Irak yeniden mi karışacak?

.

  • GİRİŞ30.08.2022 08:22
  • GÜNCELLEME30.08.2022 08:22

2003 yılında ABD ve koalisyon güçleri tarafından işgal edilen Irak, o gün bugündür iç çatışmalardan başını kaldıramıyor. Ülke fiilen üçe bölünmüş durumda… Ama bunun da ötesinde yeni bir buhrana sürükleniyor! 
 
Irak’ın önemli siyasi figürlerinden biri olan Mukteda es-Sadr, bütün siyasi faaliyetlerinden çekildiğini ilan etti… Bu açıklama, 2021 yılı ekim ayında yapılan ülkedeki son seçimlerden, birinci olarak çıkmış bir parti liderinden gelince, ziyadesiyle dikkat çekiyor. Gerçi Sadr’ın kendisi, politik davranış bakımından fazlasıyla değişken ve şimdiye kadar pek çok defa saf değiştirmiş birisi. Dolayısıyla siyasi davranış açısından öngörülebilir bir aktör değil. Ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. Hangi prensiplere göre hareket ettiği net değil. En bariz özelliği, bugüne kadar hem Amerikan işgaline hem de ülkede zirveye çıkan İran nüfuzuna karşı çıkması. Ancak bu konularda istikrarlı bir tutum içinde olduğu da söylenemez. Lakin her şeye rağmen, Irak’ta siyasi ve içtimai bakımdan önemli bir isim. 1999 yılında iki oğluyla birlikte suikast sonucu öldürülen Şii din adamı Muhammde Sadık es-Sadr’ın 4. oğlu olan Mukteda, aynı zamanda “Mehdi Ordusu” ismiyle bilinen (Daha sonra Barış Birlikleri adını aldı…) milis grubunun lideri. Irak’ın siyasi istikrarsızlığını tetikleyen unsurlardan biri de bu türden milis gruplarıdır. Mesela Irak’ın nüfuzlu bir diğer Şii ailesi olan El Hakîm ailesinden, M. Bakır El Hakîm tarafından kurulmuş olan Bedir Tugayı gibi… Mukteda es-Sadr’ın siyasi hedefi görünüşe göre, Şii inancı ile Irak milliyetçiliğini birleştirmek…
Sadr’ın bu hedefine karşılık, Irak’ta tamamen İran çizgisinde olan ve bu ülke tarafından fazlasıyla desteklenen başka etkili isimler var. Mesela eski başbakanlardan Nuri El Maliki… Onun da kendisine bağlı özel milis gücü var. Maliki 1979’dan 1987’ye kadar İran’da kalmış (İki ülkenin savaş hâlinde olduğu seneler…) ve o yıllarda Dava Partisine bağlı “Sadr Alayı” isimli silahlı örgütü yönetiyordu. İran Devrim Muhafızlarının destek ve himayesinde, Irak topraklarında terör eylemleri yaptırıyordu! Şimdi de Haşdi Şabi örgütü ile ittifak hâlinde…
 
Bu örnekleri özellikle Irak’taki siyasi dengelerin ne kadar girift olduğuna dikkat çekmek için veriyoruz. Netice olarak Irak, on ay önce yapılan seçimlerin ardından şimdiye kadar hükûmet kurmayı başaramadı. Aynı şekilde cumhurbaşkanı seçimi de kilitlenmiş vaziyette. Irak’ta, Lübnan’dakine benzer parçalı bir siyasi yapıyı (Cumhurbaşkanının Kürt, Başbakanın Şii, Meclis Başkanının Sünni olması…) dayatan Amerika, ilerleyen yıllarda İran nüfuzunun büsbütün artarak kontrolü ele geçirmesi üzerine çıkmaza girdi. Şimdi İran’a karşı verilen mücadeleden sonuç alınamıyor ve Irak her geçen gün biraz daha yönetilebilir olmaktan çıkıyor. Hâlihazırda ülkenin hiçbir temel meselesi için çözüm getirilemiyor. ABD-İran siyasi nüfuz mücadelesinin kıyasıya sürdüğü bugünkü siyasi ortamda, durum hiç de iç açıcı değil. Sadr taraftarları ha bire Irak Meclisi'ni basarak eylem yapıyor. Bu böyle ne kadar devam edecek? Dünkü siyasi çekilme açıklamasından hemen sonra, Cumhurbaşkanlığı Sarayı yeniden basıldı. Anlayacağınız Irak devleti fiilen aciz durumda ve kontrolü sağlamaktan çok uzak. Bu ise Irak üzerinde oyun oynayan güçlerin işini kolaylaştırıyor ne yazık ki…
 
Siyaseten karıştırılan sadece Irak değil şüphesiz… Libya’da da bir müddettir hüküm süren sükûnet, tekrar bozuldu maalesef. Onlarca ölü ve yaralı var. Orada öteden beri tahrik ve ifsat işlerinde başrolü Fransa oynuyor. Fransa Afrika’da kendisine karşı giderek genişleyen tepkiler karşısında, sömürge metotlarıyla karşı hamleler içinde. Birkaç gün önce Cezayir’de gördüğü tepki karşısında âdeta dumura uğrayan Macron, Afrika kıtasının her tarafından Fransa’ya karşı yükselen öfke karşısında, fitne unsurlarını kullanarak mukabelede bulunmaya çalışıyor. Ama işi zor. Sadece onun değil, bütün sömürgeci güçlerin işi düne göre çok daha zor. Irak’ı işgal eden, Libya’yı tahrip eden, Suriye’de iç savaşı körükleyen malum koalisyon güçleri, döktükleri onca insan kanına rağmen, istedikleri hedefe ulaşamadı. Gelgelelim, sömürgeci güçler bilinen sinsi metotlarıyla başka memleketleri karıştırmaya devam edecekler. Fakat ne kadar karıştırırlarsa karıştırsınlar, kaybeden taraf kendileri olacaktır. Bu artık kaçınılmaz görünüyor. Yeni bir dünya şekilleniyor zira. Süreç çok sıkıntılı şekilde ilerliyor. Fakat sömürgeciler hesabına, her geçen gün, düne göre daha kötü olacak. Bundan kaçış mümkün değil...

TÜRKİYE GAZETESİ

Yorumlar1

  • farklı bakıyorum 3 ay önce Şikayet Et
    amerika gibi bir devlet ıraka girerken ve sünni yönetimi devirip şii yönetimi başa getirirken güyaa en büyük düşmanı irana yarayacağını düşünemedi değil mi.ne hikmetse iranın doğusuna da girip oradaki sünni yönetimi devirip irana yakın yönetimi başa getirdiler.keşke benim de amerika gibi baş düşmanım olsa.beni hem doğudaki sünni talibandan hem batıdaki sünni yönetimden kurtarıp buralarda pervasızca ve son derece rahat hareket etmemi sağlasa.çok düşmanlar canım.evet evet tabi.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat