil’in TOBB’a yaptığı “Doğu Raporu” ve Ümit Özdağ’ın Türk metal Sendikasına yaptığı “Kültürel Yapı ve Kültürel Kimlik Sorunu” isimli araştırmalardı. Bu arada başka küçük araştırmalarda yapıldı.

Türkiye o yıllarda bu meseleyle yatıp kalkarken çözüm önerileri de havada uçuştu. Üst üste saha araştırmaları yapıldı, bilim adamları bölgeye gitti ve sorunu yakından tanıma imkânı buldu. Bu dönemde bende bölgeye gittim ve halende sürekli gidiyorum. Raporlardaki çözüm önerilerinin uygulanması bir yana konu ilk defa bu çıplaklığıyla konuşuldu ve meselenin tüm boyutları ortaya çıktı. 

Terörünün şiddetinin azalması ve Abdullah Öcalan’ın yakalanmasıyla birlikte sorun yeniden unutuldu ve bu günlere gelindi. Türkiye 1990’lı yılların başından bu yana çözümü tartışıyor ama siyasi irade eksikliğinden dolayı bir türlü uygulamaya aktaramıyor.

İlk yapılan araştırmaların üzerinden neredeyse 15 yıl geçmiş olmasına rağmen meselenin takibi yapılmadı ve toplumsal algıların ölçülmesi ihmal edildi. Meselenin bu derece gündemde kalıp gerekli adımların atılmaması Türkler ve Kürtler arasında algı farklılığına yol açtı.

Gelinen noktada “açılımın” önündeki en büyük engel bu algılar ve toplumda karşılık bulan ön kabullerdir. AK Parti süreç yönetimini başaramazsa hem iktidarını hem de toplumsal barışı kaybedecek.  

TOPLUMSAL ALGILAR DEĞİŞİYOR, ÇÖZÜM ZORLAŞIYOR!

Açılım süreci henüz somut projeler üzerinden yürümezken asıl sorun ileriki günlerde ortaya çıkacak. Bugünden görüldüğü üzere ister DTP’nin, ister PKK’nın, isterse Abdullah Öcalan’ın fikirleri dikkate alınsın Hükümetin ajandası ile DTP’nin ajandası arasında uçurum var.

Bu denkleme toplumu dâhil ettiğimizde sorun tam bir arapsaçına dönüşüyor ve içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
Hükümetin henüz açılımın parametrelerini açıklamamış olması, sürece Abdullah Öcalan’ın müdahil olması, muhalefetin sert ve uzlaşmaz tavrı süreci başlamadan bitirebilir. Merakla beklenen açılım, hayal kırıklığı doğurabilir. Hükümet sözcüleri sonuna kadar gidileceğini söyleseler de yaşanan “toplumsal gerçeklik” ve siyasi kaygılar süreci baltalayabilir.

Açılım tartışmaları devam ederken 1-10 Ağustos 2008 yılında Doğu Ergil Hoca koordinatörlüğünde toplam 14.243 kişiyle yapılan bir araştırma Hükümetin işinin sanılandan zor olduğunu ortaya koyuyor( Doğu Ergil, Kürt Raporu, Timaş Yayını, 2009, s. 263-324). 

44 il merkezi ve 22 ilçe merkezinde üç farklı kategoride yapılan araştırma da;

1. DTP’nin güçlü olduğu il ve içler,

2. DTP’nin güçlü olmadığı Doğu illeri,

3. Batı illeri örnekleme dahil edilerek kapsamlı bir araştırma yapılmış.

Araştırma sonuçlarından küçük bir özetini buradan yorumsuz olarak aktarıyorum. Yarın detayları ve tablonun tamamını tartışacağız.

kullan

KAYNAK: Doğu Ergil, Kürt Raporu, s.263-324..
DİKKAT: Tabloyu okurken Evet ve Hayırların toplamı dışında kalan rakam Fikrim yok cevabı olarak okunmalıdır.


Yarın tablonun yorumlarını ve açılım sürecinin geleceğini ele alacağız.

Hüseyin YAYMAN - Haber 7
huseyinyayman@gmail.com

Yorumlar22

  • ALİ CAN 16 yıl önce Şikayet Et
    ACILI AİLELER ÇÖZÜMSÜZLÜĞE BAHANE EDİLMESİN. Hangi konularda vatandaşalara, ailelere danışıldı da şimdi çözümsüzlük için bahane olarak kullanılıyorlar. Kim kör bir dövüşte, anlamsız bir savaşta canını, sevdiklerini, çocuklarını kaybetmek ister. Yapılan yanlışlardan dönülüyor. Bu konuda çok cesur ve kararlı olunmalı. Asıl sorumluluk siyasilerde ve hükümettedir. Güçlü bir irade ortaya konmalı, felaket tellallarına meydan bırakılmamalı.
    Cevapla
  • Serdar KILIÇKAN 16 yıl önce Şikayet Et
    mağdur halk. kardeşim be, sen böyle koca orduların komutanı Selahaddin-i Eyyubi ile apoyu yanyana koyamazsın. Bir kere Selahaddin Kürt-İslam'dı. Allah'ın adıyla zulmü süpürüyordu. Kalkıp Marksist-Lenist apoyu onun yanına koyma. Darılırım, kırılırım. Eğer maksadın kürt liderlik vasfıysa, aponun yanlarında tüy kalacağı Kürt liderler oldu. Şeyh Mahmud Berzenci, Mir Şerefxan, Mir Bedirxan, Şeyh Said, İsfendiyar(Avestada adı geçen kahraman=Turanilerle savaşan), Bunların piri de SELAHADDİN-İ EYYUBİ'dir...
    Cevapla
  • Suat Güçlü 16 yıl önce Şikayet Et
    Mağdur halk rumuzlu yorumcu;. öcalan denen dengesiz Selahaddin Eyyübi ile mukayese bile edilemez.Bir daha yazarsan Selahaddin Eyyübi kabrinden kalkar ve sana hakaret davası açar.İşkembe-i kübradan atma!!!....
    Cevapla
  • M.Borahan Bilen 16 yıl önce Şikayet Et
    Hüseyin bey güzel yazı. Sayın yazar bu açılım süreci ABD nin bölgeden çekilmesi ve bölgeyi yine kendi taşeronu olarak gördüğü AKP ye emanet etme girişimidir.Bunun için PKK nın ve DTP nin elini zayıflatan ABD , hem Kuzey Irak, hem Türkiye Kürtlerini AKP nin hakimiyetine sokarak bu bölgede İranın nüfus sahibi olmasını engellemek istemektedir.Bunu gören DTP açılımı istemeyen taraf olacak akabilinde MHP ve CHP de herzamanki gibi bu işten oy devşirmeye çalışacaktır.
    Cevapla
  • Murat Doğan 16 yıl önce Şikayet Et
    oynamayın. iki oy için milletle oynamayın. akp ve dtp kuçaklaştılar durmak yok acılıma devam
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat