Akıllı telefonlar sirk mi yoksa kütüphane mi?

  • GİRİŞ30.04.2026 09:34
  • GÜNCELLEME30.04.2026 09:34

Birçok bilim adamı, alanın uzman isimleri ekran karşısında geçirilen uzun saatlerin insan ilişkilerini zayıflatabileceğine ve bireylerin günlerini sürekli ekran kaydırarak geçirmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Peki ülkece ne durumdayız?

Cevap maalesef çok da iç açıcı değil hatta iç acıtıcı…

Günümüzde iletişim gittikçe azalmakta...

İnsanlar ekranlar aracılığıyla artık tek taraflı bir iletişime doğru hızla yol alıyorlar.

Var olan iletişimler ise ne yazık ki oldukça sorunlu ve sığ.

En önemli iletişim aracı cep telefonları ve türevleri olmakla birlikte özellikle büyükşehirlerde evcil hayvan besleyen insan sayısında da gözle görülür bir artış var.

Şüphesiz ki kedi, köpek, balık ve kuş vb. hayvanlarla karşılıklı iletişim kurulabiliyor... Ancak her defasında karar vericinin insan olduğunu unutmamak da gerekiyor.

İnsanlar yalnızlaşıyor.

Ne gariptir ki aynı isanlar yalnızlığı aşmak da istemiyor.

Sanki ilk onbirde sahaya çıkmayıp yedek kulübesinde oturan futbolcunun mutlu olması gibi tuhaf bir yere doğru evriliyor hayatımız. Öyle ya ilk onbirde sahaya çıkmayan futbolcu hata yapmaz, sarı kart görmez, yorulmaz ama gol de atamaz!

TÜRKİYE DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDEYİZ

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 'We Are Social 2026' verilerine göre dünya genelinde haftalık sanal medya kullanım süresinin 18 saat 36 dakika olduğunu aktaran Uraloğlu, Türkiye'de bu sürenin 25 saat 4 dakikaya çıktığını belirtti. Çevrim içi medya kullanımına ilişkin yaptığı değerlendirmede, haftalık sürenin dünya genelinde 33 saat 27 dakika olduğunu, Türkiye’de ise 41 saat 37 dakikaya yükseldiğini belirtti.

HAFTANIN 2 GÜNÜ EKRAN BAŞINDAYIZ

Türkiye’deki kullanımın neredeyse iki güne yaklaştığını vurgulayan Uraloğlu, "Çevrim içi medyada geçirilen haftalık süre dünya genelinde 33 saat 27 dakikaya, ülkemizde 41 saat 37 dakikaya ulaştı. Neredeyse 2 güne yaklaşan haftalık kullanım ile dünya ortalamasının üzerine çıktık" açıklamasında bulundu.

80 GÜNDE DEVRİÂLEM

Haftanın bir günü sosyal medyadayız...

Geri kalan 6 günde ise günde 6-8 saat uyku, ortalama 48 saat yani 2 gün yapıyor.

Kaldı mı 4 günümüz?

O dört günün de en az 1.5 günü çalışanlar için mesai, öğrenci ve öğretmenler için ise 1.5 gün okul...

Kaldı mı 2.5 gün?

O 2.5 günde yemek yedin, sıra bekledin, trafiktesin, banyodasın, tv başındasın, alışveriştesin kısacası gitti mi yarım gün daha...

Kaldı mı 2 gün?

Elimizdeki haftalık 7 günün 5'ini harcadık.

Kalan 2 günü nasıl değerlendirmeliyiz?

Sevdiklerimizle, ailemizle, çocuklarımızla sohbet ederek, kitap okuyarak, spor yaparak, düşünerek, müzik dinleyerek, kendimizi geliştirerek ve üreterek...

Kısacası koskoca 2 günü daha doğrusu haftada 2 günden ayda yaklaşık 8 günü;

Her ayı ortalama 30 gün sayarsak 12 ayda yani yılda toplam 96 günü nasıl değerlendirmeliyiz?

Sosyal medyadan, işe - güce, uykuya, yemekten, trafiğe harcadığımız 269 günün dışında geriye kalan 96 günü nasıl değerlendirmeliyiz?

365 günün 96 gününde ne yapmalıyız da kendimizi, ailemizi, ülkemizi daha aydınlık yarınlara taşımalıyız?

İşte üzerinde durup düşüneceğimiz ve acilen bir eylem planı oluşturacağımız asıl konu tam olarak bu…

Jules Verne'in klasik eseri 80 Günde Devriâlem eserinde kitabın kahramanı Phileas Fogg'un dünyayı 80 günde gezmesi, maceraları ve keşifleri anlatılır. Peki biz 96 günde kendimizi keşfedebilecek miyiz?

ALO DİYELİ 150 YIL OLDU!

ABD'li mucit A. Graham Bell ile Thomas Watson arasında 10 Mart 1876'da Boston'da yapılan ilk telefon görüşmesi tarihte önemli bir yer tutmakta.

Sesli iletişim kablolar aracılığı ile kurulduğundan bugüne telefon adeta telefon olmaktan çıkarak önce telsizler sonrasında günümüzde ise “akıllı” telefonlar olarak hayatımıza girdi ve dünyayı kontrol eden büyük bir canavara döndü.

Hatta akıllı telefonlar içerisine yüklenen binlerce aplikasyon önce bizi, sonra işimizi ve en sonunda dünyayı yönetmeye başladı.

Oysa masum ve çok önemli bir icat olarak 150 yıl önce icat edilen telefon ile insan ilişkisine baktığımızda telefonu yöneten, dilediğimiz zaman ona hükmeden bizdik.

Ne olduysa bu 150 yılın özellikle son çeyrek asırından sonra, 2000’li yıllarla birlikte telefonlar insanları yönetir oldu.

Yukarıda da belirttiğim üzere 365 günlük her yeni yılın 96 günü var olabilme, kendimize, ailemize ve ülkemize iz bırakmak istiyorsak öncelikle kendimizi doğru yönetmek konusunda maharetli olmak istiyorsak önce büyük bir sabır, sonrasında akıl ve disipline ihtiyacımız var.

Telefonlarımızın ve günlük hayatımızın vazgeçilmez uygulaması olan WhatsApp önce faks cihazlarını, sonra scanner hatta mail olmak üzere bir çok teknolojik başka icadı yutmuş durumda. Hatta işin story boyutu ile yavaş yavaş bizleri de yutmaya başladı tıpkı Instagram ve başkaca sosyal medya aplikasyonları gibi.

 

***

 

Belki de hayatımızın en önemli sorusunu kendimize sormak konusunda daha cesur olmalıyız artık: Akıllı telefonlar sirk mi yoksa kütüphane mi?

 

***

 

Günü Sözü: “Bir şeyi gerçekten bilmek onu anlamakla olur.” (Sokrates)

İsmail Yolcu
Eğitimci-Yazar
Çankaya Üniversitesi İletişim Koordinatörü
İnstagram: @ismailyolcu58

Yorumlar3

  • kahraman efe 1 saat önce Şikayet Et
    aslında insan kendinden kendi canavarlığından saygısızlığından merhametsizliğinden kaçıyor. kendine kendi cinsinden bir zarar geleceğine inandığından kendinden kaçıyor.
    Cevapla
  • Vatandaş 1 saat önce Şikayet Et
    İnternet devlet daireleri dışında .halka kapatılsın. Nokta.....
    Cevapla
  • yistif - Rize 1 saat önce Şikayet Et
    İnsanların yapacağı birşey yok maalesef. Hiçbir yerde vakit geçiremiyor, bir kafeye gitse 1.500 TL'den aşağı kalkamaz 2 kişi. Çalışan da para kazanamıyor maalesef. Tek çare oturduğu yerden video izlemek.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat