Futbol Hakemi ve Devlet

  • GİRİŞ17.04.2013 09:44
  • GÜNCELLEME17.04.2013 09:44

Bireyle diğer bütün fertler (toplum) arasında aktedilmiş sözleşmeler bütünüdür ve Devlet; ancak bu sözleşmenin uygulamaları ile kendine vücut bulup görünür olur. Devlet İnsan odaklı (yeni) anayasanın merkeze alınıp yasaların çevrede ikâme ve tasnif edildiği bir evrak manzumesidir. Deyiş yerinde ise devlet yönlendirme tabelalarından ibarettir”.

Devamında da, günümüzde “devlet benim, ben devletim!” diye höyküren her kimse, ona topluca verilecek en oturaklı cevabın “Hadi ordan!” demek olduğunu zikretmiştim.

Şimdi de başka bir benzetme yapacağım;

Devlet iyi yönetilmiş herhangi bir futbol maçında görev alan hakem gibidir.

Hakemin amacı ve görevi müsabakanın yapılacağı problemsiz ortamı sağlamak ve sürdürmektir. İhtiyaç duyulduğunda düdüğünü duyarsınız. Onun adil, emin, soğukkanlı ama güler yüzlü ve otoriter tutumlarıyla oyunculara, teknik direktörlere ve seyircilere verdiği güven duygusu, oyunu taraflar için kolaylaştırır.

Her ihtiyaç duyulduğunda tereddütsüz, hiç  zaafiyet ve tarafgirlik taşımadan anında olay yerindedir. Ama ona ihtiyaç yokken, tabii seyrinde yürüyen müsabakaya müdahalesi de yoktur. Varlığını ya da düdüğünü ne kadar az hisseder ve duyarsanız maçın kalitesi o kadar yükselir.

Öyle kesintisiz maçlar olur ki, hakem bir gölge gibi, her pozisyonun kadrajındadır. Ama onun dahlini gerektirmeyen oyun, kendi ritminde akar gider. Bazen, bir müddet oyuncular kadar seyirciler de hakemin varlığını unuturlar. Zira herkes kendini, kesintisiz süren oyunun heyecanına kaptırmıştır.

Bunun gibi, devlete ve onun yasa dayanaklı yaptırımlarına, sosyal hayatta ne kadar az ihtiyaç duyuluyorsa o ülkenin devleti; demokrasiyi özümsemiş yasalardan, ve milleti; başkalarının hakları ile kendi hakları arasındaki sınırı iyi bilen bireylerden müteşekkildir.

Devlet ‘hakem'liği unutup vatandaşlarından herhangi bir alt kimliğin ya da benliğin tarafını tuttuğu andan itibaren diğer tarafın itirazları başlar. İtirazlar şiddetlendikçe kasti fauller, öfkelenmeler, topla birlikte savrulan tekmeler, kontrolsüz hareketler, çift dalmalar, çaktırmadan takılan çelmeler, kör noktada ayağa basmalar, tükürmeler, küfürler... alır başını gider.

Derken sarı ve kırmızı kartlar havada uçuşmaya başlar. Soğukkanlılık ve sağduyu alıp başını gitmiştir. Artık ne otorite, ne güven, ne güleryüz işe yarar ve her şey çok çabuk kontrolden çıkar. Haksızlığa dayanamayan yan hakemlerden biri ofsaytla, faulle ve elle alâkasız pozisyonlarda bayrağını, dengeyi sağlamak için taraflı kaldırmaya bile başlar. Böylece, adaletin terazisi bozulmuş yönetimde, bölünme ve otorite boşluğu meydana gelir (nedense 70'li yıllar, darbeler, hatta 28 Şubat'ın uygulamaları geldi aklıma).

Böyle ortamlarda yedek kulübesindekiler ve top toplayıcı çocuklar dâhil olmak üzere, herkes hakeme yüklenmeye, stadda “i..e hakem” tezahüratları yankılanmaya başlar.

xxx

Herkes bilir ki; aşırı güç gösterisi güçsüzlüğün belirtisidir. Otorite; ihtiyaç duyulduğunda gövdesi ortaya çıkan gölge gibi olmalıdır. Olur olmaz pozisyonlarda gövde gösterisi yapıp korku salmaya çalışan hakemin otoritesini sahada zaafiyet bekler.

Aslında futbol basit bir oyun. Biliyorum, ülkemizde yaşananlar “bir futbol maçı” veya “spor müsabakası” kadar basit değil. Ancak endüstrileşince, yani futboldan başka unsurlar futbola girince basitlik yerini sofistike/karmaşık duruma bırakıyor.

Uluslararası gelişmeler ve ontolojik korkular milletin değil ama kendisini devlet zannedenlerin kimyasını bozuyor.

Teşbihte hata varsa günahı benimdir.

KISA MESAJ HATTI

Otorite; ihtiyaç duyulduğunda gövdesi ortaya çıkan gölge gibi olmalıdır.

 

 

 

İhsan Toy- Haber 7

İhsantoy@tasam.org

https://twitter.com/caricare1773

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat