Ben bir İmam-Hatipliyim
- GİRİŞ20.07.2011 08:53
- GÜNCELLEME20.07.2011 08:53
Merhum Ahmet Şişman’a ithafen...
Geçmişten çıktık, gelecek ise bizden sadır olacaktır idrakiyle kendimizi hep seçilmiş hissettik, ancak hiç bir zaman seçkin ve elit görmedik.
Okurken burs aldık. Okulları bitirdik, elimiz iş-ekmek tuttu burs vermeye başladık. Ezmedik, ezilmedik en önemlisi ezdirmedik.
Besmeleyle kerhâneye giren hacıyatmazlardan olmadık.
Hamasetin kralını yapacak teçhizat ve donanımlara sahiptik. Lâkin çıkarlarımız için kullanmadık. İçimizden gelmeyeni, özümüze sinmeyeni söylemedik. Aklımıza yatıp yüreğimizden beslenmeyene yol vermedik.
...
16 yaşındaydım. Cami stajında (mesleki uygulamada) verdiğim hutbeden, kıldırdığım Cuma namazından sonra cüppem yeri süpürüyor ve imam sarığı başıma bol geliyorken daha, gözü yaş dolmuş sakallı amcalar sarıldı ellerime. Utandım, mahcup oldum. İşte o zaman kendimi seçilmiş hissettim. Ancak hiç bir zaman seçkin ve elit görmedim.
...
Sabah saat sekizde girdiğimiz derslerden çıktığımızda yatsı ezanı okunurdu. Muhasebe de gördük Kooperatif dersi de. Müzik dersimiz vardı mesela. Ardından Dini Musikî’ye girerdik. Birinde öğretmenimiz bize Resim öğretirken diğerinde hocamızdan Hüsn-ü Hat dersi alıyorduk...
...
Yer Maraş. Orman Haftası kutlamaları yapılıyor. İl erkanı hazır. Dönemin Valisi Adnan Darendeliler, resim yarışmasında ilk üç dereceye giren öğrencilere ödüllerini verecek. Birinci gelen öğrenciye ödülünü verdikten sonra soruyor;
-Tebrik ederim oğlum hangi okuldansın sen?
El cevap;
-İmam-Hatip Lisesi efendim.
Vali “Afferim” derken gülümseyerek yanağını okşuyor öğrencinin.
Sıra ikincide, ödül tepsiden alınıp veriliyor. Tokalaşma esnasında yine aynı soru;
-Seni de Tebrik ederim oğlum. Peki sen hangi okuldansın?
V’el cevap;
-İmam-Hatip Lisesi efendim.
Vali şaşkın biraz. Bu kez başını okşuyor öğrencinin.
Sıra üçüncülük ödülü için bana geliyor. Kendimi tutamıyorum, bacaklarım tir tir titriyor. Aşırı heyecanlıyım ve yüzümde hafif bir gülümseme belirmiş.Vali Darendeliler ödülü verirken yüzümdeki tedirgin tebessümden (belki de sırıtışımdan) durumu anlamış olacak ki;
-Tebrik ederim oğlum, yoksa sen de mi?..
Heyecandan konuşamıyor, onay için sadece başımı sallayabiliyorum.
(Resim yarışmasında 1. Necmettin Çanak, 2. Hüseyin Küçükkürtül, 3. İhsan Toy ve (hürmetlerimi sunarım) Resim Hocamız Ahmet İhsan Aslantürk, )
...
Milli Güvenlik dersimiz vardı. Omuzu işaretlerle dolu harici üniformalı bir subay gelir anlatırdı rütbeleri ve kaç kişiye komuta ettiklerini. Bize davranışlarında bir soğukluk hisseder, anlam veremezdik. Öğrenemedik de rütbeleri ya da sınavdan sonra unuttuk gitti.
...
Tek kanatlı kuşun uçamayacağını hocalarımız kadar öğretmenlerimiz de biliyordu. Meşhur film repliğindeki gibi “Hoca sadece camide” değildi.
İlk dersimiz zaten Kuran’dı. Çokça Kur’an ezberi yaparken, üzerimizdeki çokça “ezberi” de bozuyorduk.
Tefsir, Hadis, Akaid, Fıkıh, Arapça, Hitabet, İslâm Tarihi, Siyer dersleri, aralarına Tarih, Coğrafya, Mantık, Psikoloji, Sosyoloji, Matematik, Geometri, Analitik Geometri, Fizik, Kimya, İngilizce ve Beden Eğitimini alırlardı. Beden Eğitimi dedimse laf olsun torba dolsun, spor olsun kabilinden değil ha! Hakkını vererek il ve Türkiye dereceleri alacak kadar... Şakaya gelmez yani.
...
Beden eğitimi öğretmenimin elimden tutup “hadi spor akademisi seçmelerine gidiyoruz” diyeceği denli ciddi. Ama ben eğitimi spor olsun diye yapmıyordum ki. Ülkem ve kendim için büyük ideallerim vardı.Top peşinde koşamazdım.
...
Yaptığımız her işi ciddiye aldık. Ciddiye almadığımız işi bıraktık yapmadık.
Köyden, kasabadan, şehrin kenarlarından da geldik kentin göbeğinden de.
Bizi barlarda, pavyonlarda elinde içki kadehi ile hiç görmediniz. Eşkâlimiz sabıka kayıtlarına girmedi. Kamu menfaatinin olmadığı, mazlumun yanında yer almayan ve insanî-ahlâkî yardım gibi sosyal organizasyonlar dışında organize işlerde bulamazsınız bizi. GBT kayıtlarında bırakın adımızı, izimize bile rastlayamazsınız.
İstikamet üzre hep yollardaydık. Yolsuzluklar bize yol bulamadı.
...
Gençlik var serde. Kanımız deli akıyor. Çıkmışız okuldan, adres kız meslek lisesi. Bizi gören ve niyetimizi anlayıp kıyafetimizden bizi tanıyan esnaf dedi ki; “Hoop!”, “Siz İmam-Hatiplisiniz utandırmayın bizi, yakışmaz size...”. Onlardan çok biz utandık. Kıpkırmızı suratlarla, başımız öne eğik dönerken, yol boyunca susarak konuşuyorduk arkadaşlarla.
...
Geçmiş zamanlarda bize dediler ki: “Siz üniversiteye gidemezsiniz?”. “Niye?” dedik. “Sizin buna hakkınız yok, ancak imam olursunuz!” dediler. “Oldu” dedik. Ama oldurmadık. Dışardan bitirme sınavlarına girip fark derslerini vererek ikinci ama bu kez “düz lise” diplomalarımızı aldık. Üniversite sınırlarını o pasaportlarla aşmıştık.
...
Her cemaate girdik ama hiç bir fraksiyonun adamı ol(a)madık. Kullandırmadık kendimizi ve kullanmadık kimseyi. O yüzden ard niyet taşıyan ve oyun kuranlar çekinip tedirgin oldular bizden. Çünkü tutmuyordu bize çaldıkları sahte maya.
12 Eylül öncesini de yaşadık, 28 Şubat’ı da. Elimize bırakın silahı, su’izanla çakı dahi almadık. Tuzak kurmadığımız gibi oyun da kurmadık, tasarlanan oyunların nesnesi hiç değildik. “Öz nedir?” sorusunun cevabını, tuttuğumuz işlerde hep özne olarak bulduk.
...
Yer Tuzla Piyade okulu, mevsim yaz ve hava çok sıcak. Yedek Subay sınavları öncesi iki kayıt masası kurulmuş, birinin önünde ağır aksak ilerleyen upuzun bir kuyruk. Sıradaki herkes güneşin altında durduk yere ter döküyor. Öbür masanın önü tenha ve bekleyen yok. Dayanamadım elimde evraklarla sıranın en arkasından geldim, çıkışırcasına sordum masanın arkasındaki, yazlık asker kıyafetiyle gölgede sinek avlayan subaya:
-Siz niye kayda yardımcı olmuyorsunuz?
Omuzundaki rütbesinin altına, yeşil beresini katlayıp sokmuş o subay (sonradan öğrenecektim rütbeleri, Üsteğmendi ) bana dedi ki:
-Burası gönüllü komando masası.
Evraklarımı masaya koyup dedim ki:
-Bu iş gönülsüz olur mu? Gönüllüyüm ben de. Yapın lütfen kaydımı.
...
Üniversitede en sevdiğim hocam solcuydu. İmam-Hatipli olduğumu bilir, o da severdi beni. Bir iki kitap kapağı yaptım ona. Hatta bir kitabı için karikatürler çizmemi istedi. Çizdim de; kitap kapağında adımı, adının yanına yazdırdı.
...
Yaz mevsimiydi, fakülte tatil. Çağırdı beni ve dedi ki o hocam;
-Staj var İhsan. Seçeneklerin; üniversite kütüphanesi, araştırma kütüphanesi, Nazım Hikmet Vakfı Kütüphanesi...
Sözünü kestim;
-Tamam hocam. Nazım Hikmet’e gideceğim saymayın diğerlerini.
Önce şaşırdı. Sonra gülümsedi, bir şey sormadı.
Ama ben;
-Nazım’ın bir iki kitabını ve şiirini öylesine okumuştum. Şimdi külliyatı (bütün eserlerini), ortamında okurum...
deme ihtiyacı hissettim.
...
Okulda Türktük, Kürttük, Zazaydık, göçmendik, Lazdık, Çeçendik, Çerkezdik ve bunları farketmezdik.
Tarafımız hep “Bir”den ve birleştirenlerden yanaydı. Hiçbir zaman bölenlerden olmadık. “Sürü psikolojisi” çobanlık yapamadı bize, ne sosyal ne fizyolojik, ne iç ne de dış muharriklerle “güdü”lenip güdülenlerden olduk.
İmam-Hatip ve İmam-Hatiplilik üzerinden yeni bir hizip kurmadık, teşebbüs edenlere pirim de vermedik. Zira talip olduğumuz habbe değil kubbeydi.
Birilerinin bizi arka bahçe olarak görmelerini/göstermelerini sevdik. Görene hürmet ettik gösterene kin tutmadık. Ama güdülecek koyun değildik, hiç kimsenin arka bahçesi ol(a)madık.
Memur, iş adamı, esnaf, imam, yazar, çizer, sanatçı, bürokrat, bakan, başbakan, başbakan oğlu, başbakan kızı olduk...
Ama Muhammed İkbal’in deyimiyle “sahile vurmuş çer çöp” hiç olmadık.
...
Vefat eden Ensar Vakfı eski Başkanı Ahmet Şişman’a ve menfur terör saldırıları neticesi şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları Cennet olsun.
|
KISA MESAJ HATTI: |
|
Yanlış anlamak da bir erdemdir. En azından söyleyeni anlama çabası içerir. |
İhsan Toy / Haber 7
ihsantoy@tasam.org
Yorumlar14
-
Majestelerim
14 yıl önce
Şikayet Et
herkes imam-hatipi anlatır.... fakat sizler gibi toplumun önde gelenlerinin ve imam hatipin bağrından çıkmış bir yazarın bu yazıyı kaleme alması çok da güzel bir izahat olmuş. imam hatipliler bu topluma çok olumlu yönler katmıştır. elinize kaleminize ve yüreğinize sağlık hocam...
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
-
emine akçay yılmaz
14 yıl önce
Şikayet Et
imam hatipli olmak ayrıcalıktır. sayın yazar tüylerim diken diken oldu yazdıklarınızı okurken durumu ne güzel özetlemişiniz rabbim sizlerden ve bu okulların devamını sağlayan büyüklerimizden ve çocuklarının önlerinin kapalı olduğunu bildiği halde onları bu okullara gönderip devamını sağlayan ana babalarımızdan razı olsun.
Beğen
Cevapla
Toplam 5 beğeni
-
tuncer suruçoğlu
14 yıl önce
Şikayet Et
İMAM HATİPLİ OLMAK. İhsan kardeşim Allah senden razı olsun
imam hatimli olmak ancak bu kadar güzel anlatılabilir.
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
-
ersay yılmaz
14 yıl önce
Şikayet Et
İ.H.L 'lilere ayrımcılık hala var. ben i.h.l mezunu olarak çok fabrikalardan geri döndüm.uluslararası sertifikalara sahip kaynakçıyım f.s.m köprüsü boğaziçi köprülerinde bile kaynakçı olarak çalıştım.yurtdışı fln fabrikalar tutturmuş e.m.l mezunu diye.güvenlikçi bana kaynakla adam yapsan almazlar seni dedi. vs,vs bu gibi başıma çok şeyler geldi.hükümet yetkililerine bu ayrımcılık hala niye devam ediyor diye sesimi duyurmaya çalıştım.belediye başkanı hak verdi ama bi şeydiyemedi.2008 de kpss ye girdim mesleğim icabı tpao başvurum kabul olmadı yani sistem bile kabul etmedi.benim gibi nice meslek ve meşreplerde olan i.h.l mezunu var başbakan i.h.l.li olarak çözüm üretmeli.ihsan bey bu haksızlıkları ara sıra gündeme getirirseniz iyi olur.saygılar
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Yusuf ÇİFTÇİ
14 yıl önce
Şikayet Et
Bunları bilmiyor mu İmam-Hatipli ağabeylerimiz ?????. Evet dayılarım 12 Eylül'ü gördü biz 28 Şubat'ı. Ayrılanlar oldu, biz kaldık. Düz liseyi dışarıdan bitirmemize bile mani oldular. Mesut YILMAZ bey kanun çıkardı apar-topar. Bugün İmam-Hatipli bir başbakanımız var, peki ama bunca sıkıntı neticesinde mahvolan hayatlar, yitip giden gençliklerin hesabını kim verecek ??? Telafisi nasıl olacak ??
30 yaşında bekar kızlarımız,erkeklerimizin evlenememesinden kimi sorumlu tutuyor Rabbimiz ?? Bunları bilmiyor mu İmam-Hatipli ağabeylerimiz ?????
Beğen
Cevapla
Toplam 6 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle