Riyad’da Çin zirveleri

  • GİRİŞ10.12.2022 09:16
  • GÜNCELLEME10.12.2022 09:16

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in  Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında Riyad üç önemli zirveye ev sahipliği yaptı.

Birincisi Suudi Arabistan-Çin Zirvesi, ikincisi Körfez İşbirliği Konseyi (KİK)-Çin Zirvesi ve üçüncüsü ise Arap Ülkeleri-Çin Zirvesi.

Suudi Arabistan savaş uçakları eşliğinde Riyad’a inen ve Kraliyet Sarayı’nda görkemli bir törenle karşılanan Şi, Kral Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la görüştü.

Ziyaret sırasında Suudi Arabistan ve Çinli şirketler arasında çeşitli alanlarda 34 yatırım anlaşması imzalandı.

Pekin’in sadece Riyad’la değil, tüm Arap başkentleriyle ilişkilerini ilgilendiren ziyaretin Amerika ve Avrupa tarafından dikkatle izlendiği kesin.

ABD  Savunma Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Çin Devlet Başkanı’nın Riyad ziyaretiyle ilgili soruya, “Biz ülkelerden ABD ve Çin arasında seçim yapmalarını istemiyoruz” diye cevap verse de Washington, Ortadoğu’daki müttefiklerinin Rusya ve Çin’le çok fazla içli dışlı olmalarından rahatsız.

Pentagon’un savunma politikalarından sorumlu müsteşarı Colin Kahl, geçenlerde yaptığı açıklamada, Çin’in Ortadoğu’da gücünü artırmasının ABD’nin çıkarlarına tehdit teşkil edebileceğini söylemiş ve Washington’ın bölgedeki müttefiklerine Çin’le temaslardan kaçınmaları konusunda çağrı yaptığını hatırlatmıştı.

Fakat Arap ülkelerinin de gidermek zorunda oldukları kendi ihtiyaçları ve kaygıları, gözetmeleri gereken çıkarları var.

Körfez ülkeleri Amerika’ya bağımlılıkları sona ermiş olmasa bile küresel koşulların sunduğu manevra alanından olabildiğince yararlanmak istiyorlar.

Enerji ihtiyacını karşılamak için petrol zengini Körfez ülkelerine ihtiyacı olan Çin’in bu durumu fırsat bilmesi ve ABD’nin bıraktığı boşluğu doldurmak istemesi ise gayet normal.

Ayrıca, başta Körfez bölgesindekiler olmak üzere Arap ülkeleri Çin ürünleri için önemli bir pazar.

İlişkilerinde demokrasi ve insan hakları gibi konuları hiçbir şekilde gündeme getirmeyerek Afrika’daki nüfuzunu rahatlıkla genişleten Pekin’in bu politikası Arap ülkeleriyle ilişkilerinde de kendisine kolaylık sağlıyor.

Şi, er-Riyad gazetesine yazdığı makalede Arap ülkelerinin Çin’in toprak bütünlüğüne saygı duyduğundan bahsetti.

Diğer bir ifadeyle, Pekin, Arap ülkelerindeki yönetimlerin Müslüman Uygur Türkleri konusunda Çin’e hak veren yaklaşımlarından memnun.

Her şeye rağmen özellikle Suudi Arabistan’ın ve Körfez ülkelerinin Çin’le ilişkilerinin bir yönüyle ABD’yle ilişkilerindeki iniş çıkışlara bağlı olduğu göz ardı edilmemeli.

Suudi Arabistan Abu Dhabi Büyükelçisi Türki ed-Dakhil, Kaşıkçı cinayetinin ardından ABD’nin Riyad’a yaptırım uygulaması gündeme gelince Suudi Arabistan’ın misilleme olarak atabileceği 30 adım olduğunu yazmıştı.

O adımlar arasında Suudi Arabistan’ın Rusya ve Çin’e daha çok yaklaşması da vardı.

Türki ed-Dakhil, ilk başta yazdıklarının Suudi Arabistanlı yetkililerden işittikleri olduğunu iddia etmişti ancak “tehdit içerikli” yazının Washington-Riyad ilişkilerine zarar verebileceği yönünde uyarılmış olmalı ki daha sonra geri adım atarak kendi kişisel görüşünü kaleme aldığını söyledi.

Kısacası, Körfez ülkelerinin Çin’le ilişkilerini geliştirirken hâlâ aşmamaları gereken birtakım sınırlar var.

DİRİLİŞ POSTASI

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat