Dersim çözülemeden sorun çözülemez

  • GİRİŞ02.12.2009 09:00
  • GÜNCELLEME02.12.2009 09:00

Cumhuriyet Halk Parti’li Onur Öymen’in meclis kürsüsünden yaptığı konuşmayla başlayan Dersim tartışması ara vermeden devam ediyor. CHP bu tartışmayı küllendirmeyi ve unutturmayı yeğlese de belli ki tahrip gücü yüksek bir bomba patlatmış durumda. Dersim tartışmaları,  orada yaşanan hadiselerin boyutunu aşıp topyekûn tarihle yüzleşmek ve dönemi sorgulamak anlamına dönüştüğü için uzun bir müddet daha devam edecek gibi görünüyor.

Aslen Dersim’li olan Kemal Kılıçdaroğlu ile Onur Öymen arasında uzlaşma sağlanmış gözükse de bu durum sadece Kemal Kılıçdaroğlu’nun özgül ağırlığını kaybetmesine neden olacaktır. Dersim hadisesi gibi ülke tarihinin en önemli olayı karşısında, Kılıçdaroğlu gibi toplumun belli bir misyon yüklediği bir ismin susması, Dersim’i değil olsa olsa Kemal Kılıçdaroğlu’nu unutturabilir.

Kemal Kılıçdaroğlu, ya haklı çıkışını devam ettirecek ve CHP’nin bu meseleyle hesaplaşmasını sağlayacak hatta gerekiyorsa bunun için bedel ödeyecek ya da susarak yok olacak. Olayı Onur Öymen’in basit bir dil sürçmesi olarak ele almak tarihsel gerçekliği görmemek demektir. Dersim’de analar neden ağladı? Dersimliler ne istiyordu? Devlet, Dersimlilerden ne istiyordu? Dersim başka türlü çözülebilir miydi? Dersim Davasının savcısı hangi iddialarda bulundu? Dersim’in şiddetle bastırılmasını kim tavsiye etti?

Tarihsel ve toplumsal gerçeklikten kopuk Dersim tartışmaları “laf yarışına” dönse de aslında bu tartışma özellikle CHP için büyük bir şans. CHP, geçmişiyle yüzleşip, Dersim’le hesaplaşmadan modern bir sosyal demokrat parti olamaz. Dersim tartışmaları aslında CHP için bir imtihana dönüşmüş durumda. CHP, Dersim’de ne oldu? Ben o dönemde ne yaptım? Mesele başka türlü çözülebilir miydi? Bana bunları kim yaptırdı? Esas aktörler kimdi? Bu sorularını sormadan tarihin vebalinden kurtulamaz.

DERSİM’İ KONUŞMAK MI, TARİHLE HESAPLAŞMAK MI?

Dersim tartışması bugünden bakıldığında geçmişe dönüp, bir ruh çağırma seanssı olarak değerlendirilebilir. Ancak soğukkanlı bir biçimde bakıldığında hem tarihle, hem toplumla hem Alevilerle hem de Kürtlerle yüzleşmenin ve barışmanın yolu Dersim’i iyi anlamaktan ve iyi analiz etmekten geçiyor. Türkiye, Dersim hadiseleriyle yüzleşmeden ne Kürt meselesini, ne demokrasi meselesini ne de Alevi meselesini çözebilir.

1925 yılından itibaren kanayan bir yaraya dönüşen Şark Meselesine son hamle 1937 yılında yapıldı ve bugün adına Dersim hadisesi dediğimiz olaylar oldu. Hadisenin ardında pek soru işareti var. Bu sorular cevaplandırılmadan Dersim olaylarını anlamak mümkün değildir. Bu konuda Faik Bulut’un Jandarma Genel Komutanlığı Belgelerine dayandırarak kaleme aldığı “Dersim Raporları” kitabı önemli bilgilere sahip bir eserdir. Daha sonra yazılan buna Uğur Mumcu’da dâhil tüm eserler Faik Bulut’un kitabının türevi gibidir. Devletin uzun süre bu döneme ait belgelere ulaşılmasına yasak koyması konunun özgürce konuşulmasını ve tartışılmasına engel oldu.

Hadisenin tartışılması sırasında birçok olay birbirine karıştırılıyor. Dersim’e isyan diyenlerden, Seyit Rıza’nın Şeyh Sait isyanına da katılmasına, Dersim’de bir devlet kurulmak istendiğinden, bir etnik ayaklanma olduğundan ve daha birçok hiçbir tarihsel değeri olmayan iddiadan bahsediliyor. Tartışma asıl mecrasından çıkarılıp, anlamsız yerlere sürükleniyor. Yani sapla saman birbirine karıştırılıyor ve Dersim tartışması tarihsel ezberler üzerinden yürütülüyor. Bu konunun üzerinde ayrıca duracağız ve Dersim ne idi? Ne değildi? Hepsini tek tek buradan açıklayacağız.

DEVLET KENDİSİYLE YÜZLEŞMELİDİR!

Devlet Şeyh Sait isyanı sonrasında tam bir teyakkuz haline geçti ve sert tedbirler aldı. Başta Takrir-u Sükûn Kanununu(sıkıyönetim) ilan etti. İstiklal Mahkemelerini yeniden kurdu. Kurulan 5 Umumi Müfettişliğin 3’nü Doğu’ya kurdu. Problemle ilgili birçok rapor hazırlattı. 1926 yılı ile 1938 yılı arasında gün yüzüne çıkarılmayanlar hariç yedi rapor hazırlandı. Sorunun çözümüne dair birçok tespit ve teklif yapıldı. Türkiye bu raporlarda yazılanları dahi doğru dürüst okuyup gerekli dersleri çıkarmadı.

Dersim müdahalesinden önce hazırlanan raporlardan bazıları şunlar:

1- Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey Raporu, 1926
2- Vali Ali Cemal Bardakçı Raporu, 1926
3- Umum Müfettiş İbrahim Tali Öngören Raporu, 1931
4- General Fevzi Çakmak Raporu, 1931
5- General Ömer Halis Bıyıktay Raporu, 1931
6- İç İşleri Bakanı Şükrü Kaya Raporu, 1932
7- Umum Müfettiş Zeynelabidin Özmen Raporu, 1936

Bu raporların meseleye bakışlarını, tespit ve tekliflerini daha sonraki yazılarda uzun uzun yazacağız. Hangi raporda kim asimilasyon, kim kardeşlik, kim silah, kim barış önermiş ayrıntılı biçimde analiz edeceğiz.

 

Onur Öymen, mecliste yaptığı konuşmayla belki de farkında olmayarak bir dönemin yeniden sorgulanmasına ve cinin şişeden çıkmasına sebep oldu. Gelinen noktada Türkiye adına demokratik açılım denen süreci başarıyla sonuçlandırmak istiyorsa Dersim’i çözmek ve tarihiyle yüzleşmek durumundadır.

 

Hüseyin Yayman - Haber 7
huseyinyayman@gmail.com

 

Yorumlar30

  • savaş kargın 16 yıl önce Şikayet Et
    yandaşsın sen kardeşim. sadece yandaşlıktan başka hiç bir şey yapmıyorsun.dersim devlete karşı isyan çıkaran agaların isyanı idi halk degil
    Cevapla
  • ALAİ KOC 16 yıl önce Şikayet Et
    SİZE İNANMIYORUZ..SİZE GÜVENMİYORUZ.. Çünkü her fırsat ve ortamda devlet düşmanlığı yapıp ihanet ettiniz.Size yapılan yatırım ve hzimetlerin değerini bilmediniz.Askeri polisi öğretmeni katlettiniz.Yapılan hiçbirşeyin değerini bilmediniz.Niçin güvenip inanalım?Başbakanın iyiniyetinin de ne kadar boş olduğu anlaşıldı.Güvenmedik haklıydık..Güvenmiyoruz yine haklı çıktık...güvenmeyeceğiz...Çünkü bizi yine içerdien vuracaksınız..Artık böyle bir şansınız yok........
    Cevapla
  • fatih caymaz 16 yıl önce Şikayet Et
    TAVUKMU YUMURTADAN ÇIKTI YUMURTAMI TAVUKTAN?. kürtler varlıklarını atatürk e borçludur hezeyanını ortaya atan salih1159 bende sana bir soru sorayım yumurta varlığını neye borçludur?cevap tavuk a tavuk varlığını neye borçludur yumurtaya EDEB YAHU HERŞEY VARLIĞINI ALLAH Acc .borçludur. edeb..edeb...
    Cevapla
  • mehmet ali 16 yıl önce Şikayet Et
    yine birileri kapanmış yaraları kaşıyor. ne istersiniz bu milletten be devletten.geçmişi kaşımakla ne kazanacaksınzı hiç hesap ediyormusunuz.gerçi vereceği zarar amacınız ise iyi hesap ediyorsunuz demektir. Her ne sebeple olursa olsun otoriteye başkaldıran,rejimi ve kurulu düzeni tehdit edenler şiddetle ve birdaha aynı haltı yemeye cesaret edemeyecekleri kadar korkutucu olarak cezalandırılmalıdırlar.buna kimse itiraz edemez.etse de vız gelir tırıs gider.Amaaa cezalandırma adına günahsız insanların sadece yakınlarına gözdağı amacıyla Ya da yakınlarını teslim olmaya zorlamak için koz olarak kullanılmalarını da hiç kimse tasvip edemez. Suçun bireyselliği esasına göre ancak suçlu cezalandırılır. Bu ceza suça göre orantılı ya da orantısız da olsa bu tartışılabilir ama masumların cezalandırılması ya da cezalandırma aracı olarak kullanılmasını kabul edebilecek bir insani yürek olacağını tahmin etmiyorum
    Cevapla
  • Fatih Gençtürk 16 yıl önce Şikayet Et
    DERS ALMAK LAZIM. Şimdi pkk yandaşlığı yapan hainler eskiye bakıp ders alsınlar
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat