Kimin eli kimin cebinde?

  • GİRİŞ28.07.2011 09:15
  • GÜNCELLEME28.07.2011 09:15

Günümüz küresel ekonomisi iki taş arasına sıkışıp da çatlamadan dengede durabilen yumurta kadar kırılgandır.

Toplumlar kadar bireylerin de hassas olduğu üç tane sosyolojik sinir ucu vardır.

Bunlar;

(1) iş-gelir güvencesi,

(2) sağlık garantisi ve

(3) gelecek endişesidir.

Her türlü sürdürülebilirlik, sosyal ve iktisadî denge yukarıda saydığımız üç unsurda sağlanan güven kavramları üzerine oturarak sosyal barışı tesis eder.

İktisadî dengenin bozulması sırasıyla istihdamın azalmasıyla iş-gelir güvencesini, sağlık güvencesini olumsuz etkilemekte ardından bireysel ve toplumsal gelecek korkusunu büyüterek sosyal güvenliğe zarar vermektedir.

Geçmişte neredeyse sekiz yılda bir ortaya çıkan ülkesel, bölgesel ya da küresel ekonomik krizleri hep finans piyasası çıkarmıştır. Dalgalardan, önce finansal piyasalar ardından da reel sektör etkilenmiştir. Dünyada büyük ölçekte “mal krizi”, “hizmet krizi” veya “üretim krizi” diye adlandırılan bunalım hiç olmamıştır. Yaşananlar hep “finans”, “borç” ve “bütçe” krizidir.

İKİDE BİR DÜNYANIN BAŞINA ÇORAP ÖREN FİNANS PİYASASI NEDİR?

İnşaat-emlak, gıda, hizmet, sanayi vb. gibi bir piyasadır o. Ama sıradan insan için garip bir piyasadır. Orada satılan da satın alınan da kaydî değerler, yani kâğıtlar, yani rengi ne olursa olsun para, hisse senetleri, poliçeler, fon ve hazine senetleri, türev piyasa enstrümanları ve benzerleridir.

Bir anlamda insanlığın geleceğinin, emek ve birikimlerinin alınıp satıldığı ortamdır. Daha somut olarak (1) iş-gelir güvencesi, (2) sağlık garantisi ve (3) gelecek endişesi pazarıdır. GÜVEN duygusu/algısıdır tezgâhlarda alınan ve satılan. İnsanlığın alın teri üzerine oyunların oynandığı, yasal kalpazanların kol gezdiği bir yerdir orası.

Sürdürülebilirlik güven algısına bağlıdır. Uluslararası derecelendirme kuruluşları da, ülkeler ve şirketler için, çeşitli yöntemleri kullanıp gerçekleştirdikleri sosyoekonomik sondajları, verdikleri “not”larla “karne”ye döküp bu algıyı pozitif veya negatif biçimde somutlaştırarak görünür hâle getirirler. Elbette serbest piyasa kurallarına göre.

...

Küresel finans piyasası aşırı derecede ve balon gibi şişmiştir. 2000’li yılların başında bile sadece Londra İnterbank piyasasında yılda, dünya ticaretini finanse edecek miktarın 15 katı para dönmekteydi. Bu yüzden günümüz küresel ekonomisi iki taş arasına sıkışıp da çatlamadan dengede durabilen yumurta kadar kırılgandır.

...

kullanKüresel Finans piyasasının reel sektörle bağı pamuk ipliği gibidir. Fakat ip koptuğunda kabak en çok yine reel ekonominin başına patlıyor. Yani çalışan emekçinin, yırtınan sanayicinin... Paradan para kazanmaya tevessül etmeyip “üreterek emekten ekmek kazanalım” diyenlerin.

...

Uluslararası finans piyasaları sıradan insanın anlayamayacağı kadar karmaşık fakat kendi içinde sistemli ve düzenlidir. Tam bir düzenli karmaşa “Aheng-i hengâme” görünümündeki ortam bu özelliği ile seçkin gurupların yönetebildiği bir durumdadır.

Sistem, sadece sektörel elitlerin anlayabileceği karmaşadan çıkıp tüm çıplaklığıyla sıradan insanın anlayabileceği sadelikte ve netlikte görünür bir hâl aldığında, toplumun adalet kaynaklı itirazları tarihte hiç olmadığı kadar yükselecektir.

...

Yine bu piyasa ve ABD mahreçli 2008 Küresel Finans Krizi dalgalarının daha fazla yükselip tahrip alanını enine ve derinliğine genişletmemesi için devletler, vatandaşlarına hizmet olarak geri dönmesi gereken vergilerinden ayırdığı paralarla çoğunlukla bankaları kurtarmıştı. Bir diğer deyişle çözüm olarak krizin geri kalan etkisini ötelemeyi/ertelemeyi seçmişlerdi.

Daha önceleri kapitalist sistem, ortalama sekiz yılda bir “error” verip duvara toslardı. Şimdi bu süreyi Batılı devletler elbirliği ile dört yıla indirecek gibi.

AB Yunanistan’ın, tabiri caizse -bizde bir zamanlar yaygın olan- “görev zararı’nın” bir kısmını, ikna ederek Yunan tahvillerinde yaptıkları “devalüe” ile bankaların bilançolarındaki “zarar” hanesine yazdırıyor. Bu nasıl bir “Serbest Piyasa” ise?

Özgürlük çıkışlı “Arap Baharı”ndan sonra ekonomi kaynaklı bir “Avrupa Kışı” bekliyor Dünyayı.

Günümüzde halkların meşru taleplerinden beslenen küresel bir dip dalga hareketi var. Yaşananlar kitlelerin doğal taleplerinden beslendiğinden yüzeysel ve geçici bir durum değil tam aksine sosyal katmanların en altından yukarı doğru yükseldiği için sonuç alıncaya kadar durmayacak niteliktedir. Bireysel özgürlüklerden ekonomik taleplere kadar her alandaki çıtayı, gelişmiş ülkelerin refahı seviyesine çekme çabasıdır yaşananlar.

Ve unutulmamalıdır; güç ve çıkar odakları tarafından en çok yönlendirilme ve provokasyonlara müsait kitlesel hareket de budur.

Bu dip dalga Orta Doğu ve Mağrip ülkeleri ile sınırlı kalmayacaktır. Devamı Avrupa’da yaşanacak gibi. Çünkü ekonomik kriz Batıyı sallıyor, kamu düzenini tehdit ediyor. PİGS ülkeleri (Portekiz, İrlanda, İtalya, Yunanistan (Greece) ve İspanya (Spain)) sosyal travmanın eşiğine gelmiş durumdalar.

Doğu halkları kanaatkârdır ve az ile yetinmeye alışıktır. Yüzyıllarca kendi aralarında savaşarak ancak barışabilmiş, pragmatik Batı halklarının refahlarında yaşayacakları eksilmeye ise hiç tahammülleri yoktur.

kullan

Çizelge stargazete.com internet sitesinden alınmıştır.

ABD’NİN BORÇLANMA KRİZİ(!) MESELESİ

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD savaşın galibi apoletiyle ve kendi eliyle kurduğu sistemi batırır mı?

ABD’nin iktisadi krizi sadece borçlanma limitinin temsilciler meclisinde sağlanacak bir uzlaşma ile yükseltilmesine indirgeniyor. Borçlanma limitinin yükseltilmesi ABD’nin borcunu ortadan kaldırır mı? Göreceksiniz bir kaç güne kadar borçlanma limiti yükseltilecektir. Kaldı ki altı aylık zaman kazandıracak Cumhuriyetçi Parti önerisi masada duruyor. 

Ülke zaten karşılıksız para basarak dünyaya dolar ihraç ediyor. Bunu yaparak emisyon (senyoraj) kazancı elde etmeye devam edecektir.

...

Nedir tüm yaşananların anlamı?

Kapitalist zekânın şımarık çocuğu ekonomist, iktisadı kazıklamaya devam ediyor.

Ürettiğinden kat be kat fazlasını sürekli tüketerek yapıyor bunu. Hem de şu günlerde bir damla su ve bir dilim ekmek için 500 kilometre yürümek zorunda olan Somalili çocuğun lokmasını tüketecek kadar çılgınca.

 

İhsan Toy / Haber 7
ihsantoy@tasam.org

www.twitter.com/caricare1773

Yorumlar7

  • Ahmet Özbir 14 yıl önce Şikayet Et
    FİNANS PİYASASI YAHUDİ'NİN ELİNDEDİR! ANCAK ARTIK ONUN DA BORUSU ÖTMEYECEK!... Çünkü yeryüzü insanlığı uyanıyor, bilhassa Türk'ün Büyük Lideri uyandırıyor, BASININ yüzde 95'i yahudinin elinde, sermaye piyasalarının ezici çoğunluğu yahudinin elinde, ancak bundan böyle eskisi gibi boruları ötmüyor, ötemiyor, sekiz senedir krizden çıkamıyorlar, inşallah çıkamyacaklar, ancak Türkiye krizin anasını, babasını, yedi sülalesini ağlattı, yok etti, kimin sayesinde TAYYİP'imin sayesinde tabii ki! Bazı Tipi Bozuk Familyacılar neden sürmanşetten TAYYİP şöyle böyle deyip vuruyorlar, çünkü o sermayenin sevgili yari onlar, ancak biz milletin yariyiz, millete sevdalı olan medyanın yanında yer alırız, o sermayenin yanında oluruz! Artık YAHUDİ DÜNYAYA YÖN ÇİZEMEYECEK, TÜRKİYE YÖN ÇİZECEK! Bunu herkes kafasının bir kenarına nakşetsin!..
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • engin günay 14 yıl önce Şikayet Et
    amerika merkez bankası kimin elinde. bilen varsa yazsın abd merkez bankası fed kimin kontrolünde ortakları kim bastığı paraları abd hazinesine karşılıksız mı veriyor bundan dolayı bi geliri varmı
    Cevapla
  • Ahmet Geldi 14 yıl önce Şikayet Et
    Kriz çanları çalıyor ama Türkiye için değil.. Evet AB ve ABD için zor günler geliyor. Fakat şu unutulmamalı. Yaşananlardan az ya da çok mutlaka ülkemiz de etkilenecek. Ama kriz çanları çok şükür ülkemiz için çalmıyor.
    Cevapla
  • yasargur 14 yıl önce Şikayet Et
    artık. kapitalist sistem duvara toslamıştır bir an önce emeğin gerçek değerini ve paranın faizsiz bir şelilde değerlendirilebilmesi için yeni bir sistem uygulamaya konulmalıdır.müslüman ekonomist ve finascıların kafa kafaya verme zamanı geldi geçiyor bile.
    Cevapla
  • tolga ceyhan 14 yıl önce Şikayet Et
    dünyanın kanını emiyor açıkçası. ABD evet dünyanın kanını emiyor rakamlar ortada bir AB birliğinde dönen paranın iki katından fazla borçlanma ile dünyayı yönetiyor nasılmı dünyaya silah satarak silah sattığı ülkelere barış demokrasi getirme bahanesi ile tepesine çökerek 1-2 milyar dolara koskoca bir ülke açlıktan kurtulabilcekken bu parayı o ülkede asayiş sağlayacağım vaadiyle silah asker göndererek aç insanların açlıktan ölen çocukların kanıyla besleniyor dünyayı sömürge gezegeni haline getiren bir ülkenin batışınıda seyretmeye hazırlanın artık 10-20 yıl içerisinde sihirli bir değnek bulamaz ise korkunç bir yıkımla karşı karşıya kalacak bunuda kimse öngörmese bile 10-20 yıl içerisinde hep beraber göreceğiz bu arda milletler toplumlar bölünmeyi fitne fesatı aralarından atması gerek milletlerin içine sokulan fitne fesat sadece kan emicilere insanların milletlerin acısından kar sağlayanlara yarayacağı ortadadır
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat