Gündem şehvetinden uzak muhasebe

  • GİRİŞ14.07.2011 08:12
  • GÜNCELLEME14.07.2011 08:12

İnsan zaman zaman geriye dönüp muhasebe yapmalı. Gittiği yolun eğri mi yoksa doğru mu olduğunu, istikamette sapma yaşayıp yaşamadığını öncelikle benliğine sormalı. Başını yastığa koyunca rahat uyumak için yapıp ettiklerinden ve özellikle pişirip de söylediklerinden dolayı varsa yanlışları bunlardan pişmanlık hissetmeli.

Söz etkilidir. Üstelik Pir Yunus’un ifade ettiği kadar da güçlüdür;

Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz
...

İnsanız hata yaparız. O yüzden söylediklerimizden, yazdıklarımızdan  veya yanlış anlaşılmışlıklarımızdan hasıl olmuşsa “özür” borcumuz, fazla vakit geçirmeden samimiyetle ödemek gerekir.

Okumakta olduğunuz satırlarla kurulduğundan bu yana kamunun vicdanı ve mazlumların sesi olagelmiş Kanal 7 gurubunun haber sitesi haber7.com’daki yirminci yazımı kaleme almış oluyorum. O yüzden bu yazım, hem siz değerli okuyanımla dertleşme, hem de “klavyeye alırken”, geçmişe bu günün vizörüyle bakıp bir muhasebe yapma denemesidir.

Sorumluluğunun bilincinde olan ve bunu özünde hisseden kişi için sırat köprüsü kadar ince bir yol üzerinde yürümektir yazmak. Spor olsun diye suya yazmak, topu taca atmak ve kaleminin ucuyla değil, hesap yapmadan beyninin doğrularıyla kalbinin yol verdiğini kâğıda dökmektir.

Bütünüyle edebî metinler örmüyor, akademik önermelerden tez kotarmıyorum. Mesleki detaylarda okuru boğmamaya çalışıyorum. Sonuçta haftada bir yazıp her üçünün de sınırlarında geziniyorum.

Cevaplarını aradıklarım sizin kadar benim de sorularım.

Gündemin şehvetine ve güncelin cazibesine olabildiğince kendimi kaptırmayıp, hamaset tuzaklarına düşmeden, okuru yormayacak veya tembelleştirmeyecek kıvamda biriktiriyorum cümleleri. Sonra getirip “ben” ile “sen” arasında zihinsel ünsiyet kurmak için seriyorum buraya.

Bir dosttan diğer dosta yazılmış kalıcı bir mektup gibi okuyun içimden geçenleri. Maskesiz, önkoşulsuz, önyargısız...

Sürç-ü lisan ettimse affola...

...

 “Yeni bir çağ” analizi adını vermişim Mevlâna’nın

Dünle birlikte gitti düne ait ne varsa

Bugün yeni şeyler söylemek lâzım.

deyişiyle başlayan ilk makalemsi yorumuma.

Nobel Ödüllü Ekonomist Milton Friedman “bir ülkede para serbestçe dolaşmıyorsa, hiç bir fikir serbestçe dolaşamaz” sözüyle ünsiyet kurup önermesine teknoloji serbestçe dolaşamıyorsa hiç bir fikir serbestçe dolaşamaz diyerek katkıda bulunmayı ve onun düşüncesini bir adım öteye götürmeyi denemişim.

Kişilerle, kimliklerle bağlantılı gerçek hayatın gölgesi diyebileceğimiz, onun kadar somut, sosyal bağlantı ve  ilişkilerin de taşındığı paralel evren internetin yeni ulus üstü ötesi sosyal ve kültürel yapı şekillendirdiği tespitini yapmışım meselâ. İtiraf ediyorum sondan bir önceki paragraftaki öngörü iddialı kaçmış ama zamana güveniyorum o beni haklı çıkaracak.

***

Birleştirdi ve gitti... derken olayları teenni ile okuyan, atacağı adımları ve sonuçlarını mühendis titizliği ile hesaplamaya çalışan bir “devlet adamı” portresi çizmiş, küçük bir parçasına odaklanmayıp hep büyük resme bakan nev-i şahsına münhasır, etkisi Türkiye sınırlarını aşmış bir “siyasetçi” olan Merhum Prof. Dr. Erbakan Hoca’ya, O’nu Rahmet-i Rahmana yolcu ederken borcumuzu ödemişiz.

Ardından “merhum Erbakan Hoca ile şu an iktidardaki öğrencileri arasındaki en temel fark şudur; Öğrencileri O’nun ilk söylediklerini en son söylerken, Hoca en son söylenmesi gerekeni hep en başta söylemiştir” tespitini yapmışız.

***

Ekonomist makronun ve mikronun bilgisine sahip bir bilgindir. İktisatçı ise bunların ötesine kadar uzanabilmiş bir bilgedir” dediğimiz Ekonomistin iktisada attığı kazık! denememizde  “Ekonomist, patronun “pahalı” zevkleri olan “ucuz” adamıdır ve onun gücünün güdümündedir. İktisatçı ise hiç bir zaman gücün ya da patronun adamı olmamıştır. O ilkeleri ve erdemi içselleştirmiş “ucuz(!)” ihtiyaçları olan “paha biçilemeyecek” adamdır” büyük lafını etmişiz.

***

İnteraktif gazetecilik neyi değiştirdi? sorusunun cevabını “Konvansiyonel (geleneksel) medyanın en temel ve marazî niteliği tek yönlü olmasıdır. Bu yön medyadan okura/seyirciye/dinleyiciye doğru, medyanın etkin, muhatabın edilgen olduğu bir monolog şeklindeki eksik iletişim durumunu ifade eder. Teknoloji bu kadar yaygınlaşmadan önce medya kendi kendine konuşur, endoktriner bir tarzla anlayışını muhatabına dikte eder ve onu bir kaba sokmaya çalışırdı.

Değişen şartlar medyaya muhatap olanın da tepkisel etkinliğinin arttığı ve görünür olduğu bir dönemi doğuruyor. Artık iletişim “diyalog”a evrilip etkileşimli bir tam iletişim hâline bürünüyor. Okur/seyirci/dinleyici şimdi medyayı dönüştürüyor ve kendi kabına sokmaya çalışıyor” diyerek vermişiz.

...

Bilgin kimdir, bilge kime denir?  sorusunu ise bir tefekkür anıda kendimize yöneltmiş, bulduğumuz net yanıtı dostlarla paylaşmışız. “Niçin?” ve “nasıl?” sorularını kendimize sormayı tavsiye etmişiz.

...

İslâm ülkelerinin akil adamları Türkiye’de

Yıktınız perdeyi eylediniz viran...

Bana göre fetih, ona göre işgal!

Empati taşıyan bir kucak soru

Yüzyıl kısalır, bir gün olur...

Etnik çeşitlilik avantaj mıdır?

Birileri Aya giderken yaya kalanlar

Bat(a)mayacak kadar büyük olmak

Ey eline molotof alan çocuk!

Sandık başı psikolojisi ve seçmenin mesajı

AB ekonomisi nereye?

Dostluk ne işine yarar bu çocukların...

Fenerbahçe kümeye mi?

KISA MESAJ HATTI:

Hangi niyetle bakarsak o gözle görürüz.

İhsan Toy / Haber 7
ihsantoy@tasam.org

www.twitter.com/caricare1773

Yorumlar1

  • Ahmet Geldi 14 yıl önce Şikayet Et
    Gündemin şehveti. Haklısınız biraz içe dönmek gerek. İyi bir haber7 okuru olmama rağmen bazı yazılarınızı pas geçmişim. Umarım bu bir ayrılık yazısı değildir bu. Sitede gördüğümde okurum yazılarınızı. "Birileri aya giderken yayan kalanlar" yazınızı okudum az önce. Çok iyi tespitler yapmışınız. Samimiyetinizi sevdim. Yazılarınız kalıcı. Suya yazmadığınızı söyleyebilirim. Devam hocam.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat