Hasar tespiti...
- GİRİŞ27.12.2013 08:59
- GÜNCELLEME27.12.2013 08:59
Hasar tespiti...
Gezi parkı olayları ile ilgili kaleme aldığım “Gezi'nin ekonomi politiği” başlıklı yazımda;
“Tükiye'nin 2023'e dair iddialı hedeflerine ulaşmasını engellemeye matuf iç-dış türbülanslar ve inkıtalar zaten öngörülüyor ve bekleniyordu. Doğumuzda, batımızda kuzey ve güneyimizde kopan fırtınaların az ya da çok bize yansımaması ve ülkemizi etkilememesi sıradan aklın süzgecine bile takılır.
Türkiye'nin, neredeyse bir asırdır kaybettiği zamanı telafi etmek için, çok boyutlu çıkışlar yaparak on yıldır aşama aşama üstlendiği risklerin orantısız olduğu tezi ve ekonomi-politik fırsatları değerlendirmesinin sürdürülebilir olup olmadığı somut verilerden yola çıkılarak mutlaka tartışılmalıdır.
Ancak ülkemizde yaşanan kalkışmanın, masum ve yalnızca iç dinamiklerle yol aldığını söylemek dünyadan habersiz safların veya dünyadan haberdar kötü niyetli kurnazların dillendirilebileceği bir tezdir.” demiştim.
- Yukarıdaki tespit ve önermeler aklımızın bir köşesinde dursun (yazının tamamını okumak isteyenler bağlantıyı tıklayabilir: Gezi'nin ekonomi politiği).
Birçok şeyin kendisinden daha fazla anlam ve önem taşıdığı çok hassas ve kritik bir ‘Aralık'tan geçiyoruz.
Yaşadığımız onluk dilimli yıllar, geriye ve geleceğe dönük olarak 100 yıllık zaman dilimi içindeki sıradan on yıllardan çok daha fazla özgül ağırlık taşımakta. ‘Tayyip Erdoğan'ın herhangi bir ‘başbakan'dan ve Tayyip Erdoğan'dan, ‘Fethullah Gülen'in emekli bir vaizden ve Fethullah Gülen'den, ‘Halkbank'ın sıradan bir banka veya Halkbank kurumsalından, Türkiye'nin herhangi bir ülkeden ve Türkiye'den daha fazla anlam, kapsam, önem ve etkiyi üzerinde taşıdığı aşırı hassas bir dönemdeyiz.
Zaman, tarihin sarkacının tekrar Selçuklu'nun ve Osmanlı'nın bağrından çıktığı bu topraklara ve insanlarına kapıyı aralamaya başladığı bir çağı işaret ediyor.
O yüzden bu gün takınılacak tavırlar, alınacak kararlar ve belirlenecek istikametler, sonrasını çarpanın katkısıyla etkileyecek: ülke olarak ya çarpılıp, ikiseksen yere kapaklanacak ve seksen yıl olduğu gibi güdülen güdük bir ülke olacağız ya da ideallerimizle birlikte iktisaden de 2023'e yol alacağız.
- Bunlar da aklımızın başka bir kenarında dursun.
Durduramayacağınız hareketin içine sızıp yeterli müddet onunla yol alır, dinamiklerini, reflekslerini, huylarını tam olarak analiz edip nüfuz edebilme yollarını geliştirdikten sonra, zamanı geldiğinde önüne geçip domine de ederek yönünü değiştirebilirsiniz. Hatta toplumsal hareketin yaşandığı ülkede yeterli yerli kapasiteyi çok önceden sosyal hayat katmanlarında yetiştirmeyi veya içerisine yerleştirmeyi ihmal etmedinizse, kendi hidrolik potansiyelinden elde edeceğiniz enerji ile dip dalgayı geldiği istikamete geri çevirebilirsiniz.
Yani seçtiğiniz bazı insanları, hizmet ettiğini zannettirip memleketinin hezimeti için çalıştırabilirsiniz.
İşaret fişeği atıldığında “profeşınıl” kavramsal cambazlar, fikir kalpazanlığı yaparlar. İtibar ve unvan tüccarları tek tek değil, topyekün var güçleriyle tedavüle çıkarlar; çok doğru ve isabetli sözlerle yanlış fiillere davetiye çıkararak eğri hedeflere mermi atar/attırırlar.
‘Hısım'lık bağı olanları bile hasım haline getirebilirler.
Bırakın yanyana aynı ufka yürümeyi, aynı kadraja girmesi bile düşünülemeyeceklere, el ele verdirtip ittifak yaptırırlar...
Bu stratejik akıl birikimi, potansiyel ülkeler üzerinde uygulanmak üzere Batı'nın sosyal labaratuvarları; bazı üniversiteler, ‘think tankler', araştırma merkezleri ve elit istihbarat teşkilatlarının raflarında statik ve istatistikleri hesaplanmış biçimde zaten mevcut.
Ak Parti ile ‘hizmet hareketi' tabanı, zifirikaranlık gecede gökyüzünde pırıl pırıl parlayan iki yıldız gibi yan yanadır. Ama iç içe değildir. “Cemaat” (dikkat camilerde cem olan cemaat değil), suyun içindeki zeytinyağı gibi kendini likiditeye yabancılaştırmaz ancak ana kitle ve kütleden soyutlar.
Yapılanlar bereketliydi (bunu noktalı virgül koyup açalım); el birliğiyle yapılan işlerin sınırlı hacmi ile ortaya çıkan neticenin büyüklüğü arasındaki, kaderin ördüğü muazzam farktan bahsediyorum.
Ancak son yaşananlarla iki tarafın da kurumsalı ve temsil yetkilileri siyahla beyaz kadar yek diğerine zıtlaşıp düşmanlaşacak ve iki yıldız arasındaki milyarlarca kilometrelik mesafe kadar savrularak uzaklaştırıldı.
...
Şimdi makas değiştiriyorum; daha basit cümleler kuracağım;
- Tebabette meslek erbabını bağlayıcı temel bir ilke vardır; “Tedavi ederken amaç zarar vermemektir”. Yani nezle olan hastanın sağlığına kavuşması için, verdiğiniz ilaçlarla onu nezleden kat be kat ağır böbrek yetmezliğine duçar edemezsiniz.
- Futbol jargonuyla da söylemek gerekirse; topa diye hamle yaparak çift dalıp, onunla birlikte diğer oyuncuyu, aşil tendonunu kırmak gayesiyle çimlere savuramazsınız. Bu fauldür ve kırmızı kartla oyun dışına alınırsınız. Bu metaforda topun yerine “rüşvet ve yolsuzluk iddialarını”, aşil tendonuna kastedilen oyuncunun yerine ise Ak Parti'yi ikâme edin.
Kırmızı kartı alacaklar ise mâlum.
Yaşadıklarımız şunu gösteriyor;
“Kaş yapacağım” diyenler taammüden Türkiye'nin “gözünü çıkardı”. Zarar ortada; en iyimser hesaplarla bile finansal piyasalarda doğrudan kayıp 40-50 milyar dolar civarında ve ABD dolarının dün itibariyle 2,127 TL'lere çıkması, maliyetin daha da artacağını gösteriyor. Dolaylı zararlar ise ancak zamanla hesaplanabilir.
Zaman ayarlı orantısız operasyonlarla Ak Parti'nin, hükümetin ve Türkiye'nin aşil tendonlarına, kırmak-koparmak maksadıyla taammüden amiyane tabirle dalınmıştır. Üstelik her iki ayağına (siyasi-sosyal).
Aşil tendon koparsa ne olur? Hareket kabiliyetiniz sıfırlanır (bir aydır benimki öyle). İki ayağınızda birden koparsa bitkisel hayata girmiş gibi olursunuz.
Gezi olayları da dahil olmak üzere, yaşananların devasa mali götürülerini, eldeki verilerle oran orantı gibi matematik ve istatistik yöntemlerle tespit edebiliriz. Ülke olarak bütünleşip daha çok çalışarak bunu telafi de edebiliriz. Ama ya içinde güvenin de yer aldığı manevi hasar(lar)... Bunun telafisi var mı?
Yazının başlığı “Hasar Tespiti” ama bunu elbette ben yapmayacağım. Yapacak olanlar bu krize yol açanlardır. Hasarın telafisinin faturası ise 11 yıldır olduğu gibi yine Başbakan'ın önünde.
...
Şimdi aşağıdaki diyaloğu ‘hizmet hareketi' müntesibi, ulûl'elbab ve söz sahibi dostlara düz mantığın düzlüğünden çıkmaları dileğiyle ithaf ediyorum (Filozof Epiktetos'a atıf);
Dedim ki:
-Senin konuyu bilmen imkânsız.
Dedi ki:
-Haksızlık ediyorsun, ben bu konuyu çok iyi biliyorum.
Dedim ki:
-İşte bu yüzden imkânsız dostum, çünkü bu konuyu bildiğini sanıyorsun. Bildiğini sandığın şeyi öğrenmen mümkün mü?
KISA MESAJ HATTI:
Eğri yöntemlerden doğru netice çıkmaz.
İhsan Toy - Haber 7
İhsantoy@tasam.org
https://twitter.com/caricare1773
Kişisel Not: Bir ay önce spor yaparken aşil tendonum koptu ve ameliyat oldum. Çiçek gönderen, “geçmiş olsun” ziyaretine gelen ve mesaj gönderen dostlara teşekkür ediyorum. Evet, siyaset biliminde kavramsallaşmış “Aşil Topuğu” kavramını fiziksel olarak yaşamak enteresan bir deneyim.
Yorumlar1