ABD İran’da yangına körükle gidiyor!..

  • GİRİŞ15.01.2026 08:48
  • GÜNCELLEME15.01.2026 08:48

İran’da gerilim tırmandıkça tırmanıyor… Aslında bugünküne benzer sokak gösterileri son kırk beş yılda İran’da çok tekerrür etti. Ancak bu defa yakma-yıkma olayları çok fazla. ABD tehdidi de tüy dikti!

ABD Başkanı Trump, İranlı rejim muhaliflerine “YARDIM YOLDA…” derken tam olarak ne söylemek istiyor? Çünkü ABD yardımı denildiği an, orada durup düşünmek lazım!.. Afganistan ve Irak’a nasıl bir yardım götürdüğü ortada. Üstelik aynı zamanda, ABD’nin çeşitli şehirlerinde yüz binlerce kişinin katıldığı gösteriler devam ediyor. Orada da göstericilere polisin müdahalesi çok acımasız. Daha beş altı gün önce, göçmen polisi durduk yerde üç çocuk annesi bir kadını öldürdü. Amerikan kamuoyu çok öfkeli. Ve Trump Yönetiminin cinayeti saptırma teşebbüsleri de çok ciddi biçimde geri tepiyor. Lakin aynı Trump; “Gösterilere devam edin, mümkünse kurumlarınızı ele geçirmeye çalışın. Sizi öldürenlerin isimlerini kayda alın. Yardım yolda…” dedikten sonra, alaycı bir şekilde MIGA (Make Iran great again… İran’ı yeniden büyük yapalım!) sloganını atıyor. İkinci iktidarında bir yılı doldurmak üzere olan Trump’ın yaptığı densizlikler, bütün dünya tarafından hayret ve ibretle izleniyor. Bu gidişle Trump daha ne skandallara imza atacak acaba? Michigan eyaletinde katıldığı bir toplantıda bir fabrika işçisinin; (çocuk istismarcılarını koruduğu) yolundaki sataşmasına karşı ettiği küfür ve eliyle yaptığı işaret izleyenleri dehşet içinde bıraktı. Gerçekten bu gidişle Donald Trump çok gitmeden bir duvara toslar mı acaba? Bu hâllerini görünce insan düşünmeden edemiyor. Görülen o ki, ABD Başkanının güç zehirlenmesinden beslenen megaloman tavır ve hareketleri, telafisi imkânsız hadiselere yol açmaya son derece müsait. Belki de can çekişen uluslararası düzenin tabutuna son çiviyi çakacak bir atraksiyon da zuhur edebilir. Çünkü freni boşalmış kamyonun yokuş aşağı gidişini çağrıştırıyor… Venezuela’nın petrol kaynaklarına çökmek için ülkenin başkanını kaçırıp sözde yargılamak, bugüne kadarki en uç zorbalıktı. Zira daha önceki ABD müdahalelerinde, en azından sureta bir koalisyon ve kısmen uluslararası bir destek söz konusu olurdu. Bu defa öyle olmadı. Bir gece yarısı baskınıyla egemen bir devletin başkanı, korsanca bir hareketle derdest edilip kaçırıldı… Bu korsanlığın Trump’a haddinden fazla öz güven aşıladığı anlaşılıyor. Zira dünyadan da bu rezalete karşılık doğru dürüst bir tepki yükselmedi. ABD bundan cüretle İran’a yönelik bir serüvene girişir mi? Girişirse ne olur?

Salı günkü yazımızın başlığı; "İran, Irak ve Suriye’ye benzemez…" idi. O yazıda İran’ın son 125 yıllık tarihinde yaşadığı iç ve dış olayları özetle hatırlatmaya çalışmıştık. Özellikle son kırk beş yılda yani Humeyni Devriminden bu tarafa, İran çok dramatik hadiselerle yüz yüze geldi. Devrimin hemen akabinde Irak ile sekiz sene sürecek bir savaşa tutuştu. Bu savaşta Batı’nın bariz şekilde Irak’a destek verdiğini hatırlatalım… İran en zayıf ve kırılgan dönemini yaşıyordu. Bir tarafta içeride hâlâ devam eden direniş ve terör hareketleri. Diğer taraftan savaşın yıkıcı etkisi… İran’da Şah’ın ordusunda görev yapan üç yüz generalin tamamı tasfiye edildiği (altmış tanesi kurşuna dizildi) için bir albay genelkurmay başkanı yapılmıştı!.. Ve İran bu şartlar altında direnmeye devam etti. Çok büyük kayıp ve yıkıma rağmen pes etmedi. Savaşın başında kaybettiği topraklarını geri almayı başardı. Öyle bir dönem geldi ki, İran hapisteki pilotları dışarı çıkarıp savaşa gönderdi… Bu özellik İran’ın sosyolojisini çarpıcı şekilde ortaya koyan bir örnektir. Trump’ın İranlı protestoculara yaptığı çağrı, buna benzer ters bir etki de yapabilir. Ama halkın Humeyni rejimine duyduğu öfke, farklı bir sonuca da götürebilir. Her hâlükârda, İran ne Irak ne Suriye ne de Venezuela’ya benzemez. Amerika da bunu en iyi bilebilecek ülke durumunda. Sert açıklamalara karşılık, ABD’nin bugünkü tavrı, İran’a karşı geniş çaplı bir müdahale ihtimalini fazla düşündürmüyor. Doksan iki milyon nüfusa sahip, bir milyon 640 bin küsur kilometrekare genişliğinde devasa bir ülke… Orta Doğu, Kafkaslar, Orta ve Güney Doğu Asya’ya kadar uzanan topraklar. İran dünyanın en stratejik coğrafi bölgesinde yer alıyor. Sadece Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'na bakmak yeterli fikir verir. Hürmüz Boğazı'ndan günlük geçen petrol miktarı 21 milyon varil… Aynı şekilde Boğaz'dan geçen sıvılaştırılmış gaz miktarı 300 milyon metreküp. İran Hazar Denizi'nden Hint Okyanusuna kadar, en önemli ticari güzergâhın üzerinde bir ülke. Dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip bir köklü devlet… Zaaf ve dezavantajlarından daha fazla avantajlara sahip bir bölgesel güç. Amerika (ve İsrail) bugüne kadar birçok defa, İran’a saldırılar düzenleyip hasar verdi. Lakin her seferinde işlerin yolda gideceğine dair bir garanti yok!..

Her şeye rağmen, Amerikan Yönetimi İran’a dönük geniş çaplı bir askerî müdahaleye girişirse, bu zaten fena hâlde kırılgan olan Orta Doğu’da yeni ve daha tehlikeli gelişmelere yol açacaktır. Bundan en fazla etkilenecek ülkelerden biri de Türkiye’dir ne yazık ki. O yüzden Türkiye, ABD ve İran taraflarıyla yoğun bir temas trafiğini yürütüyor. Dileyelim ki, İran’daki kanlı sokak gösterileri de daha fazla büyümeden sona ersin… Aksi hâlde dünyanın yüklü olduğu gerilim ve çatışmalara çok büyük bir halka daha eklenmiş olacaktır.

Türkiye Gazetesi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat