Siyasetin çıtası yükseliyor

  • GİRİŞ08.12.2011 09:48
  • GÜNCELLEME08.12.2011 09:48

Çok sevilip düstur edinilmesi gereken bir söz vardır. “Dürüstlük en büyük güçtür”. Bu cevâmiu’l-kelim dürüst olmamanın zayıflık belirtisi olduğunu da izhar eder. Yapılıp da üstü örtülen her şey yapanı o an değilse bile ileriye matuf şekilde güçsüzleştirir. Eğri ve çürük temel üzerine inşa edilen her bina eğri ve çürük yükselir.

Söz konusu eğrilikler bina yükseldikçe çarpan etkisi ile katlanarak artar. Söyleyen, her yalanının üstünü başka bir yalanla örtmek zorunda kalır. Ve öyle bir “an”a erişilir ki; temel, binayı hem fiziksel hem de sosyal olarak taşıyamaz hâle gelir.

Dürüst, ilkeli ve tutarlı olmayan bütün yapılar akşamdan sabaha yıkılacak kadar kırılgandır. “Çıplak gerçeğin” sadece bir tek fiskesi, hem fiziksel hem de zihinsel biçimde binayı yerle bir eder.

Mikro ve makro planda siyasi ve ekonomik yapılar ile bireyler için de geçerli olan kural budur. Dürüstlük ve tutarlılıkla çelişen uygulamalar geçici çıkar ve kazanımlar sağlar. Ama sürdürülebilirlikleri yoktur.

Her şeyin görünürlüğünün arttığı günümüzde “dürüstlüğün en büyük güç” olduğu çıkarımı daha da geçerli.

...

Yaşadıklarımız üretim ve pazarlamada rekabetin koşullarını “öldürücü” derecede ağırlaştırmış durumda. Teknoloji ve iletişim, eğitimden tutun da fütürizme kadar her şeyin çıtasını çok yükseğe çıkardı. Hiç kimsenin yeri yakın gelecek vizyonunda garantide değil. O yüzden her ne kadar ekseri siyaset insanı bunun farkına henüz var(a)mamış olsa da siyasetin çıtası çok yükseğe konuldu. Artık el yordamı ve tesadüflerle kazanılan siyasal başarı dönemi bitiyor. Kendini geliştir(e)meyenin en küçük bir şansı dahi yok. Bütün meslek guruplarında bir nesil, mesleği onu dışarı atmadan kendilerini yenilemeli veya emekliliğe hazırlamalı. Açık söylüyorum; bazı siyasetçileri dinlemek kadar bir takım gazeteleri ve köşe yazarlarını okumak da artık azab veriyor.

Ne kadar yanlış ya da doğru olursa olsun, kendini komplekslerden uzak, samimiyetle ifade eden dürüst, ilkeli ve tutarlı siyaset kazanıyor. Siyaset eskisi gibi; edebiyat(!) ve hamasetten beslenen “yalan söyleme sanatı” olmaktan hızla uzaklaşıyor. “Dün dündür bu gün bu gündür” ucuz Aristo mantığına yüz vermeden “dün, bugün ve özellikle yarın benim meselemdir” diyor. Siyasetin ve siyasetçinin başarı barometresi artık dürüstlük, ilkelilik ve tutarlılık.

Sorumlu siyaset; meseleleri bürokratik halının altına süpürüp üstünü örtmüyor. Ne kadar eski olursa olsun kangrenleşmiş problemleri, sosyal travmaları göze alarak izhar etmek ve onlarla yüzleşip heybedeki ağırlığından toplumsal ve bireysel olarak kurtulup hafifleyerek sorunlu siyasetten ayırıyor kendini.

Her piyasa gibi siyaset de geliştikçe rekabet çıtası daha yükseğe çıkar. Ufka yaklaştıkça önceden sarfettiğiniz efor ve dikkatin daha fazlasına hazır olmanız ve kendinizi sürekli yenilemeniz gerekir. Çözerek terkinizden boşalttığınız ve size yük olmaktan çıkardığınız her meselenin yerine yeni, daha zorlu ve sofistike bir problemi yüklendiğinizin farkında olarak yola devam etmeniz gerekir.

Koşarken hızınızı azaltıp, çözdüğünüz meseleleri özümseyip içselleştirmek için yürümeye geri dönebilirsiniz. Ancak durmak gibi bir lükse sahip değilsiniz. Çünkü durduğunuzda düşersiniz. O yüzden rutin ve basmakalıp yöntemlerle, halkın önünde değil gerisinde yer almak bu çağın şartlarında siyasetçiyi “düşürecek” olan “durmak” anlamına gelir.

KISA MESAJ HATTI

Sorumlu olmayan siyaset sorunludur ve sorumluluk zorunluluktur.

İhsan Toy - Haber 7
ihsantoy@tasam.org

www.twitter.com/caricare1773

Yorumlar1

  • Ahmet Geldi 14 yıl önce Şikayet Et
    Şike yasası siyasetçinin zor sınavı. Kimin halkın önünde kimin halkın gerisinde olduğunu şike yasası gösterecek. Muhalefet işini yapmayınca ortaya çıkan muhalefet boşluğunu yine Ak Parti kendi içinden dolduruyur. Hey Allahım, bu parti iktidar olmasına iktidar da ortada muhalefet olmayınca o işi de yapmaya başladılar.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat