Allah rahmet eylesin
- GİRİŞ21.12.2012 09:42
- GÜNCELLEME21.12.2012 15:05
Elleriniz size, sizin olamayacak kadar yabancı, ayaklarınız hiç var olmamış gibi hissiz. Bedeninizin kontrolü gözlerinizle birlikte kayıp gidiyor.
Sonra...
Önce sevdikleriniz, onlara karşı beslediğiniz duygulardan, yüreğinizde birer hoş tat bırakarak tek tek geçiyor gözünüzün önünden. Annenizin simasını görüyor, sonra muhabbetini duyumsuyorsunuz. Ardından babanız geliyor, taşıdığı güvenle dağ gibi...
Sıra sıra herkes...
Soluk almak istiyorsunuz ama dünyadan alacaklı hanenize yazılmış nefes sayısı artık bitti. İçinizden yavaş yavaş bir şeylerin çekildiğini hissediyorsunuz. Kadim dünyanın bütün dillerindeki kelimeler yaşadığınız anı anlatmakta çaresiz.
Kısaca; Canınız akıyor, kanınız yanıyor (tersi değil).
Can çekişiyorsun ve ölmektesin!
Azrail tutmuş emaneti götürüyor asıl yerine.
Evet siz, bu yazıyı okuyan sen,
ölmektesin!
Hem de doğduğun andan itibaren...
Bu gün 21 Aralık ve kıyamet günüymüş.
Sonuna kadar katılıyor ve ekliyorum;
Sadece bu gün değil her gün kıyamet günüdür.
Ve ölüm ne güzel öğretmendir.
| KISA MESAJ HATTI: Hepimize Allah (C.C) rahmet eylesin. |
İhsan Toy- Haber 7
İhsantoy@tasam.org
https://twitter.com/caricare1773
Yazı için alınmış ancak metnin dışında bırakılmış notlar: (Düzenlemeden olduğu gibi okurla paylaşayım istedim).
Ölümü öldürmek mi istiyorsunuz? Yapamazsınız, siz ölürsünüz ama ölüm ölmeyecek.
Müslüman toplumlarda kabristanların kent içinde kendine yer bulması, ölümün her zaman "canlı" tutulup hatırlatılmasına matuf bilinçli bir tercihtir. Müslüman olmayanlarda ise mezarlıkların kente uzak yerlerde kendine yer bulması, ölümü sosyal hayatın dışına taşıyarak katletme çabasından başka bir şey değildir.
"Her nefis ölümü tadacaktır." (Al-i İmran, 185)
Yalan dünya ile gerçek hayatın sınırından ölüm pasaportuyla geçeceğim.
Ölüm iman sahibi için korkulacak ve ürkülecek bir durum değildir. Yoksa böyle der miydi şair (NFK);
"Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?...
Öleceğiz müjdeler olsun,müjdeler olsun!
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!"
Batılı ölüm kavramını katlederek gözler önünden uzaklaştırma çabası içerisindeyken, müslüman bu dünyanın en temel gerçeği olan onu her daima hayatının içinde var ederek içselleştirip "korkulan şey" zarından soyuyor.
Kurulan seküler "çoğaltma- tekasür" sisteminin devamı için ölümün katledilmesi zaruridir. Kapitalizm de sosyal hayattan uzaklaştırarak ölümü katleder.
Batıda sosyal hayattan çıkarılıp bilgisayar oyunlarıyla sanallaştırılıp sıradanlaştırılan ölüm ikide bir gelip toplu katliamlarla okullardaki sabileri buluyor.
Boşuna kendini(mi) kandırma senin/benim için ölmek, yok olmak değildir. Çünkü her insan sondan mahrum bırakılmış bir sonsuzdur.
"Gerçek hayat, yalan dünya!"
Güzel ölüm. Ölüm güzel.
Ölüm ve ölenin kimliği...
"Öldün! Bir daha ölmeyeceksin!" cümlesi ölümün bir başlangıç olduğu anlamını da örtük biçimde izhar eder. Bir kere ölen bir daha ölmeyecektir.
Bir garip ölmüş diyeler... Ölüm güzel şey... Peygamber... Ölüm, can, canan, kan, hayat, yaşar, mevt, meyyit, cenaze, canlı cenaze, dipdiri meyyit, ölü canlar...
Suskunluk mudur ölüm?
Her ölüm geride kalanlar için binbir soruya açılan kapıdır.
Ölen önden gitmiştir. Kalan eninde sonunda önden gidenin arkasına takılan katarın bir vagonu olmaya kodlanmıştır.
Canlı için ölümün başladığı ilk an, hayatın başladığı andır. İnsan doğduğu an başlar ölmeye. Yaşamak ölmektir de aynı zamanda. Hayata başlamak kendi içinde ölmeye başlamak / yaklaşmak anlamını da içerir. Her doğan canlı, hayatın olduğu kadar ölümün de kucağına doğar. Geliş varsa gidiş de mutlaktır. Madem ki doğduk öleceğiz de.
Ölüm hiç bir şey, ah şu ayrılık acısı ve özlemek olmasa.
Diyorlar ki; koptu kopacak kıyamet!
Diyorum ki; o hâlde kıyam et!
Yorumlar2