2026 Model Tahsilat Politikası

  • GİRİŞ25.02.2026 08:53
  • GÜNCELLEME25.02.2026 08:53

Değerli okurlarım!

2026 yılı, ekonomik belirsizlik ortamının sonlandığı, toparlanma hissinin güçlendiği bir yıl olma potansiyeli taşıyor.

Son dönemde Merkez Bankası rezervlerindeki artış, finansmana erişimde sınırlı da olsa gözlemlenen rahatlama ve en önemlisi geleceğe dair planların yeniden konuşulmaya başlanması, ekonomideki gerginliğin azaldığına işaret ediyor.

Ancak toparlanma sadece rakamlarda kalırsa kimseye faydası olmaz.

2026 yılı, işletmelerin ve vatandaşın daha rahat nefes alabildiği, önünü görebildiği, plan yapabildiği ve nakit akışını daha sağlıklı yönetebildiği bir yıl olmalı.

Bu da sadece kredi paketleriyle değil; tahsilat politikasında akıllı, ölçülü ve piyasa psikolojisini gözeten somut adımlar atılmasıyla mümkün olabilir.

İşte tam da bu kapsamda ilk somut adım SGK’dan geldi.

SGK TAHSİLAT POLİTİKASINDA DEĞİŞİKLİĞE GİTTİ

Sosyal Güvenlik Kurumu, ay başında yayımladığı bir Genelge ile prim borçlularını rahatlatacak bazı adımlar attı.

Öncelikle prim borcu taksitlendirmelerinde peşinat yaklaşımı yumuşatıldı. Daha önce fiilen uygulanan %10 peşin ödeme yükü yerine, artık borç kaç taksite bölünürse bölünsün başlangıçta yalnızca bir taksit tutarının ödenmesi yeterli hale getirildi ve borçların 36 aya kadar taksitlendirilebilmesinin önü açıldı.

Taksitlendirmelerin bozulması konusunda da daha esnek bir yaklaşım benimsendi. Ödenmeyen taksit sayısına ilişkin eşik 3’ten 4’e çıkarıldı.

Uygulamada, sonradan tamamen ödenmiş olsa dahi geçmişte bozulan tecil borçları “bozulmuş tecil” kapsamında değerlendiriliyordu. Artık bu yıl itibariyle tecil başvurusu öncesinde eski tecil borçlarının tamamen kapatılması halinde, eski borçlar bozulmuş tecil kapsamında değerlendirilmeyecek.

SGK yayımladığı bu genelge ile prim borçlularının ödeme koşullarında belirgin bir rahatlama sağlamış oldu.

Atılan bu adımlar, özellikle küçük işletmeler ve çiftçiler üzerindeki prim yükünün yönetilebilir hale gelmesine katkı sunarak tahsilatın daha dengeli ve sürdürülebilir bir zemine oturmasına imkân tanıdı.

MALİYE CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK

SGK prim borçlarında daha esnek bir tahsilat yaklaşımına geçerken, vergi tarafında benzer bir esnemeyi henüz görmüş değiliz.

Tecil ve taksit uygulamalarında vadeler en fazla 6-8 ay bandında uygulanıyor. Taksit süreleri genellikle ertesi takvim yılına geçmeyecek şekilde belirleniyor.

Bu durum, özellikle nakit akışı zamana yayılan işletmeler açısından ciddi bir baskı oluşturuyor.

Peşinat konusu ise ayrı bir başlık.

Mali mevzuat taksitlendirmenin yapılabilmesi için %10 peşinat ödenmesini gerektirse de, uygulamada bazı vergi daireleri fiilen daha yüksek peşinat talep edebiliyor. Hatta yer yer %20’ye kadar peşinat istendiği tecrübeyle sabit.

Borcunu ödemek isteyen mükellef açısından daha ilk adımda yüksek peşinatla karşılaşmak, süreci psikolojik ve finansal olarak zorlaştırıyor.

Kısacası, teminat, peşinat ve kısa vadeli taksit yapısı birlikte değerlendirildiğinde, vergi tarafındaki tahsilat yaklaşımının hâlen daha sıkı ve kural merkezli ilerlediğini söyleyebiliriz.

TECİL FAİZİ ORANI YÜKSEK

Kamu borçlarına uygulanan tecil faiz oranı yıl sonunda %48’den %39’a indirildi. Bu gerçekten oldukça doğru ve hatta birazcık da gecikmiş bir adımdı.

Ancak mevcut makro göstergelerle kıyaslandığında tecil faizinin hâlen yüksek bir maliyet unsuru olduğunu söyleyebiliriz.

Bakınız, 2025 yılı sonu itibariyle yeniden değerleme oranının yaklaşık %25, enflasyonun %30’lar bandında, Merkez Bankası politika faizinin ise %37 civarında seyrettiği bir konjonktürdeyiz. Bu ortamda %39’luk tecil faizi, borcunu yapılandırmak isteyen mükellef açısından ciddi bir finansman yükü anlamına geliyor.

Bugün işletmeler zaten yüksek finansman maliyetleri, daralan talep ve nakit akışı baskısıyla mücadele ediyor. Böyle bir ortamda tecil faizinin yüksek kalması, borcunu yapılandırmak isteyen işletmelerin toplam yükünü katlayarak artırıyor.

Dolayısıyla indirim doğru bir adım; ancak mevcut şartlar dikkate alındığında yeterli seviyede değil.

Belki hemen değil, ancak ekonomideki dengelenme sürecine paralel olarak, ilerleyen aylarda tecil faizi oranında ilave bir indirimin gündeme gelmesi, hem tahsilat performansı hem de mükellef davranışı açısından daha müspet sonuçlar doğuracaktır.

ASIL MESELE: MÜKELLEFİ SİSTEMDE TUTMAK

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yaptığı son açıklamalarda, 2026 yılında finansal koşulların daha olumlu seyretmesinin beklendiğini ve özellikle reel sektörün finansmana erişim sorunlarını azaltmaya yönelik adımların süreceğini ifade etti.

Yapılan açıklamalar ve atılan adımlar, 2026’da önceliğin reel sektörü rahatlatmak olduğunu gösteriyor.

Ancak reel sektörü rahatlatmak yalnızca krediye erişimi kolaylaştırmakla sınırlı kalmamalı; tahsilat politikasının da aynı doğrultuda gözden geçirilmesi lâzım.

Zira, bir yandan finansmana erişimi kolaylaştırıp diğer yandan tahsilat baskısını yüksek tutmak, politika bütünlüğünü zayıflatabilir.

Şirketlerin ayakta kalmaya çalıştığı bir dönemde aşırı katı tahsilat yaklaşımı, kısa vadede tahsilatı artırsa bile orta vadede vergi, prim ve istihdam tabanını daraltma riskini beraberinde getirebilir.

Bu nedenle yapılması gereken, tahsilattan vazgeçmek değil; kamu alacaklarında daha esnek ve öngörülebilir bir tahsilat politikasına geçmektir.

Zira şirketlerin büyümeye devam etmesi, istihdamın korunması ve ekonomik faaliyetin canlı kalması; daha fazla vergi ve prim geliri demektir.

Ekonomi nefes aldıkça tahsilat zaten güçlenir.

Önemli olan o nefesin kesilmemesi, mükellefin sistemde kalması!

İsmail Vefa AK - Haber7

X: @Ismail_Vefa_AK

 

Yorumlar6

  • Frig Vadisi 34 dakika önce Şikayet Et
    SGK'ya milyarlarca TL prim borcu olan belediyelerin, kulüplerin, şirketlerin malvarlığına el konulup satılıp primleri tahsil edilmesi gerekir.
    Cevapla
  • KONYA...KONYA... 44 dakika önce Şikayet Et
    vergi affı gelmeden ne yaparlarsa boş insanlar tıkanmış durumda
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Yunus 50 dakika önce Şikayet Et
    Kamuda ki israf ve bürokrat maaşları.ve çalışan maaş ları güzel ce mantıklı bir şekilde dengelenmeli.en kötü kamuda karı kocalı çalışıyor.200 bin TL maaş giriyor.obur tarafta Tek eş çalışıyor.60 bin TL maaş giriyor.bir eve.
    Cevapla
  • Ozca n 1 saat önce Şikayet Et
    Vergi borçlarına yapılandırma gelmeli vatandaş sıkıntıda
    Cevapla Toplam 8 beğeni
  • Hasan 1 saat önce Şikayet Et
    Dünya da Türkiye rüzgarı esiyor artık, kimse Türkiye nin yanına yaklaşamaz....
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat