Erdoğan’dan Körfez’e Suriye mesajı
- GİRİŞ19.07.2023 09:14
- GÜNCELLEME19.07.2023 09:14
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün Körfez turuna çıkarken havalimanında düzenlediği basın toplantısında Suriye’yle normalleşme ve Beşşar Esad’la yüz yüze görüşme konusuna da değindi.
Erdoğan, Suriye’yle ilişkilerin normalleşmesi için kapının açık olduğunu ve Beşşar Esad’la görüşebileceğini söyleyerek, görüşme için ileri sürülen Türk askerinin Suriye’den çıkması talebinin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, Kuzey Suriye’de terörle mücadele ettiğini belirterek Beşşar Esad’ın, aynı yaklaşımı Suriye’de askeri gücü bulunan diğer ülkelere karşı gösteremediğine, dolayısıyla yaklaşımının adil olmadığına dikkat çekti.
Erdoğan’ın, Suriye’yle normalleşme konusundaki açıklamaları sadece Beşşar Esad ve rejimine değil, başkalarına da yönelik mesajlar içeriyor.
Diğer bir ifadeyle söylemek gerekirse; “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” durumu söz konusu.
Mevcut koşullarda Türk askerinin Suriye’den çıkabileceğini/çıkarılabileceğini zanneden kim varsa, bir an önce hayal kurmayı bıraksın.
Sınırlarımızda teröristler var olduğu müddetçe, Kuzey Suriye’den asker çekmemizin söz konusu olamayacağı en yetkili ağızdan bir kez daha dünyaya ilan edildi.
Ayrıca Türk askerinin oradaki varlığı, mülteci sorununun çözümü ve gönüllü geri dönüşler için zorunlu.
Erdoğan’ın Körfez turundaki duraklarından Katar, hâlihazırda Suriye rejimiyle normalleşmeye karşı.
Doha, normalleşme yönünde herhangi bir adım atılması için, öncelikle Suriye halkının taleplerini karşılayan bir siyasi çözümde ilerleme sağlanmasını şart koşuyor.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan ise Şam’la yeniden ilişki kurmakla kalmadı, rejimin Arap Birliği’ne dönmesini de sağladılar.
Mayıs ayında Beşşar Esad’ın katılımıyla Cidde’de düzenlenen Arap Birliği 32’nci Liderler Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde, Suriye’nin toprak bütünlüğüne vurgu yapılmış, Arap ülkelerinin iç işlerine müdahale edilmesine karşı çıkılmış, devlet dışı silahlı grupların ve milis güçlerinin teşkilinin tümüyle reddedildiği ifade edilmişti.
Türkiye de Suriye’nin bölünmesine karşı ve toprak bütünlüğünü savunuyor.
Ancak yanı başındaki topraklar devlet otoritesinin yokluğu sebebiyle, milli güvenliğini tehdit eden terör yuvaları haline gelmişse, kim ne derse desin, bu duruma sessiz kalınamaz.
Türkiye’nin, terörle mücadelesini sınır ötesine taşımak zorunda kalması da, “Suriye’nin iç işlerine müdahale” olarak nitelenemez.
Erdoğan, Suriye konusundaki açıklamalarıyla Suudi Arabistan ve BAE başta olmak üzere Arap ülkelerine de şu mesajı veriyor:
“Suriye rejimiyle ilişkilerinizi normalleştirmenizin bizim açımızdan bir sakıncası yok.
Fakat Beşşar Esad’ın hezeyanlarına ve “Türk askeri Suriye topraklarından çıksın” talebine destek vermeye kalkmayın.”
Suriye’ye çok uzak ülkeler bile, sırf Arap ülkesi oldukları için Suriye krizine müdahale etme hakları bulunduğunu düşünürlerken, Türkiye’den, kilometrelerce ortak sınıra sahip olduğu bir ülkede yaşananlara kayıtsız kalmasının beklenmesi anlamsız.
Körfez ülkeleri, Türkiye’yle ilişkilerini geliştirmek ve kendilerini ilgilendiren sorunların çözümünde Ankara’nın desteğini kazanmak istiyorlarsa, güvenlik kaygılarımızı anlamalı ve terörle mücadelemize saygı duymalılar.
Yeni Akit
Yorumlar1