Savaşın süresi, füzelerin sayısı!
- GİRİŞ28.03.2026 09:40
- GÜNCELLEME28.03.2026 09:40
Donald Trump ha bire mühlet veriyor… “İran’a kırk sekiz saat mühlet; Körfez ülkelerine saldırmaya devam ederse, enerji santrallerini yerle bir edeceğiz!” Ardından 48 saati beş güne, daha sonra on güne çıkardı...
ABD Başkanı niçin ikide bir İran’a verdiği mühleti uzatıyor? Analistler ve uzmanlar bu hususta belirli bir sonuca varmakta zorlanıyor… Daha önceki olaylara bakılırsa, Trump iddia ettiği üzere, sözde barış ortamını sağlamak için bu mühletleri uzatmıyor. Tam aksine savaşı etkili biçimde sürdürebilmek için zaman kazanmaya çalışıyor. Hatırlayınız, Haziran 2025’te yine Umman’ın ara buluculuğunda; Maskat ve Roma’da turlar hâlinde devam eden müzakereler söz konusu idi. Ancak görüşmeler sürerken bir gece ansızın İsrail ve peşinden ABD uçakları İran’ı vurmaya başladı. Saldırının ilk dalgasında, İran’ın en üst seviyedeki askerî erkânı hemen tamamen ortadan kaldırıldı. On iki gün boyunca devam saldırılar neticesinde, İran’ın pek çok stratejik tesisi başta olmak üzere en önemli hedefleri vuruldu. Ve Trump, İran’ın nükleer programının tamamen imha edildiğini iddia edip, bu ülkenin tehdit olmaktan çıktığını da ilan ederek saldırılara son verdi. Netanyahu ise Trump’la aynı şeyi düşünmüyordu!.. Aradan sadece sekiz ay geçti… Aynı şekilde, İran’ın tercihiyle Umman’ın ara buluculuğunda Maskat ve Cenevre’de görüşmeler devam ederken ve hatta önemli ilerlemeler kaydedildiği, tarafların anlaşmaya yakın oldukları da açıklanmışken, İran’a füze yağmaya başladı. ABD-İsrail ikilisi bu defa çıtayı yükseltmişti. Rejimi devirmek üzere, öncelikle dinî lider Ali Hamaney ve devletin üst kadrosu saldırının ilk dalgasında katledilmişti. Trump’ın açıklamasına göre operasyon iki ila dört hafta içinde sona erecekti. Buna göre, savaş süresi olarak belirlenen zaman tükenmiş durumda… Hatta Trump’a bakılırsa operasyon planlanandan daha da hızlı ilerliyor. "Sarı Kovboy"un tutarsız ve uçuk-kaçık beyanlarına bakılırsa İran diye bir yer kalmadı. Hepsi yakıldı-yıkıldı, imha edildi. Öyle ki hedef alınacak bir tesis kalmadı...
Gelgelelim misillemelerini her geçen gün biraz daha etkili hâle getiren İran, dördüncü haftanın sonunda daha dirençli bir görüntü veriyor. Ve ateşkes çağrılarını reddediyor. Savaşı kendi şartları tahakkuk ettiği vakit sona erdireceklerini ilan ediyor… Hâl böyle olunca da Trump’ın çelişkili beyanlarının aksine, ABD ve İsrail hesabına işlerin pek yolunda gitmediği kanaati güçleniyor. Çünkü ABD Başkanı, bir taraftan savaşın sonuna geldik derken diğer yandan yeni askerî birlikleri kaydırma ihtiyacı duyuyor. Muhtemel kara harekâtı için binlerce kişilik deniz piyadesi kaydırmanın yanında hava indirme birliklerini de bölgeye sevk etme kararı aldığı haberlerde dolaşıp duruyor… Hatırlanacağı üzere daha iki hafta önce, "hiçbir yere asker göndermiyorum" diye böbürlenen Trump, bunları söyleyen kendisi değilmiş gibi, bambaşka şeyler dillendiriyor. Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması için önce NATO üyelerine çağrıda bulundu. Olumlu karşılık gelmeyince ibreyi çok daha farklı yerlere çevirdi. Düşünün Çin’den bile yardım ve destek istedi… Oradan da beklediği cevabın gelme ihtimali zaten yoktu. Trump son çare olarak kara birliklerini devreye sokup, İran’ın kapattığı Hürmüz Boğazı'nı açmaya çalışacak. Ne var ki, çıkarma ve hava indirme harekâtı, savaşta en fazla kayıpların verildiği muharebe çeşitleridir. Düşünün, yüzlerce Amerikan askeri tabutlar içinde ülkesine geri gönderildiği vakit, Donald Trump ve kendisi gibi kibirli ekibinin siyasi vaziyeti nasıl olur? Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde, Trump; Kongrede çoğunluğu kaybedip “topal ördek” durumuna düştüğü takdirde, yargılanıp azledilme tehlikesi yüksek ihtimal… Her gece bu kâbusla uyanmamak için Trump, İran’ı başka yollardan ikna etmeye çalışıyor. Tehditlerin dozunu bu sebeple arttırıyor. Ne var ki, şu ana kadar İran Yönetimi pek de bu tehditlerden etkilenmedi. Hatta bazı uzman yorumcular, eski kadroya nazaran İran’ın yeni yöneticilerinin (Ağırlıklı olarak Devrim Muhafızları rol üstlenmiş durumda) daha çok sertlik yanlısı olduğunu belirtiyor.
Velhasıl savaşta dört hafta geride kaldı… Bu zaman zarfında İran tarafında beklenen çözülme ve dağılma gerçekleşmedi. Aksine İran daha nitelikli misillemelerle bilhassa İsrail halkının moralini fena hâlde bozmuş görünüyor. Hemen her gün siren sesleriyle sığınaklara koşuşturmaktan bitap düşmüş vaziyette. Ve pek fazla dillendirilmemekle birlikte İsrail’den başka ülkelere ciddi manada göç yaşanıyor… İşte bu şartlarda İran’a açılan savaşın ne zaman ve nasıl biteceği konusunda birbirinden farklı görüşler dolaşımda. Ama bu görüşlerin hiçbirisinde, Amerika ve İsrail adına bir zafer durumundan bahsedilmiyor. Buna karşılık uğradığı ağır bombardıman yıkımına rağmen, İran savaşma azmini muhafaza ediyor ve Hürmüz Boğazı’nda olduğu gibi, elindeki kozları gayet dikkatli ve ustalıklı kullanıyor. Bu şekilde şu ana kadar ABD ve İsrail aleyhine ürettiği maliyet, fazlasıyla kayda değer… İran’ın elinde kaç tane füze kaldığını kestirmekle savaşa süre biçmeye çalışanlar, öyle görünüyor ki yanılma payı yüksek tahminde bulunuyor.
Trump’ın ikide bir mühlet vermesi, yeni güç temerküzü için zaman kazanmaya dönük basit bir kurnazlık gibi!.. Şimdiye kadar çok defa ağzı yanan İran bu oyuna gelir mi? Düz mantıkla baktığınızda gelmemesi lazım. Yine de belli olmaz. Lakin İran bu defa pek çok bakımdan oldukça hazırlıklı görünüyor. Bu kadarı bile, Trump’ın hayalini kurduğu çabuk gelecek bir zafer beklentisini boşa çıkarmaya yetti bile...
İsmail Kapan / Türkiye Gazetesi
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol