Yeni bir devrim şart
- GİRİŞ04.06.2022 10:43
- GÜNCELLEME04.06.2022 10:43
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, daha önceki yazılarımda da dikkat çektiğim gibi, arkasındaki güçlerin desteğiyle ülkenin Arap Baharı sonrası oluşan demokrasi deneyimine son verip Mısır’dakinin benzeri bir vesayet rejimi kurmak için adım atmaya devam ediyor.
Tepkilere kulak asmadan planını ne pahasına olursa olsun hayata geçirmekte kararlı görünen Kays Said, son olarak “yolsuzluk ve terör soruşturmalarını engelleyerek yargının önünü tıkadıkları” gerekçesiyle 57 yargıcı yayınladığı kararnameyle görevinden aldı.
Tunus Cumhurbaşkanı, yargıyı keyfine göre dizayn edebilmek için Şubat ayında Yüksek Yargı Konseyi’ni feshetmişti.
Onlarca yargıcın görevden alınmasının asıl sebebi, muhaliflerine karşı yargıyı bir silah gibi kullanmak isteyen Kays Said’in arzusu doğrultusunda darbe karşıtı milletvekilleri ve politikacılar aleyhinde hukuka aykırı kararlar vermeyi reddetmeleri.
Tunus Cumhurbaşkanı’nın yargıda yaptığı kıyımla görevleri başında kalan diğer tüm yargıçlara da gözdağı verdi ve istediği gibi davranmazlarsa her an görevden alınabileceklerini gösterdi.
Kays Said’in son adımına ülke içinden ve dışından birçok tepki geldi.
Rahmetli Mursi’nin askeri darbeyle devrilmesi sürecinde oynadığı rolü unutan Muhammed el-Baradey bile kararı “otoriter yönetimlerin hepsinin kararlarının aynı katalogdan çıktığına işaret ederek eleştirdi.
Tunus Cumhurbaşkanı’nın göstermelik diyalogunu ve anayasa referandumunu boykot çağrıları her geçen gün artıyor.
Kays Said’in halkın kaderini tek taraflı olarak belirlemeye yetkisi olmadığını söyleyen 5 siyasi parti, 25 Temmuz’da düzenlenecek yeni anayasa referandumunu boykot etmek için ülke çapında çalışma yürütme kararı aldı.
İşçiler de Tunus Cumhurbaşkanı’nın planladığı sosyal kesintiler ve özelleştirme planlarına karşı çıkmak için 16 Haziran’da genel greve hazırlanıyorlar.
Kays Said, kendi dar çevresi ve destekçileri dışında neredeyse tüm siyasi partilerle ve toplumun her kesimiyle kavgalı.
Fakat onun buna aldırdığı yok.
Dolayısıyla Kays Said’i ve Tunus’un tepetaklak diktatörlüğe gidişini çok daha geniş ve güçlü tepkilerden başkası durduramaz.
Eski Cumhurbaşkanı Munsıf el-Merzuki de önceki gün sosyal medyada yaptığı paylaşımda bu gerçeğe dikkat çekti ve Tunus’un içinde bulunduğu bataklıktan çıkabilmesi için yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı:
“Sivil direniş ve darbe karşıtı cephe sağlam olmalı, ordu ve güvenlik kurumları kaçınılmaz kararı almakta tereddüt etmeyi bırakmalı, anayasal kurumlar çalışır hale getirilerek devlete yeniden meşruiyet kazandırılmalı, anayasaya uygun bir şekilde başkanlık ve parlamento seçimleri yapılarak egemenlik halka iade edilmeli, Tunus’un bağımsızlığı darbe organizatörlerinden korunmalı.”
Munsıf el-Merzuki, ordu ve güvenlik kurumları halkın özgür iradesinden yana tavır almadan Kays Said’in durdurulamayacağının farkında.
Ancak ordunun ve güvenlik kurumlarının tereddütten kurtulabilmesi ve Kays Said’in ülkeyi uçuruma götürdüğünü görebilmesi için Tunus halkının sokaklara dökülmesi gerekiyor.
Tunuslular Mısır’dakinin benzeri bir rejimle yönetilmek istemediklerini güçlü ve net bir şekilde ifade etmeliler.
Kısacası Tunus’un Kays Said’den kurtulabilmek için yeni bir devrime ihtiyacı var.
DİRİLİŞ POSTASI
Yorumlar2