Yapılandırma Hâlâ Şart!

  • GİRİŞ24.08.2026 09:10
  • GÜNCELLEME24.08.2026 09:10

Değerli okurlarım!

Bundan yaklaşık iki ay önce bu köşede “Tecil Var, Af Yok!” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.

Maliye yeni bir Tebliğ çıkarmış; kamu borcu taksitlendirmesinde faizi %29'a indirmiş, vadeyi bazı borçlarda 72 aya kadar uzatmış, 10 milyon liraya kadar olan borçlarda teminat şartını kaldırmıştı.

Ben de düzenlemeyi olumlu karşılamış ve şartları uyan mükelleflere açıkça:

“Bu fırsatı kaçırmayın!”

demiştim.

Artık başvuru süresinin sonuna gelmiş bulunuyoruz.

31 Ağustos son gün!

Peki aradan geçen iki ayın ardından tablo nasıl görünüyor?

Açıkçası ben, bu düzenlemenin önemli avantajlar sağladığını hâlâ düşünüyorum.

Ancak aradan geçen sürede mükelleflerle konuştukça ve uygulamanın sahadaki karşılığını gördükçe, ilk günlerde oluşan beklentinin aynı ölçüde başvurulara yansımadığı izlenimini de ediniyorum.

Bunun önemli nedenlerinden biri ise şu:

Düzenleme, mükellefe vade ve faiz açısından ciddi kolaylıklar sağlıyor; ancak geçmişten gelen gecikme zammı yükünü ortadan kaldırmıyor.

Nasıl mı?

Gelin basit bir örnek üzerinden bakalım.

1 MİLYON LİRANIN HESABI

Diyelim ki, Ocak 2026 vadeli 1 milyon liralık KDV borcunuz var.

Ödeyemediniz.

Üzerinden 6 ay geçti.

Gecikme zammıyla borcunuz yaklaşık 1 milyon 222 bin liraya ulaştı ve siz de tecil başvurusu yaptınız.

Şu halde Maliye borç anaparası olan 1 milyon lirayı değil, gecikme zamlı borcu taksitlendiriyor.

KDV olduğu için de en fazla 12 ay taksit süresi veriliyor.

Sonuç olarak, yıllık %29 tecil faiziyle birlikte toplam ödeme yükü kabaca 1 milyon 450 bin liraya yaklaşıyor.

Mükellef de ister istemez ne yapıyor?

Bu uygulamayı yapılandırma kanunlarıyla kıyas ediyor.

PEKİ YAPILANDIRMA OLSAYDI?

Peki bu borç için yapılandırma uygulansaydı…

Gecikme zammı silinse, vergi borcunun anaparası korunsa ve borç yine yıllık %29 gibi makul bir faiz oranıyla taksitlendirilseydi…

O zaman toplam ödeme kabaca 1 milyon 150-160 bin lira civarında kalırdı.

Çünkü yapılandırmada faiz vergi borcunun anaparası üzerinden hesaplanıyor.

Tecille yapılandırma arasındaki fark neredeyse 300 bin lira!

Az para mı?

İşte benim yapılandırmadan kastettiğim tam olarak bu.

Vergiyi affetmeyelim, sadece ödenebilir hale getirelim, diyorum.

ASIRLARDIR DEĞİŞMEYEN GERÇEK

Devlet yönetimine ilişkin geçmişten bugüne ulaşan pek çok siyasetname ve risale var.

Bunlardan biri de Koçi Bey Risalesi.

IV. Murad döneminde kaleme alınan eserde devlet yönetiminden kamu maliyesine kadar pek çok konu ele alınıyor.

Eserde Koçi Bey, 1582'ye kadar ev başına 40 akçe olan “avarız vergisinin” sonraki dönemde 300 akçeye kadar çıktığını anlatıyor.

Artan vergi yükünün, halkı giderek zorladığına dikkat çekiyor.

Koçi Bey, “Reâyâ padişahların hazinesidir.” diyor ve reaya mamur olursa hazinenin dolacağını söylüyor.

Yani bugünün diliyle söylersek:

Mükellef ayakta kalacak, üretecek, kazanacak ki devlet de vergisini tahsil edebilsin.

Yüzyıllar geçse de güçlü Hazine’nin yolunun güçlü mükelleften geçtiği gerçeği değişmiyor.

SON SÖZLERİM: ÜRETENİ AYAKTA TUTALIM

Değerli okurlarım, TÜİK verilerine göre sanayi üretimi Haziran ayında yıllık bazda %1,4 geriledi. Oysa Nisan ayında %6 artmıştı. Yani son aylarda sanayi üretiminde inişli çıkışlı bir seyir söz konusu.

Bu dalgalı görünüm, sanayide kalıcı ve güçlü bir toparlanmadan söz etmek için henüz erken olduğunu gösteriyor.

Biliyorsunuz, son dönemde üretime yönelik önemli vergi teşvikleri açıklandı. 2027 yılından itibaren tarım ve imalat sektöründe üretim kazançlarına yönelik kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak uygulanacak.

Bu, üretimi desteklemek adına çok kıymetli bir adım.

Ama sonuçta geleceğe dönük bir teşvik.

Firmaların önce ayakta kalması, üretmesi ve kâr etmesi gerekiyor ki düşük kurumlar vergisi oranının bir anlamı olsun.

Yoksa, firma ayakta kalmazsa, üretim yapmazsa, para kazanmazsa…

Vergi oranını %0'a indirseniz neye yarar?

O yüzden, bir taraftan geleceğin üretimini teşvik ederken diğer taraftan geçmişin mâli yükünü de hafifletmeliyiz.

Özellikle üreten işletmelerin ayakta kalmasını öncelemeliyiz.

Elbette bütçe dengelerini gözeterek…

Elbette vergisini zamanında ödeyen mükellefin adalet duygusunu koruyarak…

Haziran ayında yeni tecil uygulaması açıklandığında, bunun önemli bir adım olduğunu söylemiştim.

Bugün de fikrim değişmiş değil.

72 aya kadar vade önemli.

Yüzde 29 faiz önemli.

10 milyon liraya kadar teminat aranmaması önemli.

Şartları uyan mükellefler 31 Ağustos'a kadar bu imkânı mutlaka değerlendirsin.

Ama geldiğimiz noktada şunu da söylemem lâzım:

Tecil önemli ama tek başına yeterli değil.

O yüzden, yapılandırma hâlâ şart!

 

İsmail Vefa AK / Haber7
X: @Ismail_Vefa_AK

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat