Aman 'sefertası' kullanalım! 'dolmuşa binmeyelim'!
- GİRİŞ05.01.2010 14:46
- GÜNCELLEME05.01.2010 14:46
Şemdinli İddianamesi... Kozmik Oda...
Aman “Sefertası” Kullanalım! “Dolmuşa Binmeyelim”!
Şimdi de kozmik odayı inceleyen hakim yemeğini “sefertası” ile yanında getiriyormuş.
Önemli devlet adamları “dolmuşa binmemeye” de dikkat eder.
Birisinin beynini yönlendirip, diğer beynini yönlendirdiklerinizle birlikte aynı düşündürürseniz onu “dolmuşa bindirmiş” olursunuz. Devlet adamlığında makbul olan dolmuşa bindirilmemek, tabir caizse her yere taksiyle gitmektir !
Bu karmaşık süreçte yakın geçmişi şöyle bir hatırlayalım. Üst düzey muvazzaf bir komutanın adının geçtiği ilk iddianame kamuoyunda Şemdinli İddianamesi olarak bilinen iddianameydi.
Medyadan bildiğimiz kadarıyla o dönemde neler oldu ?
9 Kasım 2005 Şemdinli hadisesini takiben TBMM’de “Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonu” kuruldu. Bu komisyon yaptığı görüşme ve çalışmaları yazılı tutanaklar haline getirdi.
Van savcısı konuyla ilgili yetkilendirildi. Savcı TBMM’den tutanakları yazı ile talep etti. Tutanaklar 2006 Şubatının son haftası savcıya ulaştı. Bundan bir hafta sonra iddianame mahkemeye teslim edildi.
İddianameye baktığımızda ne görüyoruz? Yüz sayfalık iddianamenin onsekiz sayfasında TBMM komisyon tutanaklarından alıntılar var.
Demek ki iddianame, komisyon tutanakları savcıya ulaştıktan sonraki bir haftalık sürede hazırlanmış.
Hukukta “master” veya “doktora” gibi akademik bir derecesi bulunmayan, mesleki yaşamında da nisbeten kısıtlı tecrübeye sahip, bir savcının yedi gün gibi kısa sürede;
TBMM tutanaklarını okuması, diğer delilleri incelemesi, aralarında bağlantı kurması, mantık ve hukuk süzgeçinden geçirmesi ve-ülkemizin kuruluşunda kurucuların endişelerinden başlayarak Avrupa Birliği normlarına kadar uzanan-derin bir yelpazede yorum ve siyasi saptamalarla dolu iddianame hazırlaması şaşırtıcıdır.
Kaldı ki yüz sayfalık sıradan bir metnin sadece yazılması dahi en az iki gün sürer. Böylece tüm bu işlemler için geriye sadece beş gün kalır.
Bu tespite dayanarak, acaba diyoruz zamanın savcısı akademi kaynaklı hukuki danışmanlık mı aldı?
Hukuki danışmanlık aldıysa...
Ve neticede, Büyükanıt’ın adı iddianameye girdiyse...
Hukuki danışmanlığı hangi ildeki, hangi akademiden, kimden aldı? Olayı kimler organize etti? Kimler dolmuşa binerken kimler taksiye bindi ?
Bu olsa olsa...
Özkök döneminde güçlenen hükümet-TSK ilişkilerini bozmayı hedefleyen,
TSK’daki Özkök-Büyükanıt-Başbuğ silsilesini değiştirmek isteyen,
“Medya” başta olmak üzere her türlü vasıtayı kullanıp,
Kaos yaratarak “28 Şubatvari bulanık suların avantajları”ndan faydalanmak isteyen bir güç olsa gerektir..
Ya da...
Kimbilir? Belki de, savcı danışmanlık falan almamıştır! Bu kadar detaylı üst düzey akademik analizleri kendi başına yapmıştır.
Olsun, biz yine de tedbirli olalım. Aklımıza gelen başımıza gelmesin. Unutmayalım;
Demek ki zehirlenmeyelim diye, beynimizi beslemek için hukuki danışmanlık alırken de-yemek yerken olduğu gibi-uygun bir “sefertası” kullanmalıyız!
Prof. Dr. Kenan ULUALP / Haber 7
ulualp@kenanulualp.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol