Mazlumun ve kimsesizlerin sesi olmak…

  • GİRİŞ24.09.2026 10:04
  • GÜNCELLEME24.09.2026 10:04

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM’de yaptığı manifesto niteliğindeki konuşması dünyada büyük yankı uyandırdı. Özellikle BM’nin yapısı ve Filistin meselesine dair en çarpıcı ifadeler bir kere daha kayıtlara geçti…

Birleşmiş Milletler (BM) Teşkilatı kürsüsünden on altıncı defa dünyaya seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “kelamı ile kalbi arasına herhangi bir perde koymadan” içinden geldiği gibi, tam bir samimiyetle düşüncelerini ifade etti. Sayın Cumhurbaşkanının böyle bir konuşma yapması özellikle bekleniyordu… Dünyanın bir kaos ortamına sürüklendiği bu zamanda, “son otuz yılın en kanlı döneminin yaşandığı” bir sırada, çözüme yönelik cesur düşüncelere ihtiyaç çok büyük… Ne var ki, dünya siyasetine yön veren kişi ve kuruluşlar, büyük bir kısırlık ve ürkeklik içinde debeleniyor. Gerçekleri dile getirmekte cesur davranamıyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan işte tam bu noktada; ağırlık merkezi kanayan yara Filistin ve Gazze olmak üzere, bölgesel ve küresel ölçekte dünya barışını tehdit eden yakıcı meseleleri çok açık ve net şekilde kritik etti. Filistin meselesi konusunda, görevini tamamlamış bulunan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres bile, Gazze’deki soykırımı yarım ağızla ifade ederken, bu insanlığa karşı suçun asli failinin İsrail haydut devleti olduğunu dile getirmeye cesaret edemiyor… Ama elli yıllık siyasi hayatı boyunca, her vesileyle Filistin davasını savunan Cumhurbaşkanı, bir kere daha bütün dünyaya haykırarak, Gazze ve Batı Şeria’daki soykırım suçu karşısında sessiz kalınmaması ve İsrail’e daha fazla baskı yapılması çağrısında bulunuyor… ABD’nin Filistin Devlet Başkanı Abbas’a iki yıldır BM Genel Kuruluna katılması için vize vermediğini hatırlatarak tepkisini koymaktan geri durmadı. Ve Cumhurbaşkanı, Filistin Devletini boğma yolundaki teşebbüslerin asla neticeye varamayacağını üstüne basa basa bir kere daha dünyaya duyurdu.

Gazze’de yaşanan insanlık felaketini en keskin ifadelerle duyuran Erdoğan, 74 bin kişinin hunharca katledildiği bu coğrafi alanın en büyük çocuk mezarlığı olduğu gerçeğini haykırdı. İnsan kasabı Netanyahu ve elebaşı olduğu Siyonist çetelerin barbarca saldırıları neticesinde, Gazze’nin aynı zamanda nüfus oranına göre en kalabalık ampüte (kol ve bacağı kesilmiş) çocuk nüfusun yaşadığı yer olduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanının bu insanlık dramını dünyaya bir kere daha hatırlatması uluslararası medya kuruluşlarında geniş yankı buldu. Gazze’deki Siyonist vahşeti kelimelerle anlatmak mümkün değil… Ama ne çare ki dünyanın duyarsızlığı karşısında fazlaca yapılabilecek bir şey yok. Tek çare bu zulmün sürekli olarak dünya milletlerinin gündemine taşınmasıdır...

Cumhurbaşkanının BM konuşması bu manada en çarpıcı örnektir. Filistin meselesinin bu derece vahim noktalara gelmesi hiç şüphesiz BM teşkilatının vebalidir… Erdoğan, 2014 yılından beri “DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR” diyerek, BM’nin neden görevini yapamadığını anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan ve galip devletlerin menfaatlerini korumaya dönük bir yapıyla devreye sokulan BM, artık kesin biçimde mefluç vaziyete gelmiş durumda… Dolayısıyla bunun reforme edilmesi artık kaçınılmaz. Ancak an itibarıyla bu reformu hayata geçirecek güçlü bir küresel irade bulunmuyor. Erdoğan işte bu gerçekleri bir kere daha dünyanın dikkatine getirerek bir an evvel gerçekçi çözüm için harekete geçilmesi çağrısında bulundu… Tıpkı Filistin meselesinde olduğu gibi, Keşmir ve Kıbrıs konusunda da bugüne kadar dişe dokunur bir adım atamayan BM’nin elini ayağını bağlayan “VETO” meselesinin ortadan kaldırılması teklifini seslendirdi. Veto yetkisi kaldırılmadıkça Teşkilatın sağlıklı işleyişinin mümkün olamayacağının da altını çizdi...

Cumhurbaşkanı BM’deki konuşmasında dünyanın belli başlı bölgesel ve küresel meselelerindeki tıkanmaların aşılması için barışçı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini, bu konuda Türkiye’nin gayretlerini de dile getirdi. Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Somali’de, Sudan'da ve diğer komşu coğrafyalardaki ihtilafların çözümü konusunda, Türkiye’nin ortaya koyduğu barış odaklı diplomasinin neticelerine işaret etti. Güney Kafkasya'da barışın kalıcı olması için Azerbaycan-Ermenistan arasındaki görüşmelerin sağlıklı devam etmesi önemli… Rusya-Ukrayna Savaşının bir an evvel sonlanması için herkesin gayret göstermesi gerekir. Türkiye bu konuda en başından beri son derece aktif bir diplomasi yürütüyor. Türkiye Orta Doğu’da yeni ticaret koridorlarının bir an evvel fonksiyonel biçimde hayata geçirilmesi için üzerine düşeni yapmakta. Bu hususta Irak ve Suriye ile devam eden ortak çalışmalar önemli merhale kaydetmiş bulunuyor… Türkiye Güney Asya’dan Asya Pasifik’e kadar en geniş ölçekte güçlü ticari ilişkiler geliştirme yolunda büyük gayret sarf ediyor. Ayı şekilde Afrika kıtasında Türkiye’nin son yirmi yılda katettiği mesafe çok dikkat çekici. Benzer faaliyetler Karayip ülkeleri ve Latin Amerika’da da devam etmekte…

Cumhurbaşkanı dünyanın bütününü ilgilendiren diğer birçok konuda da gerekli hatırlatmaları yaptı. Bu manada dünya milletlerini cinsiyetsizleştirmek için çalışan LGBT ve benzeri sapık kuruluşların saçtığı tehlikelere bilhassa dikkat çekti. Çocukları ve aileyi korumanın ehemmiyetini dile getirdi. Dünyada yüz milyonlarca insan açlık çekerken, beri tarafta yapılan gıda israfına çarpıcı rakamlarla dikkat çekti. Bunun yanında iklim değişikliğinin etkilerini azaltma ve çevre kirliliğinin önüne geçilmesinde Türkiye’nin yaptığı çalışmaları özetle dile getirerek, BM Yılının son faaliyeti olarak, Antalya’da COP 31 zirvesinin yapılacağını duyurdu. “Sıfır Atık” konusunda ortaya konan gayretleri ve sonuçlarına da özetle temas eden Cumhurbaşkanı, teknolojik kutuplaşmanın insanlık için taşıdığı tehlikeye de atıfta bulunarak, bunun yeni bir sömürü düzenine yol açmaması gerektiğini belirterek, bilimsel gelişmeye insan odaklı yaklaşmanın önemine de bilhassa dikkat çekti...

Türkiye Gazetesi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat