Üslup ayarının arka planı
- GİRİŞ11.06.2009 08:12
- GÜNCELLEME11.06.2009 08:12
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ATV'deki en çarpıcı açıklaması 'cumhurbaşkanının görev süresinin beş yıl olduğunu' söylemesiydi.
Aynı programdaki başka bir yaklaşımı ise Erdoğan'ın geçmiş dönem tutumuyla karşılaştırıldığında belirgin bir farklılığa denk geliyordu. Üstelik Köşk'ün görev süresi tartışmalarıyla beraber ele alındığında, yeni dönem stratejisinin ayak izlerini gösteriyordu. O ifadeler Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın 'ekonomiyi gündeme getirerek laikliği unutturuyorlar' eleştirisine verdiği yanıtta gizliydi.
Erdoğan, Başsavcı Yalçınkaya'nın sözlerini değerlendirirken çok dikkatli bir dil ve özenli, dengeli bir üslup kullandı. Bir gün önce de aynı konuda, 'hayır, laikliği unutturmuyoruz, ekonomiyi canlandırırken Cumhuriyet'in değerlerini de yaşatıyoruz. Hepsine önem veriyoruz' demişti.
Bu yaklaşım Erdoğan'ın tutumundaki çok hissedilir bir farklılığa işaret ediyor. 'Üslup ayarı', kararlaştırılmış ve yol haritası çizilmiş yeni bir hedeflemenin ürünü.
Başbakan, devlet kurumlarıyla ilişkisinde 'gerginlik siyasetinden' ve 'çatışma stratejisinden' uzaklaşmak istiyor. Doğru bir '29 Mart okuması'nın yansıması. Daha önemlisi, 2011 ve 2012 seçimlerinin yapı taşları...
Elbette bunu yaparken bir yandan da 'partisini ve tabanını diri tutacak polemikleri CHP üzerinden' yürütmeye devam ediyor. Siyasete biraz da tansiyon gerekli. Baykal da bundan şikayetçi görünmüyor. Sonuçta ikisi birbirini gündemde tutuyor.
HİÇ BU KADAR HAKLI OLMAMIŞTI
Erdoğan yargı kurumlarının çok daha hafif eleştirilerini ne kadar da sert karşılamıştı. Önceki polemiklere bakınca 'Yalçınkaya hiç bu kadar haksız, Erdoğan da hiç bu kadar haklı olmamıştı' sonucuna ulaşıyoruz. Laiklik, son seçim kampanyasının malzemesi değildi. CHP yepyeni bir söylem tutturmuş ve sandıktan en azından teşvik edici bir sonuçla ayrılmış, AKP ise oy kaybetmişti. Laiklik gibi soyut tartışmalar yerine gündelik hayatın acımasız gerçekleri ön plana çıkarılmıştı, ekonomi bir numaralı gündem maddesi olmuştu. Kapatma davasından bu yana AKP, laiklik konusunda endişe yaratacak eylem ve söylemlerden uzak durmuştu. Yani siyaset kendi mecrasında akmaya başlamıştı. Bu yeni fotoğraf, AKP'nin elindeki haksız rekabet kozunu almıştı. Siyasal mücadele nihayet eşit koşullarda yapılır olmuştu. Hepimizin istediği buydu, 'Cumhuriyetimizin değerleri, ona bir saldırı olmadığı müddetçe tartışma sahasına sürülmesin, iktidarlar gerçek sorunlarla mücadeledeki performanslarıyla' değerlendirilsin. Demokrasilerde iktidarlar bu yolla değişirler. Bugüne dek, işini yaptığı için haksız eleştirilere, yer yer ağır saldırılara maruz kalan Başsavcı Yalçınkaya, 'ekonomi-laiklik' eksenindeki sözleriyle ciddi bir strateji hatası yaptı. Erdoğan 'bu pası değerlendirecek, popülerliğine prim katacak gerginlik söylemi' yerine 'ılımlı ve yumuşak tonda bir ifadeye' başvurdu. En doğrusunu yaptı. Kurumlararası kavga hepimizi yorduğu gibi, siyaseten de kimseye yaramıyor.
KÖŞK'E ADAY BİR PROFİL ARAYIŞI MI?
Erdoğan, 'beş+beş' dedi, yani 2012'de Köşk seçimi var. Genel seçim için de 'dört+dört' kuralı geçerli, 2011'de milletvekillikleri için sandığa gideceğiz. Bir zamanlar Fehmi Koru'nun söylediği üzere, Erdoğan'la Gül yer değiştirmeyi isterler gibi. Bu, gönüllerinden geçebilir, ne var ki iki ayrı seçimden bahsediyoruz, sandıktan ne çıkacağı belli olur mu? Görüyorsunuz, yeni partiler kuruluyor, seçim sürecinde birleşmeler yaşanacak. Sol ve sağ kesimde milliyetçi rüzgarlar esiyor, CHP ve MHP kendi yelkenlerini bu rüzgarlarla şişirmeyi deneyecekler. AKP'nin 29 Mart'a göre, 4-5 puanlık bir düşüş yaşaması bile neler değiştirir? Hesaplamışlar, 29 Mart yerel seçim sonuçları genel seçime uyarlanırsa AKP ancak 292 milletvekili çıkarabilecekmiş. Çok kritik bir eşik, sınırda yani...
Genel seçimde bir parti daha barajı aşarsa mevcut Meclis aritmetiği kimsenin tahmin edemeyeceği şekillere dönüşebilir. İşte bu nedenle, bugünlerde 'tonlama' değişiklikleri görüyoruz. Bu, uzun vadeli sürecektir, en az iki yıl...
Erdoğan, halkın tercihine başvurulacak bir cumhurbaşkanlığı seçimi için 'kendisine yeni bir profil' oluşturmayı deneyecektir.
Size bir soru: Gül veya Erdoğan, 2012'de cumhurbaşkanı adayı olsa, karşısına solun desteğini alacak ama kesinlikle merkez sağdan bir isim bulunsa kim şanslı olur?
İsmail Küçükkaya - Akşam
ismail.kucukkaya@aksam.com.tr
Yorumlar1