Depremle gelen tarihi fırsat
- GİRİŞ26.10.2011 09:49
- GÜNCELLEME26.10.2011 09:49
“Amacımız öldürmek değil yaşatmaktır.”
Sayın Başbakanım,
Son bir haftada yaşananlar ülkemizin önüne büyük ve tarihî bir fırsatı getirmiştir.
Durum iyi değerlendirilip, sonuçları hesap edilirse ortaya çıkaracağı birleştirici toplumsal sonuçları itibarı ile bu fırsat bir daha ülkemizin önüne gelmeyebilir.
20 Ekim 2011 tarihinde teröristlerin saldırısı sonucu Hakkari / Çukurca’da 24 askerimizi şehit verdik. Vahim olay toplumda büyük bir infiale sebep oldu. Türkiye’nin hemen hemen bütün şehirlerinde teröre karşı tel’in gösterileri yapıldı. Ülkemizin Türk ve Kürt etnisitesi arasındaki fay hattını daha da derinleştirmeye yönelik PKK terör saldırıları sonrasında yapılan gösteriler yer yer Kürt karşıtı sloganlara ve provakasyonlara yol açtı.
21 Ekim günü Kuzey Irak’a kara harekâtı başlatıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri 22 taburla 5 ayrı bölgeden Kuzey Irak’a girerek PKK terör kamplarına operasyonlar düzenledi. Gelen rakamlar muhtelif olmakla birlikte 270’in üzerinde PKK’lı teröristin öldürüldüğü bilgisi yetkililerce kamuoyu ile paylaşıldı.
23 Ekim günü Van ili Erciş merkezli yaşanan deprem felaketi bir anda Türkiye’nin gündemini değiştirip 74 milyonun ortak acılarla yeniden kenetlenmesini sağladı. Ülkenin dört bir yanından deprem bölgesine yardımlar yağdı. Öyle ki sadece bir televizyon programında bile 4 saatte 62 milyon TL’nin üzerinde yardım toplandı. Türkiye’nin tüm şehirlerinde insanlar “ensar ruhuna” atıf yaparcasına evlerini deprem mağdurlarına açtılar.
Bu birliği ne kadar da özlemişiz.
Ortaya çıkan duygusal atmosferde, Kuzey Irak’a yapılan operasyonların, Van’da, “Amacımız öldürmek değil yaşatmaktır” ana fikrini taşıyan geniş STK katılımlı bir toplantıda yapacağınız konuşmayla beraber durdurulması, bu birlik atmosferini taçlandıracaktır.
PKK terör örgütü ve uzantılarının yönetici kademesinin bu samimi hamle karşısında etkilenmeyeceği beklenir. Ancak Kuzey Irak Operasyonunun durdurulması ve konuşmanızın, halk nezdinde Bölücü Terör Örgütüne yönelik muhtemel sempatiyi ve desteği kıracağı açıktır. Tıpkı Karadeniz’de olduğu gibi halkın direnciyle karşılaşan ve arazide lojistik destek bulmakta zorlanan terör örgütünün işi, içinden çıkılamayacak kadar güçleşecektir.
Yeni anayasa sürecinde ülkemizin bir sükûnete ihtiyaç duyduğu da ortadadır.
Basın toplantısı ile yapacağınız ve bütün televizyonlarda canlı yayınlanacak konuşma, beklenilenin çok üstünde etki yapacaktır. PKK terör örgütü ile uzantılarına karşı muhtemel halk desteğinin biterek yalnızlaşmaları konusunda da iç ve dış kamuoyunda büyük yankı bulacaktır. Özelikle bazı genç Kürt vatandaşlarımızın kafasında artık kemikleşmeye durmuş Türkiye Cumhuriyeti karşıtı fikirler temelden sarsılacaktır.
Önerdiğim; Deprem psikolojisi ile de örtüşen “Amacımız öldürmek değil yaşatmaktır” mottosu ile Kuzey Irak operasyonunun durdurulması, harekât ile 1.000-2.000 teröristin ölü ele geçirilmesinden daha çok pozitif etki ve sosyal getiri sağlayacaktır.
Bu tavır hem insanîdir hem İslâmidir ve hem de “insanı yaşatmak” odaklı büyük devlet olmanın gereğidir.
Güvenlik mensuplarına pusu kuran, görevi insanların imanını kurtarmak olan imamı sinsice katleden, sicimini tutuşturdukları molotofları hiç bir şeye aklı ermeyen sabilerin eline veren, halı sahada maç yapan polisleri kadın erkek demeden tarayan, iki dünyasının da peşinde koşan İHL’li öğrencinin yurdunu molotoflayıp yakan, sivil kıyafetli assubayları kalleşçe arkasından vuran, düğüne giden kadınlara el bombası atıp, üzerlerine yüzlerce mermi boşaltan... kalleş zihniyet bu sulh-u salâh girişimine kulaklarını tıkayacaktır. Ancak bu son çağrı, kandırılan vatandaşlar nezdinde umulur ki karşılığını bulacak ve bölücü terör örgütü içindeki çözülmeyi hızlandıracaktır.
Kürt mert insandır. Bu yapılanların hiç birinde Kürt mertliğinin izi yoktur. Adına hareket ettiklerini iddia edenler, önceden neftlendikleri “mazlum Kürt”ün üzerine “zalim Kürt” algısını bilerek yerleştirmeye çalışıyorlar bu kez.
...
Bu ülkenin enerjisi yeterince toprağa verilerek heba oldu. Bela Türk’ün ve Kürt’ün binlerce canına mal oldu. Üstelik her ikisinin sofrasına aş, başını sokacak yuva ve geleceğine ışık olacak 350-400 milyar dolar parasını emperyalizmin amiral gemisi, silah sanayinin lokomotifinde kömür niyetine yakarak.
Sayın Başbakanım,
Söz etkilidir. Pir Yunus’un ifade ettiği kadar da güçlüdür. Üstelik böylesine yoğun duygu atmosferinde edilecek yürekten gelen kelâmın etkisi “çatışmayı bitirecek” kadar manevi gücü barındırabilir;
Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz
...
Bilindiği üzere çatışmalar arazide değil zihinlerde ve duygularda oluşturulacak güven ile kazanılır.
Terör yuvalarına her zaman operasyon yapılabilir. Ancak toplumsal duygu yoğunluğunun pozitif anlamda bu kadar birikip kesiştiği ve tepe yaptığı zamanlara tarihte ender rastlanılır.
Tarih belki de böylesine büyük bir fırsatı bir daha önümüze çıkarmaz.
Ülke olarak bütünleşip Türkiye’nin yolunu tıkamak için küresel oyuncuların elindeki, ikide bir kullandıkları şu terör kartını artık çekip alalım.
Büyük değişimler ancak radikal kararlarla gerçekleşir. Hayâlpolitik bazen reelpolitikten daha etkilidir. Ve bu tahâyyül Martin Luther King’in Amerika’da ve Gandhi’nin Hint’te kurduğu “hayâl”den daha gerçekçidir.
Saygılarımla.
İhsan Toy / Haber 7
ihsantoy@tasam.org
Yorumlar3