“Hepiniz yobazsınız!..”

  • GİRİŞ26.02.2026 09:12
  • GÜNCELLEME26.02.2026 09:12

MHP lideri Devlet Bahçeli, dinî konularda hep karın ağrısı çeken güruha haddini bildirdi… Gene birileri sözde bir bildiriye imzalar atmış… Bugüne kadar çok gördük. Bahçeli’nin ifadesiyle 168’ini toplasan bir kişi etmez!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli önceki gün, partisinin grup toplantısında yine bir manifesto sundu… Her kelimesine imza atılası muhteşem konuşmanın şu kısmını aynen aktarmaya gerek duydum:

Dünyayı Türkçe yorumlamanın yanında Türkiye’yi millî birlik ve kardeşliğin tarihsel müktesebatı ile kucaklamak, sahip olduğumuz bugünkü yüksek vazife ve vaziyet hâlinin şaşmaz gereğidir. Ramazan ayı dayanışma ve yardımlaşma duygusunun şahikasıdır. Ramazan ayı bizi biz yapan millî ve manevi değerlerin şah damarıdır. Bilhassa ramazan ayının mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin münhasır görevi olmalıdır. Her dönemde bundan rahatsızlık duyan köksüzler vardır ve olacaktır. Fakat bir türlü anlamadığımız, anlayamadığımız esas açmaz şudur. Manevi erimenin ve ahlaki erozyonun küresel bir savruluş hâlini aldığı, her cepheden tehditlerin savrulduğu bugünkü dünyanın alaca karanlık tablosunda çocuklarımızı düşünmeyelim mi? Onları Müslüman Türk milletinin haslet ve hususiyetiyle tesis etmeyelim mi? Geleceğimiz için kaygılanmayalım mı? Ne yapsaydık, akışa mı bıraksaydık. Ne yapsaydık. Üç maymunu mu oynasaydık. Ölen öldü, kaybolan kayboldu, tükenen tükendi, elden ne gelir, kalanlar bizim mi deseydik!”

Sayın Bahçeli bu yakıcı suallerden sonra şu hükmü veriyor:

“İffetli ve itibarlı bir masumiyet yeryüzünde en nadir bulunan ve bulunacak mücevherdir. Zaman ve mekân sıkışmasıyla fazilet ve fikir zedelenmesi yaşayan çevrelere bunu anlatmak veya kabullendirmek, işin doğrusunu isterseniz pek müşküldür. Çünkü onların dilleri mühürlüdür, dilekleri mühürlüdür, dimağları mühürlüdür, hepsi bir yana kalpleri mühürlüdür.”

Bahçeli bu noktada mahut bildiriyi ele alarak, malum güruhun haddini bildiriyor:

“Bu bahsi neden açtığımı, bu kadar açıklamayı niçin yaptığımı sabrınıza sığınarak elbette izah edeceğim. Millî Eğitim Bakanlığı 12 Şubat 2026 tarihinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ramazan ayı etkinlikleri konusunda bir genelge yayımlamıştır. Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır. Takdir ve tebrik ediyoruz… Millî Eğitim Bakanlığının mezkûr genelgesinde özetle Türk millî eğitiminin genel amacının millî, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren, bu değerleri davranış hâline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedilmiştir. Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkâr ve ihmal edebilecektir!”

Sayın Bahçeli Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin mana ve ehemmiyetine de işaret ederek şunları söyledi:

“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayanmaktadır. Genelgede ifade edildiği üzere bu modelin merkezinde erdem, değer ve eylem çerçevesi bulunmaktadır. Değerlerin öğrencilerimiz tarafından içselleştirilerek günlük hayatlarına davranış olarak dönüşmesi esastır. Hülasa-i kelâm, ramazan ayı boyunca öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya ve dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel ve sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi anılan genelgede ifade bulmuş ve talimat mahiyetiyle ilan edilmiştir. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz. Türkiye’nin 'Talibanlaştığına' dair en ufak bir emare, en küçük bir delil göreniniz var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine 'Talibanlaşma' ve 'gericilik' diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir? Merhum Cemil Meriç’in ifadesiyle söylersek yeni yobazlık, kendimize ait mukaddese kulaklarımızı tıkayış ve kendimizden kaçış olarak tanımlanmayacak mıdır? Maarifin Kalbinde Ramazan Şenlikleri'nin neresinde sakınca vardır?

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen yönetici taifesi hele bir anlatsın da duyalım, öğrenelim! Din düşmanı olup olmadığını bilmediğimiz, yalnızca İslam düşmanlığı üzerinden mevzuya giren, bu nedenle ruhunu iblisin emanetine veren çürük aydınlar ne istediklerini açık yüreklilikle söylesinler. Kültürel mirasımızı güçlendiren, paylaşma ve birlikte olma bilincini teşvik eden samimi faaliyetlerin neresinde pürüz, neresinde laiklikle çelişen bir çarpıklık söz konusudur! Yabancı ülkelerde her pazar kiliseye giden çocukları mesele yapmayıp da ramazan ayının mehabetini ve muhabbetini aşılayan, ahlaki ve manevi sorumluluğu tartışmaya açmaya cüret eden sütü hamuru lekeli güruha nasıl sessiz kalalım! Nasıl hiçbir şey olmamış gibi tepkisiz duralım. Yahu bunlarda hiç mi utanma duygusu kalmadı!

Sözde uzman ve akademisyenlerden mürekkep 168 kişi bir araya gelerek 'laikliği birlikte savunuyoruz' başlığıyla imzaladıkları bir bildiriyi kamuoyuyla paylaşmışlar. Bana sorarsanız bu 168 kişiyi yan yana, üst üste koyup toplasanız bir insan bile etmezler! Diyorlar ki: Laikliği savunmak suç değildir... Diyorlar ki: Şeriatçı dayatmaları reddediyoruz... Diyorlar ki: Karanlığa teslim olmayacağız... Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız, haberiniz yok. Millî Eğitim Bakanlığının az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı Türkiye’de gerici, şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah’a iman etmek gericilikse biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz! Çocuklarımıza ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriliyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız. Ne diyordu merhum Cemil Meriç. Gelin kulak verelim: 'Murdar bir hâlden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse her namuslu insan gericidir.' Hepsini toplasanız bir insan etmeyecek 168 kişi bugünkü karanlık yüzün hâlihazırdaki temsilidir. Millî Eğitim Bakanımızı ve bakanlık personelini kutluyorum. Millî Eğitim Bakanlığının 12 Şubat 2026 tarihinde yayımladığı Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ramazan ayı etkinlikleri konulu genelgeyi sonuna kadar destekliyorum. Her biri bugünün Haluk’u (Tevfik Fikret’in papaz oğlu) olan 168 imzacıyı da ademe mahkûm ediyorum. Müslüman Türk milletinin haysiyetiyle oynamayın. Ramazan ayımızı sulandırmaya, sorgulamaya, karalamaya sakın ola kalkışmayın. Haddinizi bilin. Hududunuzu bilin. Ayranımızı kabartmayın. Tepemizin tasını attırmayın!..”

Evet, yobazlığa ve yobazlara ancak bu kadar açık ve net cevap olur.

Türkiye Gazetesi

Yorumlar2

  • Hikmet Yaman 4 saat önce Şikayet Et
    Allah senden razı olsun. Iyiki bu yazıyı kaleme aldın. Allah Bahçeli beyden de razı olsun ve uzun sağlıklı ömürler versin. İşimiz çok zor çok. Uyanmalıyız uyandirilmadan. Allah'a emanet olun efendim.
    Cevapla Toplam 6 beğeni
  • Mehmet 4 saat önce Şikayet Et
    Helal olsun
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat