Kaybederlerse kabullenecekler

  • GİRİŞ05.09.2022 08:16
  • GÜNCELLEME05.09.2022 08:16

Türkiye’nin halihazırda ABD’yle, Yunanistan’la ve diğer bazı ülkelerle yaşadığı sorunların temelinde o ülkelerin hızla güç kazanarak bölgesel ve uluslararası denklemlerde ağırlığını artıran Türkiye’yi bir türlü kabullenememeleri yatıyor.

Yeni Türkiye’nin tam bağımlı bir uydu devlet gibi davranmayıp milli güvenliğini ve çıkarlarını korumak için her türlü riski göze alan meydan okumalarından rahatsızlar.

Onlar için Türkiye SİHA yerine sadece domates, salatalık vesaire üretmeli, ordusunu silahlandırmada tamamen dışa bağımlı olmalı, çıkarlarına aykırı olsa da kendisinden istenileni yapmalı.

Çünkü Türkiye’yi gerçek bir müttefik olarak değil küresel çıkar kavgalarında diledikleri gibi kullanabilecekleri bir araç olarak görmek istiyorlar.

Bugün o arzu ettikleri Türkiye olsaydı, ekonomimize vereceği zarara aldırmadan Ukrayna krizi dolayısıyla Avrupa ülkeleriyle birlikte biz de Rusya’ya yaptırım uyguluyor olurduk.

Bu bir tahmin değil gerçeğin ta kendisi.

Türkiye’yi eskiye döndürmek için yanıp tutuşan muhalif cephenin önde gelen aktörlerinden İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Mart ayında yaptığı açıklamada, Putin’in haddini aştığını söyleyerek ABD’nin gazıyla kendini ateşe atan Avrupa’yla birlikte Rusya’ya yaptırım uygulama çağrısında bulunduğunu hatırlayın.

Türkiye’nin artık o çok sevdikleri “Eski Türkiye” olmadığının ve bir şekilde frenlenmezse tümüyle kontrollerinden çıkacağının farkındalar.

Fakat Türkiye’nin her geçen gün büyüyen gücünü kabullenmek ve Ankara’yla ilişkilerini ona göre belirlemek istemiyorlar.

Bu arada, “Yeni Türkiye” gerçeğini görmek ve Ankara’yı kaybetmemek gerektiğini söyleyenler de yok değil.

Örneğin, Amerikan The Hill gazetesinde yayınlanan bir analizde Türkiye’nin Batı için önemine dikkat çekilerek, NATO’nun sağlam bir üyesi olan Türkiye’yi yeniden Batı kanadına döndürmek için her türlü teşvikin uygulanması gerektiği ifade edildi.

Şantajla boyun eğdirilecek ve dışarıdan tehdit edilebilecek bir ülke olmaktan çıkan Türkiye, haklarının kabul edilmesinden başka bir şey beklemiyor ve kendisine çifte standart uygulanmasını reddediyor.

Arkasında kim olursa olsun, milli güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik tehditleri yok etmekte de kararlı.

Yunanistan’ı daha fazla şımarmaması yönünde uyaran Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Adaları işgal etmeniz bizi bağlamaz. Vakti zamanı geldiğinde gereğini yaparız” sözlerinin Türkiye’nin bu konudaki özgüveninin dışavurumu olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Türkiye’nin güçlenmesini kabullenemeyenlerin tek umudu 2023’te yapılacak seçimler.

Yunanistan’ın S-300’lerin radarlarını Türk F-16 savaş uçaklarına kilitlemesini görmezden gelip “S-400’leri niye satın aldık? Kim bize saldıracak? Yunanistan mı?” diyen zihniyetin Türkiye’de iktidara gelmesini ümit ediyorlar.

Köprüden önceki son çıkış olarak gördükleri seçimlerde Türkiye’yi sandık yoluyla eskiye döndüremezlerse “bükemedikleri bileği öpmek zorunda kalacaklarını” biliyorlar.

Türkiye’yle sorun yaşayan ve hatta son dönemde Ankara’nın iyi niyetli girişimleri sonucu ilişkilerinde düzelme görülen ülkelerin dahi kesin tavırlarını belirlemek için gelecek yıl yapılacak seçimleri beklediklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat