Ne zaman Yeni Türkiye oluruz?
- GİRİŞ17.11.2011 08:56
- GÜNCELLEME17.11.2011 08:56
Her “yeni”nin kıyamet alameti sayıldığı eski geleneksel dönemlerden neredeyse tutku ve ideale dönüştüğü “modern” zamanlara geldik.
“Yeni” ideal bir reklam sloganıdır.
İçini dolduramadığınız “yeni”, kullanıldığı gün eskir.
Kavram olur olmaz biçimde çok sık kullanılan bir nitelemedir. Düşüncenizi, buluşunuzu, ürününüzü ne kadar eski olursa olsun önüne koyacağınız “yeni” ibaresi ile sunarsanız kitlelerin dikkatini çekmeyi başarırsınız. Ancak ortaya koyulan “eski” ise, çok kısa sürede “yeni” nitelemesi örselenip onun üzerinden akar ve toplumun ilgisini de beraberinde alıp götürür.
(Kavramın gayrı resmi patenti Hasan Celal Güzel’e ait. Üstelik “Yeni Türkiye” deyişinin üstüne bir yayınevi kurarak entelektüel bir çevreyi somut ve güzel işlere de çekmeye çalışmıştı sayın Celal Güzel. O yüzden fikre, emeğe ve düşünce düzeyine saygı çerçevesinde Güzel soyadını zikretmek bizim için bir borcun ödenmesidir.)
Ülkemiz değişiyor, dönüşüyor ve gelişiyor ama henüz “Yeni Türkiye” vasfını hak etmedi. Yasal düzeyde hâlâ eskiyiz. Bazılarımız çağın paradigmasını görüyor/okuyor olabiliriz. Ama gereklerini yasal düzlemde pratiğe aktarmadık daha. Henüz eskiye dair zihinsel kabulleri sosyal düzlemde yeni ufka tahvil edemedik.
Biraz ironik olacak ama örneğin bir çok gazeteci ve köşe yazarı hâlâ eski.
Hayır. Tecrübenin biriktiği yaşlılıktan bahsetmiyorum. Elbette ona, başımızın üstünde tutacak kadar saygı duymak boynumuzun borcu. Bahsettiğim fiziksel değil zihinsel yaşlanma ve “profesyonelleşme”. Kendini güncellemeyen, hep eski tarz ve alışkanlıkla rutin şekilde şablon çalışan “eski”ye saygı duyulması beklenmemeli. Üstelik onlar için yazmak, kendini tekrar etmek derecesinde, köşeyi dolduracak vuruş sayısından ibaret bir duruma, dolayısı ile azaba dönüşmüşse okur da işkence çekmeye başlamış demektir. Okur için vasat düzeyde de olsa ufuk açıcı ol(a)mayan köşe yazarı kendini “eski ve yeni” kavramı üzerinden sorgulamalı.
Yönettiği medya organını yerel ya da ulusal bakış açısıyla idare eden, bölgesel ve küresel değişimlere göre yapıyı dönüştürmeyi düşünmeyen medya yöneticisi de kendini “eski ve yeni” kavramı temelinde sorgulamalı. Türkiye’nin bölgesel etkinliğini düşünerek artık sınırlarımızın dışında da ciddi bir hedef kitlenin teşekkül ettiğini görmeli. Yayınlarını çevre ülkelerde de aynı isimle etkin hâle getirmek için yöntemler düşünmeli. Vizyon ve misyonunu Avrupa, Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu ve Afrika üzerine planlamayan medyanın gelecekte sadece mahallemizin medyası olacağını görüp kendini bunun üzerinden yenilemeli.
Son on yılda yaşadığımız değişim, dönüşüm ve gelişmeler penceresinden bakarsak Türkiye kesinlikle eski Türkiye değil. Ama emin olun “yeni Türkiye” de olamadı henüz.
Tahmin ediyorum, -ben de dahil- bir çok yazar “Yeni Türkiye” diyerek özlemlerini, beklentilerini ve niyetlerini ifade etmek konusunda heyecanlıyız ve sabırlı olamıyoruz.
Tüketmeyelim bunu.
“Yeni Türkiye”yi bir slogana indirgemeden bekleyelim.
Anayasa zamanın ruhuna uygun biçimde hazırlanıp milletin onayından geçsin, işte o zaman startını verip istediğimiz kadar kullanalım hep birlikte.
Hatta ertesi gün gazetelerin hepsi birden “Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!” manşetleri atsın.
...
Ne zaman yeni Türkiye oluruz?
Öncelikle milletin iradesinin yansıdığı bir anayasa yürürlüğe girerse ve “taşıyacağı tek mühür milletin mührü” olursa “Yeni” bir “Türkiye”den bahsedebiliriz.
Ardından terör bitirildiğinde,
Hukuk kuralları adaletin terazisi ile meşrulaştırılabildiğinde,
Hak arayışındaki vatandaş hukukun dehlizlerinde yolunu kaybetmediğinde,
Görevi ihmal, hukuku ihlal eden bilumum memurînden çekincesizce hesap sorulabildiğinde,
Bir deprem ülkesi olarak her zelzelede enkaz altında kalınmadığında,
Kadına şiddeti bitirdiğimizde,
Kronik ve kurusıkı değil de içi dolu gerçek muhalefet yapmayı becerebildiğimizde,
Dolayısı ile yazarlarımız muhalefete muhalefet etmek durumunda kalmadığında,
Siyasi partiler yasasını demokratikleştirebildiğimizde,
Hayvanların yaşama hakkını ve bizim gibi yaratılmış olduklarını idrak ettiğimizde,
“Devlet benim!” diyen bireye aynı ses tonuyla, “Hadi ordan!” diyebildiğimizde,
Sanatçı diye şarlatanları baş tacı etmediğimizde,
Zihinlerdeki bürokratik tortular temizlendiğinde,
Trafik kazalarını ve yollardaki ölümleri AB ülkeleri seviyesine indirdiğimizde,
Dilencileri camilerin, mezarlıkların ve hastanelerin önünde görmediğimizde,
Cuma çıkışlarında cami önünde yardım toplamadığımızda,
İstanbul’u bize bağışlayan Fatih Sultan Mehmed’in türbesindeki bağış sandığını kaldırdığımızda,
Görevi ihmal ve meslekte acemilikten ölüme sebebiyet veren sağlık personeli korunmadan yargılanabildiğinde,
Millî forma altındaki futbolcuya tiribünden küfür gelmediğinde,
Millî forma içindeki futbolcudan tiribünlere kaf sin gönderilmediğinde.
...
Yeni Türkiye oluruz.
| KISA MESAJ HATTI |
|
Yeni Türkiye’yi inşa etmek Eski Türkiye’yi yıkmaktan daha zordur. |
İhsan Toy / Haber 7
ihsantoy@tasam.org
Yorumlar14
-
ekrem kehribar
14 yıl önce
Şikayet Et
adalet. allah cc nezaman ülkemize islami bir sahip gönderirse o zaman yoksa parti ile pırtı ile olmaaaaaz.
Beğen
Cevapla
-
İsmail Kala
14 yıl önce
Şikayet Et
Yeni Türkiye Yeni Nesillerle Olabilir. İnsanların alıştıkları eski Türkiyeden Yeni Türkiyeye geçmek o kadar da kolay değil. Bazı şeyler değişir ancak yeni Türkiye gelecek yeni nesillerle gerçek anlamda yeni olabilir. Eskiye alışmış insanlarla ancak bir yere kadar yenilenebilirsiniz.
Beğen
Cevapla
-
İbrahim Dursun
14 yıl önce
Şikayet Et
YENİ DÜNYA DÜZENİNE DOĞRU!..VE YENİ BİR TÜRKİYE!-2.. Aslında inançlı,akıllı,bilgili, erdemli,idealist elit kadrolar için Yeni Bir Türkiye kurmak hiçde zor olmayan bir şey..Öncelikle halledilmesi gerekenler 1-Adaletli/Adil bir paylaşımı sağlamak.Bütün vatandaşı kucaklayan SGK oluşturmak.2-Hep beraber ırkçılığı lanetlemek.Yapanı cezalandırmak.3-Bankaları değişime tabi tutarak faizi kaldırıp kar/zarar ortaklığı ve kıymet unsurunu esas alan verimli şirketler ve yatıtırım sandıklarına dönüştürmek.3-Zinayı kökünden kazıyıp aile yapısını korumak..4-İnsani ve islami değerleri esas alan,gelişme ve ilerlemenin önünü açan yep yeni bir anayasa ile insanların önüne çıkmak.vs.Tabi bunları öncelikle Devlet kurumlarında örnek olacak şekilde uygulamaya koymak.Kurumları atalet ve uyuşukluktan kurtarıp,verim esasına göre çalışır hale getirmek.Yapılacak iş pek çok ..Derler ki;-eski ile uğraşmak,yeniyi yapmaktan çok daha zordur.-...Önce zihinlerdeki korku ve tabular yıkılmalıdır...VesSelam
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
erkan kaştan
14 yıl önce
Şikayet Et
NE MUTLU İNSANIM DİYENE KADAR...!. Peygamber efendimiz (s.a.v) dediği gibi"Irkçılık yapan da, ırkçılık için savaşan da ve ırkçılık uğrunda ölen de, bizden değildir."(Hadîs-i şerîf-Ebû Dâvûd).Hani bı ailede bazen biri bı hata yapar diğer aile fertleride bu hatanın düzeltilmesi için elinden geleni yaparya,bizimde birbirimizi suçlamayı bırakıp,anlamaya çalıştığımız zaman...!
Beğen
Cevapla
Toplam 6 beğeni
-
Adem Oğlu
14 yıl önce
Şikayet Et
GENİŞLEMEDEN YENİ OLUNMAZ!. Emperyal anlamda demiyorum ama federal anlamda genişlemeden yeni Türkiye olmaz... 70-80 milyon nüfus, 780 bin kilometrekare yüzölçümü ile yeni olunmaz.. Üniter yapı lağvedilip federal yapıya geçmek lazım ki eski osmanlı devletleri gönüllü birlikteliğe katılabilsin... böyle olmaz...
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle