İsrail’den her türlü soykırım vahşeti…
- GİRİŞ17.02.2026 08:51
- GÜNCELLEME17.02.2026 08:51
Siyonist İsrail, Gazze’de soykırım suçu işlemekle kalmıyor. İşgal altındaki Batı Şeria’da da bütün aşağılık metotları tatbik ediyor… Kan içici katiller, Ramazan-ı şerifte Mescid-i Aksa’ya baskın çağrısı yapıyor!..
Ekim ayında alınan ateşkes kararından bu yana, Siyonist İsrail hükûmeti en az 1601 kere ihlalde bulundu… Ateşkes kararından bu yana Siyonist katillerin kurşunlarıyla hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı bin altı yüzü aştı. Bunların 292’si çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşuyor. Ateşkesten bu yana enkaz yığınları altından çıkarılan ceset sayısı da 726. Gazze’de taş taş üstünde kalmadı, ama Siyonistler bu defa yıkıntılar arasındaki derme çatma çadırları bombalıyor. Dolayısıyla hiçbir korunaklı mekânı olmayan zavallı Gazze halkı bu vahşi bombardımanda çok büyük kayıplar veriyor! Sadece dünkü saldırılarda 11 kişi hayatını kaybetti. Ekim 2023 tarihinden bu tarafa, Gazze’de hayatını kaybeden insan sayısı 72 bini çoktan geçti. Yaralı sayısı da 171 bini aştı. Bu rakamları istatistik veriymiş gibi okuyup geçiyoruz, lakin her biri bir insan hayatı demek… Hep dile getirdiğimiz üzere, dünya bu vahşet karşısında çok duyarsız ve kayıtsız. Vicdanı kanayıp harekete geçmeye çalışanlara da küresel güçler fırsat ve imkân vermiyor. Vermediği gibi o haysiyetli kişilerin hak ve hukukuna hatta hayatlarına taarruz ve tasallut ediliyor. Dünya böyle bir karanlık dönemi yaşıyor maalesef… Felaket şu ki, Gazze’de insanlar sadece bomba ve kurşunlarla ölmüyor. Açlık, ilaçsızlık ve soğuktan da maalesef kitleler hâlinde ölümler devam ediyor. Bakınız ateşkesten bu yana Gazze’ye gönderilen 72 bin yardım tırından sadece 31 bin 178’ine giriş izni verilmiş… Gazze’nin bütün hayat damarları kurutulmuş!.. Topyekûn bir imha ve soykırım barbarlığı devam ediyor. İnsanların yüksek sıcaklıkla öldürülüp buharlaştırıldığına, bu şekilde en az üç bin kişinin hayatını kaybettiğine dair haberlere kimse dönüp bakmıyor bile… Ve üç yıldan beri kanayan Gazze, bir kere daha kan ve ateş içinde ramazan ayına giriyor. Bu hâlde bile Siyonist kan içiciler Gazze ve Batı Şeria’daki Filistinlilere daha çok kötülük ve zulüm yapmak için hazırlık yapıyor. Azılı faşist, Siyonist sözde bakan olacak Bezalel Smotrich ve Ben-Gvir gibi menhus yaratıklar, savunmasız Filistinlilere karşı her türlü taşkınlık ve alçaklığı yapmaya devam ediyor. Ramazan-ı şerifte bu kan içici katiller Mescid-i Aksa’ya saldırı düzenleme çağrısında bulunuyor…
Siyonist hükûmet bir taraftan bütün bu barbarlığı devam ettirirken, diğer yandan Batı Şeria’daki Filistin topraklarını ilhak etmek için de aralıksız çalışıyor… Yerleşim projeleriyle bugüne kadar Batı Şeria’ya yüz binlerce Yahudi yerleştiren Siyonist hükûmet şimdi de başka bir aşamaya geçti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in sosyal medya hesaplarından dile getirip kınadığı bu yeni aşama, “mekânsal soykırım” olarak tanımlandı. Çelik’in sözleri şöyle:
"Netanyahu hükûmetinin Batı Şeria’ya dönük attığı son adım, soykırım siyasetinin yeni bir aşamasıdır. İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’ya egemenlik dayatması 'Mekansal Soykırım'dır. İsrail soykırım siyasetini işgal, yayılmacılık ve hukuksuz egemenlik dayatması ile genişletmektedir. Ateşkes ve barış gündemi olan herkesin bu saldırganlığa karşı çıkması gerekir. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip, egemen ve bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulması yegâne çözümdür."
Evet, Türkiye’nin her zaman ve zeminde seslendirdiği bu çözüm formülü Filistin için tek çıkış yoludur. Gelgelelim dünyadaki sözü geçen devletler ve beynelmilel kuruluşlar (Maalesef dünyanın geldiği noktada bu kuruluşlar artık can çekişiyor…) ya tamamen seyirci kalıyor veyahut müdahalede bulunmaya teşebbüs etse de etkili olamıyor. Küresel güç dengelerinde belki de insanlık tarihinin görmüş olduğu en büyük kırılganlık yaşanıyor!.. Filistin ve Gazze meselesinde, yine her vesileyle sesini yükselten ve realist bir tutum sürdüren ülke Türkiye. Adalet Bakanı Akın Gürlek de yeni deruhte ettiği görevinin ilk günlerinde, Filistin için dikkat çekici bir çıkış yaptı:
"İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yerleşim faaliyetlerini genişletme ve egemenlik dayatma yönündeki kararı asla kabul edilemez. Bu adım, uluslararası hukuka, adalete ve insan onuruna açık bir aykırılık teşkil etmektedir. Hukuksuz yerleşimler ve toprak gasbı, bölgede barış umutlarını zedelemekte ve iki devletli çözüm perspektifini aşındırmaktadır. Uluslararası toplumun hukukun ve temel insan haklarının yanında net bir duruş sergilemesi gerekmektedir. Türkiye olarak, Filistinli kardeşlerimizin haklı mücadelesinin yanında olmaya; 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin tesisi için her platformda desteğimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz."
İnsan Kasabı Netanyahu, Gazze ve Batı Şeria’daki soykırım suçlarının dünya gündemine gelmemesi için ha bire İran Meselesini kurcalıyor. Bu konuda ABD Yönetimini ve Başkan Trump’ı baskılamak için bütün Yahudi sermaye gruplarını ve Siyonist lobileri dört koldan faaliyete geçirmiş durumda… Bu safhada âdeta İran diye bir devletin kalmaması için bütün nükleer program faaliyetlerinin sıfırlanması gibi uçuk taleplerde bulunuyor. ABD’yi bu ülkeye bir kere daha saldırtmak için, füze stoklarını ve mesafelerini gerekçe olarak öne sürüyor. Epey zamandan beri yüksek bir gerilim içinde sürdürülen müzakerelerden bir netice alınması gün geçtikçe zorlaşıyor… Donald Trump bir gün barıştan ertesi gün savaştan dem vurarak gerilimi beslemeyi sürdürüyor. İsrail de bu ortamdan faydalanarak, Filistin topraklarında her türlü vahşeti sergilemeye devam ediyor!..
Türkiye Gazetesi
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol