Sosyal medyada çocuklarımızı bekleyen büyük tehlike: Cyber grooming!

  • GİRİŞ12.03.2026 09:21
  • GÜNCELLEME12.03.2026 09:21

GENÇLERİN DÜNYASINDA SOSYAL MEDYANIN OLASI RİSKLERİ

Sosyal medya belki de adeta bir elmanın içindeki kurt gibi şu anda ülkemiz başta olmak üzere tüm dünyada özellikle çocuklarımızın hem bugününü hem de yarınlarını kemiriyor.

Böylesine önemli bir konuya bir hukukçu gözüyle bakmak için Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Batuhan AKTAŞ ile buluştuk ve ortaya muhteşem bir içerik çıktı.

Sanal bahisten kumara, istismardan tacize, yanıltıcı reklamlardan hayatın gerçekliğine kadar çok önemli konuları ele aldık söyleşimizde. Ama özellikle yepyeni bir kavram var ki gerçekten insanı dehşete düşürüyor, aileler üzerinde korku salıyor ve toplumsal infiale yol açacak çok önemli bu kavramın adı Cyber grooming…

EKRANIN DİĞER UCUNDAKİ ACABA GERÇEKTEN ÇOCUKLARIN YA DA GENÇLERİN YAŞITI BİRİ OLMAYABİLİR!

Özellikle Cyber grooming kavramı gerçekten dehşet verici sonuçları ile özellikle çocuklarımızın, gençlerimizin ve ailelerin bilmesi ve farkında olması gereken bir kavram.

***

SOSYAL MEDYA HAYATIMIZDA NE KADAR YER KAPLIYOR?

Sosyal medya bugün bireylerin ve kurumların hayatında neden bu kadar merkezi bir konuma geldi? Sizce sosyal medya hayatımızda ne kadar büyük bir yer kaplıyor?

Sosyal medya, insanların bilgiye ulaşma, iletişim kurma ve kendilerini ifade etme biçimini kökten değiştirdiği için bugün çok önemli bir konumdadır. Milyarlarca insan haberleri, toplumsal tartışmaları ve günlük iletişimi büyük ölçüde bu platformlar üzerinden takip ediyor. Bu durum sosyal medyayı sadece bir eğlence aracı olmaktan çıkarıp kamusal tartışmaların, pazarlamanın ve sosyal ilişkilerin önemli bir parçası hâline getirdi. Dolayısıyla sosyal medya artık bireysel yaşamdan siyasete ve ekonomiye kadar pek çok alanı etkileyen büyük bir iletişim ekosistemi oluşturuyor.

SOSYAL MEDYAYA NEDEN BAĞIMLIYIZ?

Pek çok kişi farkında olmadan gün içinde sürekli telefonuna bakıyor. Hatta sabah ilk olarak yüzümüzü yıkamadan sosyal medya hesabımızı kontrol ediyoruz. Sizce insanlar sosyal medyaya neden bu kadar bağlanıyor ve elimiz neden sürekli telefona gidiyor?

Çok güzel bir soru bu ve bu sorunun aslında üç temel nedeni olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi tabii psikolojik sebepler, sosyal medya platformları, kullanıcıyı platformda tutacak şekilde tasarlanmış bildirimler, beğeniler ve sürekli yenilenen içerikler gibi mekanizmalar içerir. Bu sistemler, beyinde ödül ve merak duygusunu tetikleyerek tekrar tekrar kontrol etme davranışını güçlendirir.

İkinci ise aslında sosyal sebepler, insanlar sosyal çevrelerinden geri bildirim alma, gündemi kaçırmama ve başkalarıyla bağlantıda kalma isteği duydukları için de bu platformlara sık sık yöneliyorlar. Çünkü sosyal medya insanların ait olma ve başkalarıyla bağlantı kurma ihtiyacını hızlı ve görünür bir şekilde karşılayan bir ortam sunuyor. Eğer bu platformda bulunmuyorsan birçok sosyal ortamdan da bir nevi dışlanıyorsun.

Üçüncüsü ise artık insanların bir dijital kimlikleri var. Diğer bir ifadeyle, bir kişinin gerçek hayatta diğer insanlara tanıttığı kişinin yanı sıra bir de sosyal medyada gösterdiği bir sosyal medyada tanınan bir kişiliği var. Bu kişilikler örtüşebileceği gibi taban tabana da zıt olabilir. Bir kişi sosyal hayatında son derece sessiz, sakin bir karakter iken sosyal medyada on binlerce takipçisi olan bir kişiye dönüşebilir. Bu bakımdan bu bağımlılık nasıl ki sosyal kimliğimize önem veriyorsak dijital kimliğimize de önem verme ihtiyacının da bir sonucu aslında. O yüzden çok çok insan her yediği yemeğin bir fotoğrafını çekiyor.

GENÇLERİMİZ SOSYAL MEDYADA ÖZELLİKLE NELERE DİKKAT ETMELİ?

Hayatımızda bu kadar önemli bir yer tutan sosyal medyanın bazı riskleri olduğu da sık sık dile getiriliyor. Sosyal medyanın olası zararları nelerdir? Özellikle gençler açısından hangi konulara dikkat etmek gerekir?

Sosyal medyanın en önemli risklerinden biri, yanlış veya doğrulanmamış bilgilerin çok hızlı şekilde yayılabilmesidir. Bunun yanında gençler açısından siber zorbalık, çevrim içi taciz ve kişisel verilerin farkında olmadan paylaşılması gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Ayrıca sosyal medya çoğu zaman insanların hayatının yalnızca “en iyi” anlarını gösterdiği için genç kullanıcılar kendilerini başkalarıyla sürekli kıyaslayabiliyor ve bu durum özgüven sorunlarına veya psikolojik baskıya yol açabiliyor. Bağımlılık yaratarak sadece gençlerin değil, pek çok kişinin gerçeklik algısını da bozabiliyor. Sorumluluk ihlallerine, düşük konsantrasyona ve çalışma verimliliğinin azalmasına sebebiyet verebiliyor.

Ancak bana sorarsanız özellikle ragebait, cyberbullying, dijital nefret, cyber grooming gibi kavramlar bana göre sosyal medyanın en riskli alanlarını oluşturuyor.

AİLELER NELERE DİKKAT ETMELİ?

Özellikle bazı kavramlardan bahsettiniz bu konuda ailelerin dikkat etmesi gereken şeyler neler?

Ailelerin öncelikle çocukların çevrim içi ortamda da gerçek hayattaki kadar risklerle karşılaşabileceğini kabul ederek bilinçli bir rehberlik sağlaması gerekir. Örneğin ragebait denilen içerikler, kullanıcıları bilinçli olarak öfkelendirmek ve etkileşim almak amacıyla üretilir; gençlerin bu tür provokatif içeriklere duygusal tepki vermeden yaklaşmayı öğrenmesi önemlidir. Siber zorbalık ve dijital nefret ise hakaret, dışlama veya hedef gösterme gibi davranışlarla ortaya çıkar ve ailelerin çocuklarıyla açık iletişim kurarak bu tür durumları erken fark etmesi gerekir. Cyber grooming ise yetişkinlerin çocuklarla çevrim içi ortamda güven ilişkisi kurarak onları istismar etmeye çalışmasıdır; bu nedenle ailelerin çocuklara kişisel bilgilerini paylaşmamayı, tanımadıkları kişilerle özel iletişime girmemeyi ve şüpheli durumları mutlaka bir yetişkine bildirmeyi öğretmesi büyük önem taşır.

SOSYAL MEDYA TOPLUMU NASIL ŞEKİLLENDİRİYOR?

Sosyal medyanın yalnızca bireyleri değil, toplumu da etkileyen bazı riskler barındırdığı söyleniyor. Özellikle misinformation, fake news ve komplo teorileri gibi olgular toplumsal açıdan nasıl bir sorun yaratıyor?

Sosyal medya bilgiye hızlı erişim sağlasa da doğrulanmamış veya manipülatif bilgilerin çok kısa sürede geniş kitlelere yayılmasına da zemin hazırlayabiliyor. Misinformation ve fake news olarak adlandırılan yanlış veya kasıtlı olarak çarpıtılmış içerikler, kamuoyunun yanlış yönlendirilmesine ve toplumsal kutuplaşmanın artmasına yol açabiliyor. Benzer şekilde komplo teorileri de karmaşık toplumsal olayları basit ama çoğu zaman gerçek dışı açıklamalarla yorumlayarak insanların gerçek bilgiye olan güvenini zedeleyebiliyor. Bakın sırf bu durumlar yüzünden Türk Ceza Kanunu’na bile yeni bir madde eklendi. Dezenformasyon maddesi olarak kamuoyunda bilinen Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu tam olarak sosyal medya yüzünden ortaya çıktı. Tabii burada uzun uzun anlatmak istemiyorum ama bu madde de çözüm değil, çünkü sosyal medyada çok fazla bilgi akışı var ve dakikalar içerisinde gündem değişebiliyor, şimdi insanların gerçek ile yanlışı ayırt etmelerine de çok imkân kalmıyor, bir nevi hem gerçek habere hem de yanlış habere maruz kalıyorlar.

SOSYAL MEDYANIN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: YANILTICI REKLAMLAR

Sosyal medyada yalnızca yanlış bilgiler değil, aynı zamanda çok sayıda yanıltıcı reklam da görüyoruz. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Sosyal medya reklamcılığı hızlı ve geniş kitlelere ulaşabildiği için maalesef yanıltıcı tanıtımlar için de elverişli bir alan hâline gelebiliyor. Özellikle sağlık, kozmetik veya yatırım gibi alanlarda gerçek dışı vaatler içeren reklamlar kullanıcıları kolayca etkileyebiliyor. Bu durum tüketicinin yanlış yönlendirilmesine ve ekonomik zarara yol açabiliyor. Bu nedenle kullanıcıların reklam içeriklerine eleştirel yaklaşması ve güvenilirliği şüpheli ürün veya hizmetlere karşı dikkatli olması büyük önem taşıyor.

SOSYAL MEDYADA HANGİ SUÇLAR ÖNE ÇIKIYOR

Siz bir ceza hukuku anabilim dalında görevli hoca olarak sosyal medya üzerinden hangi suçların daha kolay işlenebildiğini düşünüyorsunuz?

Sosyal medya, hızlı ve geniş kitlelere ulaşma imkânı sunduğu için bazı suçların işlenmesini haliyle kolaylaştırabiliyor. Özellikle hakaret içerikli paylaşımlar veya kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü ve bilgilerin izinsiz paylaşılması bu platformlarda sık karşılaşılan ceza hukuki sorunları arasında yer alıyor. Bir paylaşımın kısa sürede binlerce kişiye ulaşabilmesi mağdur açısından da zararın büyümesine yol açabiliyor. Benim yüksek lisans tezim özel hayatın gizliliğini ihlal suçuydu. Tezimi hazırlarken de bu durumu fark ederek ceza hukukunun internet ve sosyal medya karşısında acziyetini ifade etmeye çalışmıştım. Şimdi bakıyorsunuz gerçekten de öyle. Bir kişinin özel hayatı kapsamında kalan bir gönderi on binlerce kez yeniden paylaşılmış şimdi her bir paylaşımı yapan kişi hakkında tahkikat yapmak imkânsız, yani teorik olarak yapman gerekse de uygulamada yapamıyorsun ya da başka teorik yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Az önce ifade ettiğim gibi nitelikli cinsel taciz, hatta dolandırıcılık suçu yine sosyal medya sayesinde işlenmesi kolaylaşan suçlar arasında, pek tabii bunların arasında kişisel verilere karşı suçları da saymak gerekiyor.

YASA DIŞI BAHİS

Son yıllarda sosyal medya üzerinden yaygınlaşan bir başka konu da yasa dışı bahis ve sanal bahis reklamları. Bu konunun hukuki boyutu hakkında neler söylersiniz?

Bu mükemmel bir soru, sosyal medya, yasa dışı bahis sitelerinin kullanıcıya ulaşması için sıkça kullanılan bir araç hâline geldi. Bu tür faaliyetler birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de hukuka aykırıdır ve hem organizatörler hem de aracılık eden kişiler açısından ciddi yaptırımlar söz konusudur. Özellikle 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesinde buna ilişkin özel düzenleme mevcut, yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, dört yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılıyor. Şimdi ceza hukuku bu konuda zamanında müdahalede bulunamayacak kadar hantal bir durumda, sürekli yeni bahis sitesi reklamları, yeni birtakım kumar hesapları, aslında sürekli bir takip gerekiyor ama şu aşamada bu durumu engellemek kolay gözükmüyor.

SOSYAL MEDYANIN FİŞİNİ ÇEKMEK ÇÖZÜM MÜ?

Tam olarak bu dediğiniz husus ile alakalı, sosyal medyanın yarattığı sorunlar düşünüldüğünde bazı kişiler devletlerin sosyal medya ile daha sert mücadele etmesi gerektiğini savunuyor. Sosyal medya ile topyekûn bir mücadele mümkün mü, hatta sosyal medyanın “fişini çekmek” gibi bir şey söz konusu olabilir mi?

Günümüzde sosyal medya küresel iletişim altyapısının önemli bir parçası hâline gelmiş durumda, bu nedenle tamamen ortadan kaldırılması gerçekçi bir senaryo değil. Bunu bir kere kabul etmek lazım. Şimdi bazı kişiler bakın çok enteresan Kuzey Kore’de sosyal medya yok diyor. Bunu yine sosyal medyada yazıyorlar. Aslında bant daraltmalarına ya da bazı sosyal medya platformlarına hâkim kararıyla erişim engeli geldiğinde yine bu kararların arkasında imzası olan bürokratların da bu yasaklara rağmen o sosyal medya platformunda yer aldıklarını gördük. Bu yüzden fişini çekelim, kapatıp gidelim ne yazık ki mantıklı değil. Pek tabii devletler daha çok düzenleme, denetim ve hukuki sorumluluk mekanizmaları aracılığıyla riskleri azaltmaya çalışmaya devam edecekler ama platformların uluslararası yapısı ve teknolojik gelişmeler bu mücadelenin her zaman sınırlı kalmasına neden olacak. Bu kaçınılmaz bir durum. Bu nedenle etkili bir yaklaşım genellikle yasalar, platform politikaları ve kullanıcı bilincinin birlikte geliştirilmesi daha doğru olacaktır.

RİSKİ AZALTMAK İÇİN NE YAPILABİLİR?

Son olarak, sosyal medyanın risklerini azaltmak için bireyler ve toplum düzeyinde neler yapılabilir?

Sosyal medya risklerini azaltmanın en önemli yollarından biri dijital ve medya okuryazarlığının güçlendirilmesidir. Kullanıcıların gördükleri bilgiyi sorgulaması, güvenilir kaynakları tercih etmesi ve kişisel verilerini koruma konusunda bilinçli olması gerekir. Bunun yanında ailelerin çocuklarla açık iletişim kurması ve onların çevrim içi davranışlarını bilinçli şekilde yönlendirmesi önemlidir. Ben hatta dijital detoks da öneriyorum herkese. Kapalı profil kullanımı yani profili herkese açmamak, ileride pişman olma potansiyelin olan bir yazıyı ya da görseli o an öfkeyle ya da başka bir saikle paylaşmamak da çok önemli, çünkü dijital ayak izi ne yazık ki kaybolmuyor. 

***

Sosyal medyanın özellikle belirli bir yaşın altına yasaklanmasının konuşulduğu bugünlerde, özellikle farkındalık oluşturmak, bu konunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak ve çözüm önerileriyle birlikte bugünkü söyleşimizi tamamlıyoruz.

Özellikle katkıları için Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Batuhan Aktaş Hocama bugünkü öğretici söyleşi için çok teşekkür ediyorum.

Günün sözü: “Hangi işte olursa olsun, başarı önceden yapacağınız hazırlığa bağlıdır.” (Konfüçyüs)

***

Bugünkü yazımı değerli Hocam Prof.Dr.İlber Ortaylı’ya ithafta bulunarak bitirmek istiyorum.

Hayatımın son 36 yılında, yazdığı makaleler, kitaplar ve yaptığı araştırmalarda uzun yıllar birlikte çalıştığım, bu vesileyle kendisinden hayata dair çok şey öğrendiğim; hayatını bilime adayan değerli bilim adamı, sevgili Hocam Prof.Dr.İlber Ortaylı’ya sağlık sorunlarıyla zor günler geçirdiği bugünleri bir an önce atlatarak şifa bulup sağlığına kavuşmasını; okuyucuları ve torunları ile bir an önce buluşmasını canı gönülden diliyorum. Rabbim yardımcısı olsun inşallah.

İsmail Yolcu / Haber7

Eğitimci-Yazar

Çankaya Üniversitesi İletişim Koordinatörü

Yorumlar1

  • Aslı öğretmen 1 saat önce Şikayet Et
    Sosyal medya çocuklarımız için büyük tehlike. Yazıyı velilerime de paylaşacağım
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat