Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Beyan Sistemi eğitim dünyası açısından ne ifade ediyor?

  • GİRİŞ05.03.2026 12:04
  • GÜNCELLEME05.03.2026 12:08

Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı değerli Hocam, Sayın Prof.Dr.Cihad DEMİRLİ ile buluşarak 2 Şubat 2026 itibarıyla devreye alınan Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Beyan Sistemi (YAZEK) üzerine keyifli ve öğretici bir söyleşi yaptık.

***

Sayın Başkanım, öncelikle Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Beyan Sisteminin (YAZEK) ne olduğunu, temel amacını ve bu sistemi kurarken sizi harekete geçiren ana motivasyonu bizimle paylaşır mısınız?

Cumhurbaşkanlığının vizyonu ve 11. Kalkınma Planı doğrultusunda yürürlüğe konulan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi çerçevesinde hazırlanan "Eğitimde Yapay Zekâ Politika Belgesi ve Eylem Planı (2025-2029)", Millî Eğitim Bakanlığının dijital dönüşüm ve yapay zekâ ekosistemine yönelik en kapsamlı yol haritalarından biri olarak 17 Haziran 2025 tarihinden itibaren uygulamaya alınmıştır.

Belge; yönetimden okul süreçlerine, öğretmen eğitiminden öğrenci kazanımlarına kadar uzanan geniş bir kapsamda 4 hedef, 15 politika ve 40 eylem adımı içermektedir.

Eylem Planı kapsamında, Bakanlık bünyesinde yapay zekâ uygulamalarını, kullanılan araçları ve bu araçların kullanım çerçevesini etik açıdan değerlendirmek ve denetlemek amacıyla "Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Kurulu" ve bu kurula bağlı alt komisyonların kurulması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı koordinasyonunda ilgili genel müdürlüklerle birlikte yürütülen çalışmalar sonucunda "Millî Eğitim Bakanlığı Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Kurulu Yönergesi" hazırlanmış ve 22.10.2025 tarihli Bakanlık Oluru ile yürürlüğe girmiştir.

Anılan Yönerge hükümleri uyarınca, eğitim ve öğretim kurumlarında gerçekleştirilen yapay zekâ uygulamalarında etik ilkelere uygunluğun sağlanması amacıyla öğretmenler ile Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatı birimleri tarafından Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Beyan Bildirim Sistemi (YAZEK) üzerinden Etik Beyan Formunun çevrimiçi olarak doldurulması esası getirildi. YAZEK’i Millî Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlarda gerçekleştirilen yapay zekâ uygulamalarının etik ilkelere uygunluğunu beyan etmek, takip etmek ve olası etik ihlal süreçlerini yönetmek amacıyla oluşturulmuş yönetişim altyapısı olarak konumlandırıyoruz. 22 Ekim 2025’te yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Kurulu Yönergesi YAZEK ve ilgili çalışmaların hukuki-idari zeminini oluşturdu; 2 Şubat 2026 itibarıyla da Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Beyan Sistemi (YAZEK) devreye alındı.

Bu çerçevede, Bakanlık bünyesinde yürütülen yapay zekâ uygulamalarına yönelik etik ilkelerin belirlenmesi, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasları açıklamak; Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Üst Kurulu, il ve ilçe yapay zekâ uygulamaları etik kurulları ile okul yapay zekâ etiği ekiplerinin oluşumu, yapısı, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeleri ortaya koymak amacıyla "Eğitimde Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Kılavuzu" hazırlandı.

Buradaki ana motivasyonumuz çok net: Yapay zekâ eğitimde hızla yaygınlaşıyor; biz de “önce etik ve hesap verebilirlik”, “sonra ölçekleme” yaklaşımıyla sahada izlenebilir bir sistem kuruyoruz. Bu kapsamda YAZEK’in kuruluş gerekçelerinin, özellikle eğitimde yapay zekâ uygulamaları için etik ilkelerin belirlenmesi ve kullanım standartlarının oluşturulmasının “Eğitimde Yapay Zekâ Kültürü Oluşturmak” hedefinin ilk halkası olduğunu söyleyebiliriz.

YAZEK sistemine neden ihtiyaç duyuldu?

YAZEK’in önemini anlamak için önce hizmet ettiğimiz kitlenin devasa büyüklüğüne bakmamız gerekir. 2024-2025 eğitim öğretim yılı verilerimize göre Türkiye’de örgün eğitim kapsamında tam 17 milyon 956 bin 523 öğrencimiz var. Bu sadece bir rakam değil; bu, Avrupa’daki pek çok ülkenin toplam nüfusundan daha büyük bir öğrenci kitlesinden bahsediyoruz demektir.

 

Bu 18 milyona yakın evladımızın yaklaşık;

  • 1.7 milyonu okul öncesi eğitimde,
  • 5.7 milyonu ilkokulda,
  • 5.1 milyonu ortaokulda,
  • 5.3 milyonu ise ortaöğretimde eğitim görüyor.
  • Öğrencilerin 15 milyon 366 bin 143'ü resmî, 1 milyon 539 bin 579'u özel ve 1 milyon 50 bin 801'i ise açık öğretim kurumlarında eğitim görüyor.

Ayrıca bu süreçlerin mimarı olan 1 milyon 187 bin 409 öğretmenimiz sahada görev yapıyor. Yapay zekâ bugün dersliklerimize, ödevlere, hatta değerlendirme süreçlerine girmiş durumda. Örgün eğitimde, 2024-2025 eğitim öğretim yılında 59 bin 336'sı resmî okul, 14 bin 700'ü özel okul ve 4'ü açık öğretim okulu olmak üzere toplam 74 bin 40 okulun ve 753 bin 571 dersliğin olduğu bir ekosistemde, yapay zekânın “kontrolsüz ve rehbersiz kullanılmaması” için 18 milyon öğrenci ve 1.2 milyon öğretmenin olduğu bu büyük ailede, yapay zekânın etik sınırlarını çizmek, evlatlarımızın verilerini korumak bizim için bir seçenek değil, asli bir görevdir. YAZEK, işte bu devasa ölçekte “önce etik ve hesap verebilirlik” diyebilmek için kurulmuş dünyadaki sayılı yönetişim sistemlerinden biridir.

Bu açıdan bakıldığında “Neden ihtiyaç duyuldu?” sorusunun cevabı, eğitim bağlamında yapay zekânın doğasıyla ilgili: Yapay zekâ artık sadece içerik üretmiyor; kimi senaryolarda öğrenci verisini (yazı/ses/görüntü/not vb.) işliyor ya da çıktıları öğrenci hakkında değerlendirme/karar süreçlerine (not verme, seviye belirleme, yönlendirme vb.) temas edebiliyor. Üstelik algoritmik yanlılık ve veri temelli önyargı riski, bazı öğrenci grupları aleyhine adaletsiz sonuçlar üretebiliyor.

Etik ilkeler nelerdir?

Tam da bu yüzden YAZEK tüm uygulamaların Eğitimde Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Kılavuzumuzda belirttiğimiz sekiz etik ilkeyi gözeterek tasarlanmasını ve yürütülmesini zorunlu çerçeve olarak tarif ediyor:

Burada bizim özellikle vurguladığımız nokta şu: Sahada yapay zekânın etkili, verimli kullanım ve teknik beceriler öne çıktığında etik bazen istemeden de olsa geri plana itilebiliyor; oysa biz sürdürülebilir entegrasyonun şartının etik farkındalığın sistematik biçimde gelişmesi olduğuna inanıyoruz.

YAZEK kapsamı nedir?

YAZEK, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı her tür ve derecedeki resmî okulları, özel öğretim kurumlarını (özel okullar), bilim ve sanat merkezlerini (BİLSEM) ve halk eğitimi merkezlerini kapsamaktadır.

Sayın Başkanım, bu sistemi kurgularken teorik olarak nerelerden beslendiniz? Dünyadaki diğer ülkeler bu etik meseleyi nasıl yönetiyor?

YAZEK’i kurgularken kapsamlı bir literatür taraması gerçekleştirdik. Teorik altyapımızı oluştururken UNESCO’nun 2021’deki “Yapay Zekâ Etiği Tavsiye Kararı”ndaki dört temel değer ve on ilkeyi, Avrupa Birliği’nin (AB) “Yapay Zekâ Yasası”ndaki (AI Act) risk temelli yaklaşımı ve “Güvenilir YZ” kriterlerini titizlikle inceledik. Bunların yanı sıra ulusal ve UNICEF gibi uluslararası birçok kuruluşun ve sivil toplum örgütlerinin hazırladığı raporları analiz ettik ve insanı merkeze alan bir anlayışla bir süreç planladık.

Biz bu çalışmada şunu gördük: Dünyanın çoğu ülkesinde etik ilkeler sadece “temenni” düzeyinde kalırken biz Türkiye olarak bunu YAZEK ile izlenebilir bir “yönetişim mekanizmasına” dönüştürdük. Belirlediğimiz sekiz etik ilke küresel literatürün bir sentezi ama bizim millî değerlerimizle yoğurulmuş bir halidir.

Öğretmenlerimiz için bu sistem yeni bir bürokratik yük mü getirecek? Sistem pratikte nasıl çalışıyor?

Kesinlikle hayır. Yapay zekâ hayatımızın bir gerçeği, ancak en büyük endişenin “Acaba üzerimize yeni bir evrak yükü mü binecek?” olduğunu biliyorum. Şunu en başta ve çok net söyleyeyim: YAZEK bürokratik bir yapı bildirmiyor, güven zemini oluşturuyor. Bizim yaklaşımımız bürokrasi üretmek değil sahada etik farkındalığı bir mesleki kültür haline getirmektir.

Sistem Nasıl İşliyor?

İşleyiş son derece sade. Eğer bir öğretmenimiz yapay zekâyı kendi ders hazırlığı için kullanıyorsa, kişisel gelişimi için faydalanıyorsa hiçbir beyan zorunluluğu yok.

Ne zaman ki işin içine evlatlarımız giriyor; yani yapay zekâ öğrenciyle doğrudan etkileşim kuruyor veya öğrenci verisini işleyip bir değerlendirme yapıyorsa, işte orada devreye giriyoruz. Öğretmenimiz YAZEK üzerinden çevrim içi olarak kısa bir Etik Beyan Formu dolduruyor.

Bu kapsamda öğretmenler ile Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatı birimleri gerçekleştirecekleri yapay zekâ uygulamaları için YAZEK üzerinden beyan formunu doldurmak zorundadır.

“Onay” Değil, “Beyan” Esası

Buradaki kritik nokta şu: Bu bir “izin alma” süreci değildir. Öğretmenimiz bize sormuyor; aksine, “Ben bu teknolojiyi şu etik değerleri koruyarak şu güvenlik önlemleriyle kullanacağım” diyerek taahhüt veriyor ve hemen uygulamasına başlıyor. Başında bir kurulun onayını beklemiyor.

Okullarımızda, il/ilçelerimizde kurduğumuz Yapay Zekâ Etiği Ekipleri ve kurullar birer “denetmen” değil, birer “rehberdir.” Sadece ve sadece bariz bir risk, örneğin kişisel verilerin korunmasına aykırı bir durum veya bir mahremiyet ihlali, tespit edilirse öğrenci ve öğretmeni korumak açısından “Lütfen durun, burada bir risk var” diyerek müdahale edebilirler.

Özetle hedefimiz şudur: Hata yapıldığında ceza kesen bir sistem değil, hata daha oluşmadan onu engelleyen, öğretmenimizi koruyan ve okullarımızı dijital dünyada daha güvenli kılan bir yapı kurmak. Biz öğretmenin elini zayıflatmaya değil, o eli etik ilkelerle güçlendirmeye geliyoruz.

Sayın Başkanım, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde öğrencilerimizi Dijital Vatandaşlığa nasıl hazırlıyoruz?

Bu konu bizim için oldukça önemli. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında 26 öğretim programımızı, Avrupa Konseyi’nin “Dijital Vatandaşlık Eğitimi Planlayıcısı” çerçevesinde sistematik olarak inceledik.

Şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Bu çalışma, uluslararası literatürde bu ölçekte yapılan İLK çalışmadır. Avrupa Konseyi üye ülkelere bu planlayıcıyı kullanmalarını tavsiye ediyordu ancak bugüne kadar hiçbir ülke bizim yaptığımız gibi bütüncül ve karşılaştırmalı bir program analizi yayımlamamıştı. Çalışmamızın İngilizce çevirisi bizzat Avrupa Konseyi tarafından üstlenildi ve tüm üye ülkelerle paylaşılacak.

Bu analizde gördük ki Maarif Modelimiz; “öğrenme ve yaratıcılık” ile “medya okuryazarlığı” boyutlarında çok güçlü. Bizim YAZEK ile kurduğumuz etik yapı, bu dijital vatandaşlık becerilerini sadece kâğıt üzerinde bırakmıyor; sınıfta, uygulamada ve öğretmenin bilincinde ete kemiğe büründürüyor.

Son olarak, velilere ve eğitim camiasına mesajınız nedir?

Velilerimiz müsterih olsunlar; 18 milyon evladımızın dijital dünyadaki hakları, verileri ve mahremiyetleri bize emanettir. Öğretmenlerimiz ise bu yeni teknoloji çağında yalnız değiller. YAZEK, onların elindeki yapay zekâ araçlarını sorumlu, güvenli ve etkili kullanmaları için bir pusuladır. Biz “önce etik” diyoruz çünkü ahlaki ve etik bir temel üzerine inşa edilmeyen hiçbir teknolojik gelişim, insanlığa kalıcı bir fayda sağlayamaz.

***

Evet eksisiyle artısıyla öyle ya da böyle yapay zekâ artık hayatımızın her alanında… Buna işgal etmek de diyebiliriz, teknolojinin nimeti de diyebiliriz. Nereden baktığımıza ve nerede durduğumuza göre kuracağımız cümleler değişkenlik gösterecektir şüphesiz.

Ancak konu eğitim olunca bugünkü söyleşimiz ve söyleşinin ana öznesi “Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Beyan Sistemi”nin gerçekten de tam yerinde ve tam zamanında devreye alınmış olduğunu görmekteyiz.

Başta öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve tüm eğitim camiamıza hayırlı ve faydalı olması dileğiyle başta Sayın Başkan Prof.Dr.Cihad DEMİRLİ Hocama ve katkıda bulunan değerli ekibine hem çalışmaları hem de bugünkü söyleşi için çok teşekkür ediyorum.

 

Günün sözü: “Bir ülkenin geleceği ve ilerlemesi sağlam kalelere, güzel binalara ve milli gelirine değil, o insanların ahlaki değerlerine bağlıdır.” (Martin Luther King)

 

 

İsmail Yolcu

Eğitimci-Yazar

Çankaya Üniversitesi İletişim Koordinatörü

Yorumlar1

  • Nihal 2 saat önce Şikayet Et
    Eğitimde etik, hayatın her alanında etik. Tebrikler.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat