APK arpalıklarından vizyonerliğe

  • GİRİŞ26.04.2012 09:35
  • GÜNCELLEME26.04.2012 09:35

Her türlü devrimin olduğu kadar sosyal ve bürokratik değişimin de yön bakımından iki yol haritası vardır. Biri tabandan tavana yani aşağıdan yukarıya diğeri ise tavandan tabana yani yukarıdan aşağıya doğru gerçekleşir.

Tavan ile taban arasındaki yeri nedeniyle bürokrasi her zaman muhafazakâr tutum içerisinde olmuştur. Tabandan gelen değişim çıkışları ve talepleri kadar tavan menşeililer de daima örtülü ya da açık dirençle karşılaşır. Zira (silahlı/silahsız) bürokrasinin her zaman oligarşiye doğru bir eğilimi ve zaafı olmuştur.

Devlet yapısında ilerici görüş ve düşüncelerin benimsenip “akşamdan sabaha” çok kısa zaman dilimlerinde uygulanması beklenemez. Bu ancak “devrim”le yani yukarıdan aşağıya cebren yapılacak bir uygulama ile ortaya çıkabilecek durumdur.

Ülkemizde hem tabandan hem tavandan gelen değişim talep ve baskıları ritim tutturunca silahlı ve silahsız bürokrasi dirençleri teker teker kırıldı/kırılıyor.

...

Denilir ki; erkeklere göre kadınlar, yaşlılara göre gençler ve gençlere göre çocuklar değişime daha açıktır.

Bu çıkarımı devlet ve halk düalitesine tatbik edecek olursak devlete göre halk değişime daha açıktır. Zira devlet ve kadrosu (bürokrat) doğası gereği oligarşiye ve mevcut durumu muhafazaya dolayısıyla hantallığa meyillidir. Geleneksel korumacılık refleksleri hep tetiktedir.

Zihinsel (teorik) dönüşüm yaşanmadan da pratik değişimin kitlesel olarak yaşanması mümkün değildir.

Eskiden en büyüğünden en küçüğüne devlet kurumlarında APK (Araştırma, Planlama, Koordinasyon) Daire Başkanlıkları vardı. Bu birimlerin kuruluş amaçları unutulmuş, kendilerine yazılı metinlerle yüklenen görev-hedef algısının içi zamanla boşalmıştı. Geleceği araştırmak, planlamak ve buna uygun ekip - ekipmanın koordine edilmesini sağlayacak misyonu taşıması öngörülen APK’lar bürokratik dehlizlerde “arpalık”lara dönüşmüştü. Nerede boşa çıkmış, elimine edilmesi gereken, işe yaramayan veya “maaş memuru” olarak istihdam edilecek torpilli personel varsa buralara doldurulmuştu.

Kalıplaşmış bir zihniyetin değişmesi için, işe öncelikle ismin, dolayısıyla algının değiştirilmesinden başlamak gerekir. İsim değişikliği, ataletin önce durdurulması sonra da azaltılması için şarttır.

Siyasi erk bir çok alanda bunu başardı.

Şimdi devlet mekanizmasında APK’lar ismiyle birlikte tarih oldu.

Yerlerini, içi somut ve uygulanabilir gelecek vizyonu ile işlenmiş Strateji Belgeleri’nin üretildiği Strateji Birimleri aldı. Bütün devlet kurumlarında “strateji” ve “gelecek tasavvuru” bir kurum kültürü ve ufku haline geliyor. Bürokraside bir kuşak değişmeden imkânsıza yakın derecede zor olan zihinsel dönüşüm başarılıyor.

...

Toplumun bilinç ve altyapı olarak değişime ve yeniliğe açık olması, süreci hızlandıracak etkenlerdendir. Ancak söz konusu “toplumsal bilinç” doğal yollarla değil de propaganda içeren yöntemlerle suni olarak oluşturulmaya çalışılıyorsa yeni durum geniş kitleler tarafından benimsenmez.

İşte tam da burada zihinleri, algıyı ve nazariyeyi değiştirecek olan etmenler devreye girer. Kimdir bunlar? Yazarlar, sanatçılar, siyasetçiler, akademisyenler, aydınlar, gazeteciler, STK’lar, düşünce kuruluşları ve üniversiteler... Yani toplumun önünde yürüyüp istikamet çizenler. Onların içerisine tarihin hiç bir döneminde bürokrasi gir(e)memiştir. Tabiatı gereği de girmesi düşünülemez. Tam aksine bürokrasi, bu kişi ve kurumların hep karşısında yer almış ve almaya devam edecektir.

Değişimin ve gelişmenin önündeki en büyük risk ve engel toplumun önünde yürüyenlerin bürokratlaşma hastalığına ve tuzağına tutulmalarıdır.

Bürokratlaşan aydın, siyasetçi, gazeteci, akademisyen, yazar, sanatçı... kaybetmeye mahkûmdur. Zira halkın basireti bu hastalığa yakalananı bir cüzzamlıya bakar gibi hemen teşhis eder.

KISA MESAJ HATTI:

Dünden ders alanlar ancak yarınlara ders verebilirler.

İhsan Toy - Haber 7

ihsantoy@tasam.org

www.twitter.com/caricare1773

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat