2071’e giden yol yapay zekâdan geçiyor

  • GİRİŞ18.08.2026 08:56
  • GÜNCELLEME18.08.2026 08:56

Değerli okurlarım!

AK Parti geçtiğimiz günlerde kuruluşunun 25. yılını geride bıraktı.

İnsan hayatı için uzun, devletlerin tarihi açısından ise aslında çok da uzun olmayan bir süre bu.

Peki ya bundan sonra ne olacak?

Yıllardır 2053 ve 2071 hedeflerini konuşuyoruz, öyle değil mi?

Peki geleceğin Türkiye’si için bugünden ne hazırlamalıyız?

Bana göre bu sorunun cevaplarından birisi, artık çok açık:

Yapay zekâ!

Geçtiğimiz haziran ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’nın 2026-2030 dönemini kapsadığını biliyoruz.

Plan bugün yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle de uygulama açısından yeni bir aşamaya geçti.

PEKİ PLANDA NE VAR?

Planda çok somut hedefler var.

Örneğin Türkiye’nin veri merkezi kurulu gücünün 2030 yılına kadar en az 1 gigavata çıkarılması hedefleniyor.

Kamu yatırım programlarından yapay zekâ projelerine en az %2 pay ayrılması planlanıyor.

İki yılda 5 milyon vatandaşın yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi alması, 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesi öngörülüyor.

Veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında ise en az 10 milyar dolarlık, ağırlıklı olarak özel sektör kaynaklı yatırımın harekete geçirilmesi hedefleniyor.

Bakınız, bunlar hiç de az rakamlar değil.

Bizim ayrıca HIT-30 adında bir teşvik programımız da var.

2024’te başlatılan HIT-30 Programı kapsamında veri merkezi ve yapay zekâ yatırımları için özel destekler bulunuyor.

Özellikle veri merkezleri için verilen teşvikler çok önemli.

VERİ MERKEZLERİ NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Yapay zekâ denildiğinde ilk akla gelen genellikle yazılım oluyor.

Oysa işin arkasında çok daha büyük bir altyapı var.

Veri merkezi gerekiyor.

Enerji gerekiyor.

Güçlü iletişim altyapısı gerekiyor.

Sunucu, depolama ve yüksek işlem kapasitesi gerekiyor.

Nitelikli insan kaynağı gerekiyor.

İşte bu nedenle dünyanın güçlü ekonomileri yalnızca “yapay zekâ yazılımı geliştirelim” demiyor.

Amerika veri merkezlerini ekonomik ve millî güvenlik altyapısının parçası olarak görüyor.

Çin ise veri merkezleri ve yapay zekâ hesaplama kapasitesini ülke çapında stratejik olarak planlıyor. “Doğunun Verisi, Batının Hesaplaması” adı altında bir proje başlatmışlar. Bu projeyle enerji kaynaklarının güçlü olduğu bölgelerde büyük veri ve hesaplama merkezleri kuruyorlar.

İngiltere “AI Growth Zones”, yani yapay zekâ büyüme bölgeleri kuruyor. Bu bölgelerde veri merkezleri için enerji erişimi ve planlama süreçlerini kolaylaştırıyor.

Avrupa Birliği ise çok büyük ölçekli AI Gigafactory yatırımlarıyla teknolojik bağımsızlığını artırmaya çalışıyor.

Dünyadaki bu gelişmelere bakınca, Türkiye’nin 1 GW’lık veri merkezi kapasitesi hedefinin ne kadar yerinde olduğunu daha iyi anlıyoruz.

DİJİTAL EGEMENLİK

Peki biz bu teknolojinin ne kadarına gerçekten biz sahip olacağız?

Türkiye bu yatırımlara sadece ev sahipliği mi yapacak, yoksa teknolojinin üretiminde de söz sahibi olacak mı?

Çünkü millîlik meselesi burada gerçekten çok ama çok önemli.

Yanlış anlaşılmasın.

Yabancı yatırım elbette gelsin.

Dünyanın büyük teknoloji şirketlerinin Türkiye’ye yatırım yapması ekonomimiz açısından son derece kıymetli.

Fakat ülkemiz açısından kritik verilerin nerede saklandığı, hangi altyapıda işlendiği, kullanılan yazılımın ve donanımın ne kadarının bize ait olduğu da giderek daha önemli hale geliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında “dijital egemenlik” ve “egemen yapay zekâ kapasitesi” ifadelerinin özellikle kullanılması boşuna değil.

ACABA GEÇ Mİ KALDIK?

Evet, bu soru muhakkak sorulacak.

Amerika çok ileride, Çin çok ileride, Avrupa milyarlarca avroluk yatırımlar yapıyor” denilecek.

Peki biz ne yapacağız?

Onlar ilerledi, artık yetişemeyiz” deyip bekleyecek miyiz?

Zinhar!

Teknolojide böyle bir anlayış asla kabul edilemez.

Çünkü teknoloji yalnızca kendisini büyütmez.

Yeni teknolojiler başka teknolojileri de doğurur.

Bir veri merkezi kurulur, yanında yeni yazılım şirketleri gelişir.

Bir yapay zekâ şirketi yetişmiş mühendisler istihdam eder, o mühendislerin bir kısmı gider daha sonra kendi şirketini açar.

Bir üniversitede yetişen araştırmacı onlarca yeni araştırmacı yetiştirir.

Bir sektörde geliştirilen teknoloji başka bir sektöre aktarılır.

Savunma sanayiinde geliştirilen bir yazılım yarın sağlıkta, tarımda veya imalat alanında başka bir çözümün temelini oluşturabilir.

Yani teknoloji alanında bir yatırım yaparsınız, fakat zamanla o yatırımın etrafında sizin bile başlangıçta öngöremediğiniz yeni bir ekosistem gelişir.

İşte bu nedenle 10 bin ileri düzey uzman ve 100 bin uygulama profesyoneli hedefini belki de veri merkezi rakamından bile daha önemli görüyorum.

Çünkü yetişmiş insan kaynağı, zamanla kendi insan kaynağını da üretir. Ve o yetişmiş insanlar büyük işler başarılar. Yeni fikirler üretir, yeni teknolojilerin önünü açarlar.

Yani şunu demek istiyorum:

Hayır, biz geç kalmadık.

SON BİRKAÇ SÖZ

Buraya kadar rakamları, hedefleri ve dünyadaki gelişmeleri konuştuk.

Ama meselenin özü şu:

2053 ve 2071 hedefleri için geleceğin teknolojilerine bugünden yatırım yapmalıyız.

Üstelik burada yalnızca yapay zekâyı kullanan bir Türkiye’den söz etmiyorum.

Yapay zekâyı geliştiren, kendi verisini koruyan, insan kaynağını yetiştiren ve teknoloji üreten bir Türkiye’den söz ediyorum.

Kolay mı?

Elbette değil.

Ama büyük hedeflere zaten kolay yollardan ulaşılmıyor.

Bugün atılan adımların kâğıt üzerinde kalmaması, gerçek bir teknoloji ekosistemine dönüşmesi gerekiyor.

Çünkü geleceğin dünyasında teknolojiyi üreten ülkeler, tüketen ülkeleri yönetecek.

Peki 2071’in Türkiye’si hangi tarafta olacak?

Teknolojiyi üreten tarafta mı, yoksa sadece tüketen tarafta mı?

İsmail Vefa AK - Haber7

Twitter: @Ismail_Vefa_AK


 


 

Yorumlar1

  • mehmet 2 saat önce Şikayet Et
    2071 e giden yol yapay zekadan gitmez. dikey zeka olan islamın zekasından geçer. başka yolu yok. Bakınız sultan fatihe , ben istanbulu efendimiz hz muhammedin izini takip ederek feth ettim der. bu bize bir zeka örneği değil mi. hakiki zekayı bırakıp yatay zekaya bakarsak yapaylaşır yok oluruz.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat