Kabineye bir de gidenler açısından bakalım

  • GİRİŞ05.05.2009 08:32
  • GÜNCELLEME05.05.2009 08:32

Bakanlar Kurulu'nda yapılan değişiklikler 'tamirat, tedavi ve öze dönüş' amaçları taşıyor.

29 Mart yerel seçimleri Başbakan'ı bu kadar geniş kapsamlı bir değişiklik yapmaya iten sebeplerin başında geliyor. AKP iktidarı son iki yılı kaybetti, Türkiye de...

Yüzde 47 oy alındığı günden bu yana bitmek bilmeyen tartışma ve gerginlikler, Cumhurbaşkanlığı seçimi, Ergenekon soruşturması, kapatma davası ve derken yerel seçim... Heba olan günler...

Şimdi 3 Kasım 2002'de başlayan 'ilk dönemin ruhunu' arıyorlar. O günlerin performansı 22 Temmuz'daki başarının temeliydi.

Türkiye 2011'de genel seçimlere gidecek. Orada alınacak sonuç 2012'de olması beklenen Köşk seçimi için önemli bir gösterge, belki de kilit rol oynayacak. Yeni kabine işte bu nedenle, AKP adına başarılı olmaya mahkum.
Yeni Bakanlar Kurulu'nun bir denge arayışını yansıttığı, sıkı istişare ve pazarlıklar sonucu oluştuğu gerçek.
Gelenler için çok konuşuldu, yorumlarda bulunuldu. Gidenlere çoğunlukla haksızlık edildiğini görüyorum. Hem 'yenilerin' hem 'gidenlerin' analizi yapılırken Köşk-Başbakanlık dengeleri unutulmasın.

Şimdi, kabine revizyonuna daha çok 'gidenler' açısından bakmaya çalışalım.

Öncelikle 7 yıllık AKP iktidarında genel bakan performansının zayıf olduğunu kabul edelim. Bu hükümet, çok ağırlıklı biçimde Başbakan Erdoğan'ın kişisel performansına endeksli yürüyor. Eski dönemlerdeki gibi bakanların, hatta bürokratların parladığını, sivrildiğini görmüyoruz. Yedi yıl önce, ilk günlerde Maliye Bakanı Kemal Unakıtan kamuoyunun çok dikkatini çekmişti, sonra Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım. İkisi de krizlerle karşılaştılar, muhalefetin hedef tahtası haline getirildiler. Geri çekildiler, daha az konuştular, düşük profile geçtiler. Hükümet bu iki bakanla ilgili kriz yönetimleri uyguladı. Yıldırım sonradan toparladı, uzmanı olduğu alanlarda parlak bir performans sergiledi ama kamuoyunun önüne çıkmaktan mümkün olduğunca kaçındı.

Kemal Bey, pratik zekası ve çok iyi bildiği Maliye teşkilatıyla sıcak ilişkisi sayesinde bütçe performansında Türkiye için büyük kazanımlar elde etmişti. Mehmet Şimşek'in Maliye'de başarılı olacağından hiç kuşkum yok. Tıpkı Unakıtan gibi sıkı bütçe uygulamalarından taviz vermez, olaya küresel dengeler açısından bakar. Ama kabinede Kemal Unakıtan zekasının olmaması ciddi bir eksikliktir.

Dışişleri'nde Ahmet Davutoğlu-Ali Babacan değişikliği, politikada herhangi bir farklılık getirmeyecektir. Davutoğlu zaten Gül-Erdoğan arasında mekik diplomasisi dokuyarak dış politikaya yön veren isimdi. Yeni dönemde de
Dışişleri'nin bir yönü, ruhu, stratejisi olacak. Katılırsınız katılmazsınız böyle.

Ali Babacan'ın ekonominin süper patronu haline gelmesi tam da 3 Kasım döneminin liberal ekonomi politikalarına dönüş çabasının yansıması. Olumlu olacaktır. Nazım Ekren'e ise yazık oldu.

Enerji Bakanı Hilmi Güler zayıf kalmıştı. 22 Temmuz sonrasında koltuğunu kaybedeceği konuşulmuştu.

Zafer Çağlayan dengelere kurban gitti, planda yokken Sanayi Bakanlığı'ndan oldu. Tüzmen de öyle. Oysa ne kadar çalışkandı. Dikkat ettiniz mi, kabine açıklanırken Erdoğan'ın yüzünde heyecan veya mutluluk ifadesi yoktu. Belki çok daha farklı bir liste ile kamuoyunun önüne çıkacaktı.

HÜSEYİN ÇELİK NEDEN KAYBETTİ?

Gelelim Milli Eğitim'e...
Öncelikle Nimet Çubukçu...
'İlk kez bir kadın bakan' diye anlatılıyor. Çubukçu, kadın olmanın ötesinde vasıfları olan değerli bir isim. Hukukçu. Kadın ve Aile'den sorumlu bakanlığında çok titiz çalıştı, bu konuyu çok ciddiye aldı, mücadele etti. Yeni görevi, ona kadın sorununun çözümüne çok daha fazla katkı yapma olanağı sağlayacak.
Peki Hüseyin Çelik?
Kamuoyunun büyük bölümünün antipatisini topladı. Oysa onun yaşadıklarını bir iletişim kazası diye yorumluyorum. Maalesef bizde insanların hep tek boyutlu değerlendirme kusuru var. Onun için 'Laiklik karşıtı ve kadrolaşma peşinde' suçlamaları yapıldı. Halbuki irticacıların hep hedefindeydi. AKP içinde radikal kanatla sürekli sürtüşmek durumunda kaldı. Milli Eğitim bütçesini bugüne kadar olmadığı kadar artırdı, çocukların kitapları ücretsiz almasını sağladı. Üstelik ciddi bir entelektüeldir.
Şimdi ben bunu söyledim diye nasıl küfürler gelecek, önemli değil. Çelik'i yıllardır tanırım, kamuoyundaki algısıyla hiç ilgisi olmayan bir profile sahiptir.

İsmail Küçükkaya - Akşam
ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

Yorumlar2

  • Bahattin AÇIKGÖZ 16 yıl önce Şikayet Et
    Vah Vah Çelik'e Yazık Olmuş. Gidişine asla üzülmedim. Kayıt dışı usulsüz atamalar yaptı. Çıkarılan bütün yönetmelikleri yandaş sendikanın talebine göre düzenledi. Hepsi de bu yüzden yargı duvarına çarptı.Müfredattaki Atatürkçülük konularını neredeyse sıfırladı. Öğretmenleri hep suçladı. Az çalışıp fazla maaş aldıklarını düşündü. Okullarda çalışma barışını bozan uygulamalalar yapıldı. (Örneğin uzman öğretmenlik, yönetici atamaları, 4/b lilerin sorunları vs) Bu yüzden eğitim camiasının antipatisini kazandı.
    Cevapla
  • Neslim kalmuk 16 yıl önce Şikayet Et
    hüseyin Çelik en önemli bakandı aslında.... bendiniz bir çok insandan farklı düşünüyorum. Hüseyin Çelik, belki de gelmiş geçmiş en bilgili ve entellektüel bakanımız idi. Şahsen bendeniz sayın ÇUBUKÇU'nun çok da başarılı olacağını sanmıyorum. kimseler boşuna heveslenmesin. devlet bakanlğında olağanüstü ne yaptı allah aşkına? Bakan olması bu gerçeği değiştirmez. Bu ülkede ne cevherler duruyor kıyıda köşede. Eğitim bakanlığı ve bir hukukçu!? ben ümitli değilim vs. Sayın Çelik'in gitmesine üzüldüm.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat