İsrail’i koruyan duvarlar
- GİRİŞ21.10.2023 08:49
- GÜNCELLEME21.10.2023 08:49
İsrail adlı zehirli hançeri yıllar önce İslam coğrafyasının bağrına saplayan emperyalist güçler, o hançerin sökülüp atılacağı korkusunu ilk kez bu kadar ciddi şekilde hissedince Tel Aviv’e koşarak işgalcilere desteklerini gösterme yarışına girdiler.
ABD Başkanı Joe Biden ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz’dan sonra İngiltere Başbakanı Rishi Sunak ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da İsrail’e giderek “Yanınızdayız” mesajı verdi.
Filistin direnişinin Gazze Şeridi sınırını geçip birkaç saat içinde yüzlerce İsrail askerini öldürmesi, yaralaması veya esir alması, yok olma korkusunu bir türlü üzerinden atamayan İsrail’i fena hâlde panikletti.
Destek için gönderilen savaş uçakları ve gemiler, Biden’ın “Kimse İsrail’e saldırmayı düşünmesin”, “İsrail olmasaydı bile biz onu var ederdik” şeklindeki açıklamaları işgalcilerin korkularını hafifletmeye ve hızlanan tersine göçü durdurmaya çalışıyor.
Öte yandan, 7 Ekim sabahı kısa sürede darmadağın olan İsrail ordusu intikam amacıyla Gazze Şeridi’ni yakıp yıkıyor.
Gazze Şeridi, 1982’de kurulan Hamas’tan çok önce de işgalcilerin kâbusuydu.
İsrail’in eski başbakanlarından Golda Meir’in “Keşke bir sabah uyandığımda Gazze Şeridi’nin deniz tarafından yutulmuş olduğunu görsem” dediği nakledilir.
İşgalcilerin Gazze Şeridi sakinlerini tehcir planı da yeni değil.
11 Mart 1970 tarihinde yayınlanan ed-Düstur gazetesinin manşetinde İsrail’in Gazze Şeridi’ni boşaltmaya başladığı bildiriliyor, 300 bin Filistinlinin tehcirini durdurmak için Arap ülkelerinin girişimlerini sürdürdükleri yazıyordu.
İsrail, dünyada hiçbir ülkenin sahip olmadığı bir dokunulmazlıkla ve görünmez duvarlarla korunuyor.
O duvarların ilki ABD’nin işgalcilere sunduğu sınırsız destek.
O duvar yıkılmadan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinden İsrail’in aleyhine ve Filistinlilerin lehine herhangi bir karar çıkması mümkün değil.
İsrail’i koruyan bir başka duvar da işgal altındaki Filistin’e komşu ülkeler.
Gazze Şeridi’yle Mısır arasındaki Refah Kapısı, İsrail’in kontrolünde değil ve Mısır o kapıyı kapatmasa 2 milyonu aşkın Gazze Şeridi sakinlerine abluka uygulanamaz.
İsrail, 7 Ekim’den bu yana Refah Kapısı’nı birkaç kez bombaladı ve ne yazık ki Kahire’den herhangi bir tepki gelmedi.
“İsrail insani yardımların Gazze Şeridi’ne girmesine izin vermiyor” diyen Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri’nin egemen bir devlete asla yakışmayacak şekilde acizlik ifade eden açıklaması aslında her şeyi özetliyor.
İsrail’i koruyan en önemli duvarlardan biri de Mahmud Abbas başkanlığındaki Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik güçleri.
İsrail’le güvenlik koordinasyonu ve istihbarat paylaşımı yapan söz konusu güçler, Batı Şeria’da İsrail askerlerinin ve Yahudi yerleşimcilerin en büyük koruyucusu.
İsrail ordusu hastane katliamını gerçekleştirince tüm dünyada insanlar tepkilerini haykırmak için öfkeyle meydanlara koştular.
Batı Şeria’da sokaklara çıkan Filistinliler ise karşılarında Abbas’a bağlı güvenlik güçlerini buldular.
Filistin Yönetimi güvenlik güçleri, katliamı protesto eden göstericileri dağıtmak için ateş açtı.
“Yenilmesi imkânsız caydırıcı güç” imajı İsrail’i koruyan bir başka duvardı ancak çoktan yerle bir oldu.
Diğer duvarlar da inşallah bir gün yıkılacak.
Diriliş Postası
Yorumlar1