Bu adalete kim neden güvensin?

  • GİRİŞ06.04.2010 08:52
  • GÜNCELLEME06.04.2010 08:52

Yüksek yargı organları, onların başındaki koca koca yüksek yargıçlar, siyasetçi gibi doğrudan kamuoyuna veya parlametoya çağrıda bulunup yüksek politika yapacaklarına, meslekleri olan hukukçuluğun seviyesini buralara indireceklerine, keşke İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin

art arda verdiği kararlar üzerinde kafa yorsalar.

Bu mahkemenin bir nöbetçi hâkim üyesi, daha geçen hafta, kamuoyunca da yakından takip edilen bir suç soruşturması olan Balyoz darbe planlarıyla ilgili soruşturmada daha önce tutuklanmış olan bir grup şüpheliyi, daha yargılama yapılmamışken neredeyse beraat ettirir gibi tahliye etti.

Kararı veren, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ağır ceza hâkimi, hem de ‘özel yetkili ağır ceza mahkemesi hâkimi.’ Eh, İstanbul’da görev yaptığına göre, kürsü hâkimliği mesleğinde gelinebilecek en yüksek düzeylerden birine gelmiş bir hâkimden, yani Türk yargı sistemi için ‘üst düzey’ denmesi gereken bir hâkimden söz ediyoruz.

Hâkimin tahliye gerekçeleri alışılmışın dışında hayli uzundu.

Ama savcılar bu hâkimin verdiği karara itiraz ettiler. Hem de nerede itiraz ettiler:

Hâkimin de bir parçası olduğu 12. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz ettiler.

Şüpheliler aynı şüpheli. Dosya aynı dosya.

Varsa deliller, ifadeler vs. de aynı. Daha önce tahliyeye bir hâkim tek başına karar vermişti,

bu kez üç kişilik heyet toplandı (o hâkim yoktu heyette) ve birkaç gün önce tahliyesine karar verilen ve dolayısıyla cezaevinden salıverilen şüphelilerin yeniden tutuklanmasına oybirliğiyle, yani üç hâkimin birden imzasıyla karar verdi.

***

Bir an için Balyoz soruşturmasını, tutuklanan, sonra salıverilen, sonra yeniden tutuklanmalarına karar verilen kişilerin kimliklerini vs. her şeyi unutun, anlattığın olayın soyut bir düşünsel deney olduğunu varsayın.

Böyle bir varsayımda bulunduğumuzda bile, Shakespeare’in ölümsüz oyununda söylendiği gibi, ‘Danimarka Krallığı’nda kokuşmuş bir şeyler var.’

Çünkü, şüpheliler aynı şüpheliler. Atılı suç aynı. Dosya aynı. Deliller aynı. Mahkeme aynı. Ve birbirine taban tabana zıt iki karar.

Daha dün, yargıçların ideolojik tarafsızlığı derken bunu kastediyordum.

Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat