Enflasyonu Zorlamadan Kamu Gelirlerini Artırmak Mümkün mü?
- GİRİŞ04.01.2026 09:11
- GÜNCELLEME05.01.2026 09:12
Değerli Okurlarım!
Yeni yıla girerken vergi, harç ve idari para cezaları yeniden belirlendi.
Bu, her yıl yapılan rutin bir güncelleme aslında. Ancak etkisi sandığımızdan daha geniş.
Bir kere, gelir vergisi tarifesi, istisnalar ve cezalar üzerinden harcanabilir gelirimiz doğrudan etkileniyor. Harçlar, MTV, damga vergisi ve ÖTV gibi kalemler ise fiyatlama davranışına, dolayısıyla enflasyon dinamiğine temas ediyor.
Kısacası mesele sadece “rakamları artırmak” değil. Esas mesele; bütçe hedefleri, enflasyonla mücadele ve gelir dağılımı arasındaki dengeyi sağlamak.
ARTIŞLAR NEYE GÖRE BELİRLENİYOR?
Vergi ve ceza tutarlarının artışında temel etken yeniden değerleme oranı.
Yeniden değerleme oranı her yıl TÜİK’in Yİ-ÜFE verilerindeki ortalama artış esas alınarak belirleniyor. Bu yılki oran %25,49 olarak açıklandı.
Ancak vergi ve cezalardaki artış, her durumda bu oran kadar gerçekleşmeyebiliyor. Çünkü Cumhurbaşkanı’nın, bu oranı indirme veya artırma yetkisi var.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçen ay; bazı kalemlerde bazı vergi artışlarının yeniden değerleme oranı altında tutulacağının sinyalini vermişti.
Sonuç olarak, yeniden değerleme oranı %25,49 olmakla birlikte, birçok vergi türünde artış %18,95 oranında gerçekleşti.
HARÇLAR, DAMGA VERGİSİ VE MTV %18,95 ARTIRILDI
Yılın son günü yayımlanan tebliğlerle, bazı vergi kalemlerindeki artış oranı, daha sınırlı tutuldu.
Buna göre; harçlar, damga vergisi ve MTV, 2026’ya girerken genel itibariyle %18,95 oranında artırıldı.
Bunun önemli bir tarafı var.
Bu tür kalemler, günlük hayatta işlem anında ortaya çıkan bir maliyet etkisi yaratıyor. Bu özelliğiyle çoğu zaman fiyatlara daha hızlı etkiliyor.
Dolayısıyla, enflasyonla mücadele hedefi varken bu kalemlerde artışın sınırlı tutulmasını daha dengeli ve doğru buluyorum.
İşte bu çerçevede; yargı harçları, tapu-kadastro harçları, noter harçları, vergi yargısı harçları, konsolosluk harçları, gemi ve liman harçları, diploma harçları ile trafik harçları %18,95 oranında artırılmış oldu.
Somut bir örnek vermek gerekirse; yurt dışından getirilen telefonlarda ödenen IMEI kayıt harcı 45.614 TL’den 54.258 TL’ye yükseldi.
Ancak bazı kalemlerdeki artış, yeniden değerleme oranı kadar oldu. Örneğin yurt dışı çıkış harcı 1.000 liradan 1.250 liraya çıktı.
CEZALAR YENİDEN DEĞERLEME ORANINDA ARTTI
Cezalar tarafında ise farklı bir tablo var. 2026’ya girerken idari para cezaları ve vergi cezaları, yeniden değerleme oranı (%25,49) üzerinden güncellendi; bu alanda indirim yetkisi kullanılmadı.
Burada önemli bir noktayı not etmek gerekiyor: Cezalar bütçede “gelir” kalemi olarak yer alsa da, onları bir gelir kaynağı olarak görmek doğru değil.
Cezalarda asıl amaç, kurallara uyumu sağlamak olmalı, öyle değil mi?
Bu nedenle tartışılması gereken yalnızca ceza tutarlarının yükselmesi değil; bu artışın kurallara uyumu gerçekten artırıp artırmadığıdır. Üstelik bu etki, yalnızca ceza miktarıyla değil; etkin ve sürekli denetimlerle sağlanabilir.
ÖTV ARTIŞLARI SINIRLI
ÖTV, niteliği gereği fiyatlara en hızlı temas eden vergi türlerinden biri.
Çünkü akaryakıt, enerji ve tütün gibi kalemlerde hem yaygın tüketim söz konusu hem de bu ürünlerin birçoğu ekonomide maliyet zincirinin başlangıcında yer alıyor. Dolayısıyla ÖTV’deki her güncelleme, sadece ilgili ürünü değil; maliyet kanalıyla daha geniş bir fiyatlama davranışını da etkiliyor.
Yıl sonu itibariyle;
• benzin ve motorinde litre başına ÖTV tutarı %6,94,
• doğalgazda standart metreküp başına ÖTV tutarı %6,94,
• alkollerde asgari maktu ÖTV tutarı %7,94,
• sigaralarda maktu ÖTV tutarı %7,94,
oranında artırıldı.
Artış oranlarının yeniden değerleme oranı ve enflasyonun altında kaldığını görüyoruz.
Açıkçası ben, ÖTV kaynaklı fiyat geçişkenliğini sınırlama ve enflasyonla mücadele çizgisini koruma açısından bu artış oranlarını olumlu bir tercih olarak değerlendiriyorum.
GELİR VERGİSİ TARİFESİ DE GÜNCELLENDİ
Değerli Okurlarım!
Biliyorsunuz, gelir vergisi tarifesi, her yıl yeniden değerleme oranına paralel biçimde güncellenen temel eşiklerden birisi.
Burada esas mesele, yıl içinde ücret ve diğer gelir artışlarının hangi hızla üst dilimlere taşındığının belirlemesidir.
Çünkü enflasyon dönemlerinde ücretler artarken, tarife dilimleri aynı veya daha yüksek bir oranda güncellenmezse “dilim kayması” dediğimiz etki ortaya çıkar: Gelir artışı nominaldir; fakat mükellef daha erken üst dilime girdiği için net gelir beklenen ölçüde artmaz.
Yani gelir artsa da, elde kalan gelir reel olarak artmayabilir.
Bu nedenle tarife güncellemesi sadece teknik bir konu değil, harcanabilir gelir ve gelir dağılımı tartışmasının da doğrudan parçasıdır.
Bu konuyu daha önce de bu köşede ele almıştım:
Mevcut tarife yapısı, özellikle ücretliler açısından, daha çok enflasyon dönemlerinde “basamak atlama” hızını artırıyor. Bu nedenle, sadece dilimleri yeniden değerleme oranı kadar artırmak yetmez. Aynı zamanda tarifenin yapısal olarak daha fazla kademeden oluşması gerekir.
Aksi halde belirli eşiklerde, aynı gelir artışı farklı kişilerde çok farklı vergi yüklerine yol açabiliyor.
2026 yılı için gelir vergisi tarifesi (GVK m.103) şu şekilde:
Matrah Dilimi Oran
190.000 TL’ye kadar %15
400.000 TL’nin 190.000 TL’si için 28.500 TL, fazlası %20
1.000.000 TL’nin 400.000 TL’si için 70.500 TL (ücret gelirlerinde 1.500.000 TL’nin 400.000 TL’si için 70.500 TL), fazlası %27
5.300.000 TL’nin 1.000.000 TL’si için 232.500 TL (ücret gelirlerinde 5.300.000 TL’nin 1.500.000 TL’si için 367.500 TL), fazlası %35
5.300.000 TL’den fazlasının 5.300.000 TL’si için 1.737.500 TL (ücret gelirlerinde 1.697.500 TL), fazlası %40
SON SÖZLERİM: ENFLASYONU ARTIRMADAN GELİRLERİ ARTIRMAK
Biliyorsunuz; enflasyonla mücadelede para politikası tek başına yetmez. Maliye politikasıyla eşgüdüm sağlanmadan kalıcı başarı sağlanamaz.
Şimdi siz, bir yandan bütçe gelirlerini artıracaksınız, öte yandan vergi yükünü artırmayacaksınız.
Bu mümkün mü?
Üstelik bütçe gelirlerimizin yaklaşık %85’i vergiden oluşurken…
Bakınız, TBMM’de kabul edilen 2026 bütçesinde vergi gelirleri artış hedefi yaklaşık %24 bandında.
Vergi ve harç güncellemeleri ise genel olarak %18,95 civarında, hatta bazı ÖTV kalemlerindeki artış daha da sınırlı.
Görünen o ki; vergi artışları, bütçe hedefi ile enflasyonla mücadele arasındaki dengeyi gözeten bir çizgide yapılmış.
Artık her güncellemenin enflasyonu yukarı ittiği bu sarmalı kırmak zorundayız.
İsmail Vefa AK - Haber7
Twitter: @Ismail_Vefa_AK
Yorumlar18
-
Halil Kalemci
2 gün önce
Şikayet Et
Gelir vergisi maaşlılardan tastamam alınırken, esnafın keyfine bırakılmış durumda. Otomobil tamircileri tarihin en kârlı yıllarını yaşarken, her gün sürekli vergi kaçırıyor. Maliye denetimleri sahaya inmeli.
Beğen
Cevapla
-
enver
2 gün önce
Şikayet Et
ismail bey merhaba; yazının başlığını okudum ve içeriğini okumak içimden gelmedi. vergi ödemediğimiz bir kaç ay var. ödediğimiz vergilerin çeşidinden ziyade cebimden çıkan total tutara bakıyorum. eskiden derlerdi; avrupada ev bireylerinin hepsi çalışıyor, manav vs den adet olarak meyve alınıyor diye. çok garibime gitmişti! daha da bir şey demiyorum.
Beğen
Cevapla
-
Misafir
2 gün önce
Şikayet Et
İnşallah emeklilerinde sevineceği mutlu edecek bir oran da zam yapılır tek geçim kaynağı emekli maaşından başka geliri olmayan ve çocuk okutan ev geçindirmeye çalışan tüm emeklilerin Allah yardımcısı olsun
Beğen
Cevapla
-
Misafir
2 gün önce
Şikayet Et
Emeklileri de yazın
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
GSS primi
3 gün önce
Şikayet Et
GSS primi %150 arttı. 780 TL idi, kararname ile 1560 TL yapıldı. Sonra Asgari ücret zammı ile 1981 TL'ye yükseldi. GSS primi işsiz gençten alınan zorunlu sağlık primi. Dünyada örneği yok.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle