Başbuğ'un mesajı söylemediklerinde gizli
- GİRİŞ27.06.2009 10:06
- GÜNCELLEME27.06.2009 10:06
Başbuğ'un mesajı söylemediklerinde gizli
Kavga' demeyelim, yıpratıcı olur. 'Mücadele' diyelim, kapsayıcı olsun. Şu anda Türkiye'de sahneye konulan türlü senaryolar içinde 'mücadele platformundaki' kurumları sayalım:
İktidar, muhalefet, TSK, MİT, Emniyet, cemaat, liberaller ve basın... Yargıyı da dahil edebilirsiniz ama konu onlarla doğrudan ilgili değil, geçelim. Bir tek uluslararası güçleri ve onların istihbarat örgütlerini unutmayalım. 'Türkiye'ye dönük çıkarları ve buna uygun oyun planları olduğu' kesin.
Çatışmadan kim beslenir?
Uzlaşma çabalarını hangi güçler baltalamak ister?
Önce, meselenin can alıcı kısmı:
'Kurumları yekpare görüyoruz' bu bakış yanlış.
'Her kurumun içinde, çatışma kültürünü temsil eden, bundan beslenen aşırı uçlar, marjinal kesimler var.'
Tasfiye süreci onları elekten geçiriyor. Son günlerde şahit olduğumuz her türlü skandal niteliğindeki olay, 'politika empoze etmeye','ilişki dizaynına','yön tayinine' odaklı stratejilerin ürünü.
Aslında marjinaller, rakiplerine yönelik bir tasfiye operasyonu deniyorlar.
İlker Başbuğ'u izlerken aklımdan işte bunlar geçiyordu.
'Operasyona operasyonla karşılık' veriyor.
Genelkurmay Başkanı, artık kamuoyunun alıştığı 'vurgulu, net ve dengeli' konuşmalarından birini daha yaptı. Kendi kurumuna da sahip çıktı, demokrasiye ve hukuka da...
Belge tartışmalarıyla ilgili, 'sivil yargılamaya dönük sürecin devamına' kapıları kapatmaya kalkmadı.
'Hukuk işlesin' dedi.
LİBERAL FAŞİSTLER HEDEF TAHTASINDA
Bu kez, diğer açıklamalarına göre 'daha sakindi', sertleşmeye gerek duymadı. Bu da yerinde oldu.
'Kağıt parçası' diyerek belgeye ilişkin tutumunu özetledi, 'TSK'nın hedef alındığını' söyledi. 'Örgütlülük' vurgusu yaptı. Ama dikkat, bu defa 'cemaat' demedi, 'cadı avına çıkmayacağız' sözlerinin gereğini kendisi de yerine getirdi. Oysa son konuşmalarında doğrudan cemaati hedef almıştı. Bu kez temkinliydi. 'Olağan şüpheli' diye gösterilenleri yargı süreci sonuçlanmadan hedef almadı.
İç veya dış kimi çevreler 'devletin zirvesinde' ve 'toplumsal katmanlar, sosyal dinamikler arasında' olası uyum çabalarını bozmayı hedefliyorlar. Artık sonuç almaları kolay görünmüyor.
Tepkisi bazı akademisyenlere, sözde aydın ve liberallereydi...
Asıl gündeminde 'liberal faşistler' vardı.
Medya üzerinden uygulanan asimetrik psikolojik savaşı kışkırtanlara herkes dikkat etmeli. Yazının en başında sıraladığım kurumları yönetenler de, bu oyunların içinde yoksa cemaatler de...
Gerçekten, ortalığı karıştıran, sertlik yanlısı, çatışma taraftarı bir kısım sözde liberaller var. Onlar, diğer kurumları kendi özel amaçları doğrultusunda kullanarak bir strateji uyguluyorlar.
İşte bu durumun farkına varıldığı anda pek çok kavga konusu ortadan kalkacak.
Bir de bu konunun Baykal'ı ilgilendiren '12 Eylül tartışmaları bölümü' var, orası başka bir muamma.
Baykal'ın, son olayda gerek Başbuğ'a yönelik söylemleri, gerekse 12 Eylül tartışmasını ortaya atması çok dikkat çekici.
Sonuçta, İlker Başbuğ'un sergilediği liderlik tarzı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la kurduğu ilişki kimlerin işine gelmiyorsa, hangi kurum veya kesimin radikal kanadının çıkarına aykırıysa onlar özel bir dikkati ve de muameleyi hak ediyorlar.
Yorumlar5