İki işgal arasında

  • GİRİŞ30.06.2021 11:31
  • GÜNCELLEME30.06.2021 11:31

Filistinli muhalif aktivist Nizar Benat’ın Filistin Yönetimi güvenlik güçlerince gözaltına alındıktan sonra dövülerek öldürülmesi ve sonrasında yaşananlar Batı Şeria sakinlerinin iki tür işgal altında yaşadıkları gerçeğini bir kez daha gösterdi.

Filistinlilere baskı ve işkencede birbiriyle yarışan işgalcilerden biri İsrail, diğeri ise Mahmud Abbas başkanlığındaki diktatör yönetim.

Halk iradesini gasp eden ve dış güçlerden aldığı destekle ayakta duran rejimler de işgalin bir türüdür.

Dışarıdan gelen işgalcilerden daha kötü ve acımasız dahi olabilirler.

Batı Şeria’da İsrail’in himayesinde iktidarını sürdüren ve kaybedeceğini anladığı için seçimlerden kaçan Abbas yönetimi, Arap coğrafyasındaki diktatör rejimlerden farklı değil.

Nitekim Benat’ın güvenlik güçlerince dövülerek öldürülmesini protesto için düzenlenen gösterilere karşı ortaya koyduğu refleks, diğer Arap diktatörlüklerinin benzer durumlara tepkileriyle aynı oldu.

Filistinli aktivist aşı skandalını eleştirdiği için gece yarısından sonra evinin kapısı kırılarak gözaltına alındı ve öldüresiye dövüldü.

Batı Şeria sakinleri cinayeti protesto için sokaklara dökülünce de gösterileri bastırmak için şebbiha/baltacılar ileri sürüldü.

Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik birimlerinde görevli onlarca kişi sivil kıyafetler giyerek göstericilere ve gazetecilere saldırdı.

Abbas’ın istifasını isteyen göstericiler “demir yumruk” ile tehdit edildi.

Ramallah’tan gelen görüntüler, Suriye’de ve Mısır’da gördüklerimizin neredeyse aynısı.

İsrail askerlerini görünce ortadan kaybolan sözde güvenlik görevlileri masum siviller karşısında aslan kesiliyorlar.

Filistin Yönetimi’nden bir yetkilinin geçenlerde işgal ordusuna ait aracın patlak lastiğini değiştirirken çekilmiş fotoğrafları yayınlanmıştı.

Batı Şeria’daki yönetim İsrail’in Filistin direnişine karşı sahip olduğu en güçlü silah.

Abbas’ın adamları işgal askerlerinin görevini fazlasıyla yerine getirerek işgale karşı her türlü direnişi bastırıyor.

Filistinli direnişçilerin tüm baskılara rağmen gerçekleştirmeyi başarabildikleri eylemlerin ardından işgalcilerin imdadına yine Filistin Yönetimi güvenlik birimleri koşuyor.

Eylemcilerin gizlendikleri yeri tespit edip “güvenlik koordinasyonu” adı altında işbirliği yaptıkları İsrail’e bildiriyorlar.

Abbas ve adamlarının yaptığı şeyin tek bir adı var:

Vatana ihanet.

Filistinlilerin çoğu da bunun farkında.

Fakat aynı kişilerin işgal güçleriyle işbirliği yaparak Filistin davasını ve direnişini sırtından bıçaklayanlara “kendileriyle uzlaşı yapılması gereken kardeşler” gözüyle bakması sanırım sadece Filistin’e özgü bir durum.

Abbas ve çevresi, bugüne kadar defalarca müşahede edildiği gibi, uzlaşıdan değil işgal güçleriyle işbirliğinden yana.

İsrail ve Amerika tarafından ikinci plana itildiklerinde ve zor durumda kaldıklarında ancak uzlaşı akıllarına geliyor.

Tel Aviv’den ve Washington’dan yüz buldukları anda da uzlaşı söylemini terk edip eski pozisyonlarına geri dönüyorlar.

Dolayısıyla, topraklarını işgalden kurtarmak isteyen direniş taraftarı Filistinlilerin artık bir karar vermesi ve mevcut Filistin Yönetimi’yle arasına net bir çizgi çekmesi lazım.

Başlıca görevi işgalcilere hizmet olanlarla işgale karşı mücadele edilemez.

DİRİLİŞ POSTASI

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat