Anlamadın mı hâlâ arkadaş?
- GİRİŞ05.06.2013 08:39
- GÜNCELLEME05.06.2013 11:40
Tam bir akıl tutulması; Biri suç işliyor diğeri kaydederek adeta suç delillerini hukukun önüne koyuyor. Buna benzer yüzlerce örnek kayıtlara girmiş durumda.
Duyguların zirveye çıktığı dönemler gerçeklerin dip yap(tırıl)dığı dönemlerdir. Yoğun duygusal sosyal ortam, sinir uçlarında her an sosyal histeriye ev(i)rilme potansiyelini taşır. Toplumsal histerinin fitiline ateş çakıldığında da dumanlı havayı sevenlere gün doğar. Deyim yerindeyse at izi ile it izi birbirine karışır.
Kara propaganda bir şeylerin üzerini örtmek, "saf"ları ve "zaaf taşıyanları" maniple etmek için "zekice" yapılmış toplumsal algı yönetimi çalışmalarıdır. Bu sebeple her türlü kara propaganda, minik ve ikna edici görünümlü akıl oyunlarıyla insanın duygusal zekâsına hitap eder.
Vasat düşünen her insan, önünde hangi pencere (ya da sayfa) açıksa her şeye ve olaya o pencereden bakma kolaycılığına kaçar. Yeni ve başka pencere(ler) açmak ve duruma bir de ora(lar)dan nazar etmek sıradan insan için gerçekten zordur. Onu tembelleştirip obezleştiren sunulmuş hazır yemek (fast food/consept/theory), fikir ve nazariye varken sağlıklı olanı talepte atalet gösterir. Küçücük akıl yürütmelerden bile üşenecek kadar pelteleşirken beyin, fark edilmeden beyan da fikren peltekleşir. Alışkanlıklar, ön kabuller, ön yargılar ve heybesindeki birikim farklı bakış açılarını deyim yerindeyse kameralar için geçerli "kör noktaya" dönüştürür; İnsan bakar, lâkin göremez.
Toplumsal hareketlerin yumuşak karnı, daha komplike ve organize olmuş bir takım küçük ama marjinal gruplar tarafından provake edilmesidir. Kitlelerin bilinçsizleştirilmesinden beslenen bu gruplar tarafından, toplum nezdinde başlangıçtaki hedefin flulaştırılması operasyonu başlar. Yönün, çıkış mecrasından saptırılmasıyla yapılmak istenen, temel amacın önemsizleştirilmesi ve yerine itina ile başka hedeflerin yerleştirilmesidir. Az önceki teorik cümlenin pratiğine Taksim Gezi Parkı olaylarında aynen şahit olduk.
Sonraki aşama karşıt grupları ve ardından sessiz çoğunluğu sokağa çekmektir. Ama sessiz çoğunluk; bazı doğru cümlelerle çok yanlış fiillere davet edildiğinin farkında. Sokağın davetine kulak asmayarak sessizce reddedip ibretle yaşananları seyretmeye devam ediyor. Çünkü seçimle gelenlerin başka yöntemlerle gitmesinin nasıl kaoslara, acılara ve buhranlara yol açtığını çok iyi biliyor.
Gazeteci-sanatçı diye, itibar rantı devşirmek telaşındaki bir takım ‘profeşınıl'ların, yine kıyılara vurup ses-görüntü kirliliğine yol açtığını görüyor. Gaza getirilen, daha aklı başına ermemiş sabilerin birer kurşun gibi sokaklara sürüldüğüne şahit oluyor...
Basireti tutuyor onu, firaseti sokağa engel...
xxx
Toz duman içerisinde unutulan bir şey daha var; Bu tip toplumsal olaylarda kalabalığın arasında kamufle olmaya çalışarak yıkıcı, yakıcı ve tahripkâr eylem koyanlar ile yaptıkları illegal işin salgıladığı andrenalinin etkisiyle kendine hakim olamayan vandalist eğilimliler ve aşırı uçlar iyot gibi açığa çıkarlar. Marjinal oluşumların ve vandalistlerin röntgeni gün ışığında kayıt altına alınır. Toz duman dağıldıktan sonra teknoloji yardımıyla "atın" da "itin" de bıraktığı parmak/ayak izleri kolaylıkla ayrıştırılır.
Gaza gelen adam balyozu almış eline polis arabasını tahrip ediyor. Arkadaşı da gülerek onu cep telefonuyla videoya çekip sosyal medyaya servis yapıyor. Tam bir akıl tutulması; Biri suç işliyor diğeri kaydederek adeta suç delillerini hukukun önüne koyuyor. Buna benzer yüzlerce örnek kayıtlara girmiş durumda.
Demokratik hukuk sistemleri kişinin kimliğine, sosyal statüsüne, aidiyetine göre çalışmaz. Yani suç işleyene bu bağlamda "sen kimsin?" diye sorulup ona göre muamele yapılmaz. Hâkimlere sadece, sabit olan suça karşılık gelecek cezada alt ya da üst sınır inisiyatifi verilmiştir. Suçların tanım ve kapsamları da yasalarla sabit olduğuna göre marjinal grupları ve kişileri, yürürlükteki yasalara aykırı davranışları sebebiyle bekleyen akıbet çok açıktır.
Sosyal histerinin ortaya çıkardığı toz-duman dağılıp aklıselim ortama yeniden hâkim olduğunda resim daha net biçimde gözükmeye başlar; Hükümeti devirmeye çalışıp devrimcilik oynayanlar, aslında onun gücünü perçinlediklerini, ortalık durulduktan ve sağlıklı düşünme şartları yeniden oluştuktan sonra anlayacaklardır. Türlü provakasyonlarla toplumsal algıyı yönetip devrim yaptığını zannederek kendini kandıranlar, aslında bizzat ayaklarına kurşun sıkarak uğruna mücadele ettikleri savlarını uzun vadede zayıflatmaktalar.
Şimdi, kimyası bozulup da o meşhur sözü eden arkadaşa müsaadenizle aynı soruyu yöneltmeliyim "... anlamadın mı hâlâ arkadaş?"
| KISA MESAJ HATTI: Arkasında Milletin olmadığı "Halk" devrimi, ancak sosyal medyada olur. |
İhsan Toy - Haber 7
Yorumlar4