Türkiye'ye tuzak
- GİRİŞ24.12.2009 06:33
- GÜNCELLEME24.12.2009 06:33
'Şeytanın en büyük hilesi, dünyayı var olmadığına inandırmaktır.' Bu cümle Baba filminden...
Son aylarda olup bitenlere bakınca sık sık şeytanın kurnazlığını düşünüyorum.
'Görünen' her şey tuhaf.
Derinine indikçe daha da garipleşiyor.
Büyük bir tuzak kurulmuş, çok yönlü bir kandırmaca...
Gerçekler var, onun esas aktörleri, bir de şahit olduğumuz olaylar. Bizleri bir şeylere 'inandırmak' istiyorlar. Birilerinin devreye girip 'Türkiye dikkat! Oyuna gelme' demesi lazım. Aklıselim birileri, akil adamlar, yüksek siyaset katının, devletin zirvelerinin sahipleri...'Oyun ve tuzak bozucular.'
Bekleyelim bakalım kim sahne alacak?
Kurumlar arası kavga tırmandı. Karşılıklı güvensizlik doruk noktasında. Emniyet'in en üst düzey görevlileri tutuklanıyor. 'Kurum içi temizlik mi?' yoksa 'güç ve iktidar kavgası mı?'
Aynı şekilde MİT mensupları cezaevine giriyor...
Bazı hakim ve savcılar belli hassas konularda soruşturma yapıyor. Sonra onlarla ilgili başka soruşturmalar, davalar açılıyor. Kim haklı, hangisi doğruyu yapıyor? Yargı kendi içinde mi bölündü, siyasallaştı mı? Cezalandırma mı yapılıyor, karartma mı? Yoksa siyaseti yönlendirmek isteyen yargıya bizzat yargı mı müdahale ediyor? Hangisi?
Bir hakim Cumhurbaşkanı'na ve Başbakan'a dava açıyor, sonra kendisine yönelik suçlamalar yapılıyor, meslekten ihracı isteniyor. O da dinleme merkezine baskın yaptırıyor, ortaya vahim iddialar çıkıyor. O hakim, MİT ve Emniyet yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Hakim kurban mı, adalet arayan bir Don Kişot mu yoksa yargının siyasallaşmasının bir aktörü mü?
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Yorumlar1