Adalet Bakanı: Bu memleketi sokakta mı bulduk?
- GİRİŞ17.11.2008 10:01
- GÜNCELLEME17.11.2008 10:01
Cumartesi günü Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’le görüşmek üzere makam katına çıkarken, duvardaki yazı dikkatimi çekti. Gençosmanoğlu imzalı bu dizeler, Şahin’in döneminde duvara yazılmış, şöyle diyor:
“Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir. Temele taş bulmak gecikebilir, devlete baş bulmak gecikebilir, Adalet gecikmez, tez verilmeli.”
Bakan Şahin’le iki saate yakın görüştük. Gündemde Adalet Bakanlığı’na ilişkin önemli konular vardı, gazetelerde “301’i geri ver” manşetleri atılıyordu. Şahin’i iyi bir zamanlamayla yakaladık.
Şahin, AKP içindeki muhafazakâr ama “devlete yakın duran” kanadın temsilcilerinden. Hani, AKP koalisyonunu “Liberaller, muhafazakârlar, devlete yakın olanlar” diye tanımlamıştık. Şahin, tıpkı Cemil Çiçek gibi hem muhafazakâr değerlere sahip hem de devlet hassasiyetlerini gözeten akımın sembollerinden.
Bakan, yüksek yargı muhabirimiz Ersin Bal’la birlikte kendisine yönelttiğimiz, Ergenekon’dan Deniz Feneri’ne, Üzmez skandalından Anayasa değişikliğine dek tüm sorularımızı yanıtladı.
Görüşmeye giderken, son aylarda Şahin’in aktörü olduğu iki görüntü olanca sıcaklığı ile aklımdaydı. Biri, “Engin Ceber’in işkenceden ölümü nedeniyle özür dileme erdemi göstermesi”, diğeri Antalyalı şehit Mustafa Uysal’ın annesi Nefise Ana ile diyaloğu. Şahin, “size ev yapalım” deyince şehit anası, “ev değil köyümüze okul yaptırın” demişti. Okul yapıldı, 300 öğrenci şehidimizin adını taşıyan okulda şimdi öğrenim görüyor.
Hükümeti
eleştirenlere
yargılama izni
vermemiş
Özel kalem odasından, Bakan’ın masasına kadar her yerde Avrupa Birliği dokümanları ve dergileri vardı. Bakan bize kendi elleriyle, memleketinde topladığı Kandıra mantarlarından ve Safranbolu’nun çifte kavrulmuş lokumlarından ikram etti. Formda görünüyordu, kilosunu korumak için akşam yemeklerini kesmiş, dut pekmezli yoğurt yiyormuş.
Şahin, “Türkiye şeffaf bir toplum haline geliyor. Bunda basının büyük katkısı var” diyerek söze girdi. Malum, bugünlerde basın özgürlüğü bazı saldırılarla karşı karşıya. Bakan, “amaçları iktidarı yıpratmak bile olsa her eleştiri yararlıdır” görüşünde. Sohbetin ilerleyen bölümlerinde 301’inci maddeye değinirken, ilginç bilgiler edindik. Savcıların 301’inci maddeden dava açmaları, Adalet Bakanı’nın iznine bağlanmış durumda. Şahin, bu yetkisini kullanırken geri çevirdiği 216 dosyadan ikisini özellikle örnek gösteriyor. Bu dosyalarla ilgili ön incelemeyi yapan bakanlık bürokratları, “dava açılsın” demişler. Ancak Şahin, hükümeti hedef alan bu dosyalar için “eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamında” diyerek izin taleplerini reddetmiş.
İşte 301 bilançosu...
Adalet Bakanı’na “301’le ilgili eleştiriler alıyorsunuz. Yetkinin size geçtği günden beri ne oldu?” dedim. Soruşturma açma izninin kendisine verildiği mayıstan bu yana oluşan bilançoyu Bakan Şahin şöyle açıkladı:
“Bugüne kadar 381 dosya masama geldi. Bunların 216’sını reddettim. Sadece 47 dosya için izin verdim. 118 dosyanın incelemesi ise devam ediyor.”
Bu değişikliği eleştirirken, “eski sistem sürseydi 381 dosyanın seyri ne olurdu?” diye sormalıyız. Bakan’ın yargılama izni verdiği dosyalar arasında Temel Demirer de bulunuyor. Bu konuda Şahin’e yönelik eleştiriler var. Peki Bakan Şahin eleştirilere ne diyor? Bakan elindeki metinden Demirer’in dosyasını okumaya başladı. Metinde, “katil devlet”, “Türkiye’de soykırım yapılmıştır” gibi akılalmaz ve çok sert ifadeler yer alıyor.
Bu sözlere Bakan da tepkiliydi, “Vatandaş bizim devletimize ‘katil devlet’ diyecek, ‘soykırım’ suçlaması yöneltecek. Biz bu devleti sokakta mı bulduk?”
Bakan’la sohbet ederken, bir süre önce Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Kadir Özbek ve Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ile yaptığımız mülakatlar da gündeme geldi. Bakan, eleştirileri ve önerileri dikkatle not etmiş. Yargı bağımsızlığı ve yargıç teminatının güçlendirilmesi için kendilerinin de düşünceleri olduğunu söyledi. Sanırım bunlar yakında tartışmaya açılacak. Şu aşamada, AB reformları kapsamında hazırlanan strateji plan taslağını ilgili kurumlara göndermiş.
Adalet Bakanı ile görüşmeye gittiğimizde sormadan geçemedim. “Bana çok sayıda af talebi içeren okur mektubu geliyor. Kişisel olarak karşıyım, ama acaba bir çalışma var mı?” diye merak ediyordum. Bakan Şahin, “Sizinle aynı görüşteyim. Kesinlikle bir çalışma veya düşüncemiz yok. Konuşulması bile suç işlenme oranlarını artırıyor” diyerek net bir yanıt verdi. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 100 bini geçmiş. Bakan, “yeni cezaevleri yapıyoruz, üzüntüden açılışlarına gitmiyorum” derken, kesinlikle af düşüncesi olmadığını tekrar etti.
Adalet Bakanı’nın, Anayasa’nın değiştirilemez maddeleriyle ilgili düşünceleri çok yerinde ve önemliydi. Kısaca değinmek yetmez, ayrı bir yazı konusu, devam edeceğiz.
İsmail Küçükkaya - Akşam
Yorumlar1