Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!

  • GİRİŞ18.11.2011 06:32
  • GÜNCELLEME18.11.2011 06:32

Türkiye, ilk kez bir ülkeye müdahale istedi. Gerek Ortadoğu'da gerekse başka bölgelerde, bu tarz krizlere yaklaşımında oldukça temkinli davranan Türkiye, Suriye konusunda açık müdahale istemenin ötesinde, yaşanan krize sessiz kalanları da suçladı.

Libya'da yaşanan iç savaş ve müdahale sırasında tavır farklıydı. Çekingen, olabilecekleri öngörmeye çalışan, dış müdahalenin muhtemel sonuçlarından rahatsızlığını gizlemeyen Türkiye yerine, Suriye iç savaşında tarafını net biçimde ortaya koyan, Şam yönetimine açıkça tavır alan, ilişkileri koparan, muhalefete desteğini gözlemeyen, müdahalede öncü ülke olacağını rahatlıkla açık eden bir Türkiye var artık.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün yaptığı açıklamada sarfettiği şu cümleler, bu anlama geliyor: "Suriye, enerji kaynakları konusunda yeterince zengin olmadığı için dünyada yeterince izlenmiyor, Libya kadar yankı uyandırmıyor olabilir. Libya'da ölenler ne kadar insansa, ne kadar cansa, Suriye'de öldürülenler de o kadar insan, o kadar candır. Libya için iştahlarını kabartanlar Suriye'deki katliamlar için sessiz kalmaları vicdanlarda tarifsiz yaralar açmaktadır."

Söz konusu açıklama yapılırken Arap Birliği Suriye yönetimine üç gün süre veriyordu. Müslüman Kardeşler teşkilatı, "Türkiye'nin müdahalesini kabul ederiz" açıklaması yapıyordu. Rusya'dan ABD'ye, Arap başkentlerinden Avrupa ülkelerine herkes Türkiye'nin pozisyonunu tartışıyordu.

Libya benzeri müdahale senaryoları, İran'ın tavrı, Hizbullah-İsrail ilişkileri bu çerçevede yeniden ele alınıyordu. Halep'in kuzeyinde uçuşa yasak bölge oluşturulması, bu bölgenin Türkiye tarafından demetimi, zamanla yasak kapsamının genişletilmesi, muhalif güçlerin saldırılarının buradan yönlendirilmesi, Batı ve Arap dünyasının projeye tam desteğinin sağlanması gibi senaryolar ortaya atılıyordu.

Gelinen nokta şudur: Türkiye, Suriye yönetiminin devrilmesinde öncü güç olmaya kararlı.

Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

İbrahim Karagül / Yeni Şafak

Yorumlar4

  • Hakan Bayındır 14 yıl önce Şikayet Et
    Asıl acı olan. İlk baştaki alternatif olma anlayışımız, Cengiz Çandar'ın "uluslararası sistemin Suriye'yi bize ihale etmesi" ifadesiyle sonlanmış gibi görünüyor. Sanırım 1 koyup 3 almayı hayal ediyoruz. Bir zamanlar söylenen insanlık, hak, adalet, ilkeler çerçevesi unutulmuş gibi görünüyor. Başbakan insanlık diyor ama şu anda Gazze, Yemen, Bahreyn'dekilerin adını bile anmıyor, yani gerçekçi olamıyor, çifte standartlı davranıyor. Maalesef hak,adalet, ilkeler söyleminden yine "devlet çıkarı için herşey mubahtır" anlayışına dönülmüş gibi görünüyor. O zamanda eleştirdiğimiz emperyalistlerin taşeronluğundan öteye gidemeyeceğiz demektir, asıl acı olan bu, vesselam...
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • mevhibe inal 14 yıl önce Şikayet Et
    Hedef İran... Biz Suriye ile kavga ederken, Batı karga gibi, öldürdüğü Libyayı parçalamakla meşgul. Komşumuz Suriye konusunda.. Komşumuz İran farklı düşünürse ne olacak? Siyonist-Haçlı hayali olan Türkiye-İran savaşı mı?
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat