“Asrın Yolsuzluk Davası"nda neler oluyor?

  • GİRİŞ19.03.2026 09:04
  • GÜNCELLEME19.03.2026 09:04

Ekrem İmamoğlu’nun elebaşı olduğu iddia edilen, çıkar amaçlı suç örgütü davasının ilk bir haftalık duruşma serisinde, mahkeme salonunun düzeni sağlanamadığı için, yargılama süreci hayli aksadı...

Yüz beşi tutuklu, toplam dört yüz yedi sanığın bulunduğu “Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Davası", son zamanların en fazla tartışılan yargı konularının başında geliyor… Adalet Bakanı Akın Gürlek, başsavcılık görevinde iken bahse konu davayı, “Asrın Yolsuzluk Davası” olarak nitelendirmişti. Dün de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine yönelik ithamlarına cevap verirken, “Maksat Asrın Yolsuzluk Davasını perdelemek” şeklinde bir cümle kurdu. Mahkeme sürecinde İmamoğlu ve diğer CHP’lilerin yaptığı taşkınlıklar dolayısıyla, yargılama işlemi bir türlü istenildiği gibi yürütülemiyor!.. Anlayacağınız mahkemenin mehabetine karşı ciddi bir saygısızlık söz konusu. Bu mevzuya aşağıda döneceğiz. Ama ondan önce, CHP Genel Başkanlığında devam eden ve pek de makbul olmayan bir “geleneğe” dair kısa aktarmalar yapmak gerekiyor...

Hatırlanacağı üzere, Kemal Kılıçdaroğlu, yaklaşık on üç yıl süren genel başkanlığı döneminde; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer bazı siyasilere karşı ileri sürdüğü ithamlar sebebiyle, pek çok davaya muhatap olmuş ve hemen hepsini de kaybetmiş, ciddi tazminatlara mahkûm olmuştu. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yüklenen yüksek tazminat meblağlarını ödemek için, bir ara CHP milletvekillerinin maaşlarından kesinti yapılmak suretiyle bir “FON” dahi oluşturulmuştu…

Kılıçdaroğlu’nun mahkûm olduğu yüksek tazminatlardan biri de, "Mann Adası" davasıyla ilgiliydi. Kılıçdaroğlu Kasım 2017 yılında, büyük büyük iddialarla, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı hısım akrabası hakkında yurt dışına milyonlarca liralık servet kaçırma suçlamasında bulunuyordu… Kılıçdaroğlu’nun bu ithamlarda delil diye kürsüden salladığı belgelerin düzmece olduğu daha sonra ortaya çıktı ve neticede mahkeme onun aleyhine yüz binlerce liralık tazminata hükmetti.

Özgür Özel’in bugün-yarın diye epey uzattıktan sonra, Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında ileri sürdüğü mal varlığı miktarı, bana Mann Adası davasını hatırlattı. Özel’in iddiasına göre, Bakan Gürlek’in hâlen sahip olduğu veya daha önce elden çıkardığı gayrimenkullerin toplam değeri 452 milyon lira… Bakan Gürlek bu ithamların gerçek olmadığını, kendisinin üzerinde dört tane tapulu gayrimenkulün bulunduğunu, bunların değerlerinin de öyle abartıldığı kadar olmadığını belirtiyor. Mesela Özel’in 30 milyon lira değer biçtiği Tuzla’daki bir dairenin fiyatının en fazla 3-4 milyon TL olduğunu ifade ediyor. Ve Özel’in haksız suçlamalarına karşı dava açacağını kayda geçiriyor. Gürlek, Özel’in maksadının “Asrın Yolsuzluk Davasını gölgelemek" olduğunu da dile getirdi. Diğer yandan Özel’in Antalya eski Belediye Başkanı Muhittin Böcek’ten adaylık için para alma iddiasına dair, mahkeme dosyasındaki bilgi ve belgelere de işaret ederek, CHP Genel Başkanının bu konuların gündeme gelmesini perdelemeye çalıştığına dikkat çekti. Vâkıâ, Özgür Özel de, genel başkanlık koltuğunda geçirdiği üç yıllık sürede, Kılıçdaroğlu kadar olmasa dahi epey davaya maruz kaldı. Demek oluyor ki, CHP liderliğinin geleneğinde, ayağı yere basmayan iddialarla başkaları hakkında ithamlarda bulunmak kolay tercih edilen bir siyasi strateji!..

Hürriyet Yazarı Abdülkadir Selvi dünkü yazısında, Özgür Özel’in bazı gülünç iddialarıyla fena hâlde alay ediyordu… Özel, Gürlek’in mal varlığını abartırken işi fazla ileri götürmüş ve ona ait bir yatın Lüksemburg’da olduğunu üfürmüştü. Hâlbuki Lüksemburg’da deniz bile yok. Acaba bu yat hangi limanda demirli bulunuyordu? Üstelik Akın Gürlek, yüzme dahi bilmediğini ve hayatında Lüksemburg’a gitmediğini, pasaport kayıtlarına gönderme yaparak izah ediyor? Lüksemburg’un olmayan kıyıları ve yat limanı konusunda acaba kim Sayın Özel’i yanıltmış olabilir?! Selvi “Aldı beni bir düşünce…” diye istihza ediyor ama, bu iddialar Özel’in aleyhine açılabilecek yeni bir dava konusu olarak hafife alınmayacak sözler…

Gelelim “Asrın Yolsuzluk Davası"na… Bu dosyada kendisine yönelik tam yüz kırk iki ayrı suçtan ötürü, iki bin üç yüz küsur sene hapsi istenen Ekrem İmamoğlu, ilk andan itibaren davayı “siyasileştirerek” kendince bir avantaj sağlamaya dönük atraksiyonlar yapıyor… Besbelli İmamoğlu tribünlere oynuyor. Aslında bunu göstere göstere yapıyor! Daha ilk duruşmada, mahkeme salonundaki yandaş izleyicilere bir selamlama konuşması yapmak istemesi başka neyin nesi olabilir? Bu arada, kendi hukuk diplomalarına hakaret ederek, bu türden bir maskaralığa aracılık eden yani “selamlama konuşması” konusunda talepte bulunan avukatların içine düştüğü çaresizlik de ayrı bir hikâye! Devlet Bahçeli’nin dediği gibi, bugüne kadar duruşma salonunda sanıkların selamlama konuşması yapması nerede görülmüş?.. Velakin İmamoğlu ve taraftarları için bunlar sıradan işler. Anlayacağınız “Ekosistem"in işlemesi için her türlü atraksiyon yapılabilir. Mesela çanta (tabii ki para çantası!) taşımakla itham edilen bir vekilin, avukatlık cübbesi giyerek mahkeme salonunda, hakkı ve yetkisi olmayan bir yerde oturmaya kalkışması ve milletin vekili olmaktan ziyade birilerinin adamı olmayı tercih etmesi yargı sürecini sabote etmekten öteye ne olabilir? Para kulelerinin gölgesinde epeyce keyif süren bu beyler, kanun ve nizam konusunda fazla rahat ve vurdumduymaz… Ancak fena hâlde yanıldıkları bir şey var: Hukuk şakaya gelmez!.. Günübirlik anarşik hareketlerle şayet milyarlarca yolsuzluk, rüşvet-irtikâp, ihaleye fesat karıştırma, haraç kesme, kara para aklama vs. cürümlerin üzerini örtebileceklerini düşünenler varsa, pek yanılıyor.

Aman ha!.. Mahkemenin düzenini bozmak, herhangi bir oyunbozanlıkla aynı şey değil. Benzer densizlikler sürerse, bazıları cendereye sıkışıp kalır, unutmayın!

Türkiye Gazetesi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat