Paşa hangi ilacı kullanıyor?

  • GİRİŞ14.01.2010 08:32
  • GÜNCELLEME14.01.2010 08:32

Şimdi bir bakalım Paşa Harbiye’den mezun olduğundan bu yana dünyada neler oldu?

SSCB kalmadı, doğu-batı Almanya kalmadı, globalizm kavramıyla tanıştık, ulaşım ve iletişim çok yaygınlaştı vs vs... Listeyi uzatmayayım. Dünya çok değişti!

Toplum da çok gelişti. Türkiye’de, eğitim düzeyi paşanın kafasında kalan eski zamanların kat kat üstüne çıktı. Ekonomik düzey Paşanın gençliğindeki rakamların kat kat üstüne çıktı. Bayındırlık ve iskan faaliyetleri-bölünmüş yollar, deniz altı tüp geçitleri, hızlı trenler, asma köprüler, gökdelenler, toplu konutlar, deniz otobüsleri, belediyecilik hizmetleri vs vs-çok ilerledi.

Elbette-belki Paşa farkına bile varmadan-silahlı kuvvetler de Paşanın kafasında kalan eski zamanların kat kat ilerisine gidiyor. Yeni konseptte ordunun küçülmesi, fakat vurucu teknolojik gücünün misliyle büyümesi, bölgesel ve uluslararası caydırıcı etkinliğinin arttırılması planlanıyor. Ordunun içinde artık Ergenekon adıyla olsun başka adlarla olsun illegal çete, terör örgütü uzantısı gibi soğuk savaştan kalma yapılanmalar istenmiyor. Modernizasyon sürecinde bunlar hızla tasfiye ediliyor.

Paşa geçmişten gelen heyecanlarla, televizyondan tekel işçilerine selam yolladı! Ekonomi batmış dedi! İç hizmet kanunu 35. madde doğrultusunda “darbe olabilir” konusunu savundu! Ergenekon savcılarını Taraf gazetesine bilgi sızdırmakla itham etti! “Sonunda başbakana da sayın dedik” dedi!

Paşa televizyona çıkıyor. Seyirciyi ikna etmek için, gazeteciye “haydi kahrolsun PKK de, kahrolsun Öcalan de” diyor. Gazeteci de televizyonda milyonların önünde “kahrolsun PKK, kahrolsun Öcalan” deyiveriyor.

Bu defa gazeteci soruyor “benim yazdığım bir tane bölücü cümle gösterin” diye, Paşa cevap veremiyor. Tık yok. Yahu, belki adam yazmıştır! Hiç mi araştırmadan geldin Paşam?

Bir de... Hiçbir hazırlık yapılmadığı izlenimi veren, fikir bütünlüğü ziyadesiyle eksik, yeterli belgeye dayanmayan, ben söylüyorsam doğrudur havasında, yüksek sesli bir üslup !

Üstelik bu ilk de değil. 2003’de Habertürk’te Vedat Yenerer’in programında mavi akım konusunda Paşa’dan Mesut Yılmaz’a aynı üslupla eleştiri... Ne oldu ? Mavi Akım gerçekleşiyor! 2007’de Fox TV’de Reha Muhtar’ın programında Paşa’dan Nazlı Ilıcak’a “kadın kadın kendine gel bak hudutları zorluyorsun” demek suretiyle aynı üslup... Ne oldu ?

Akıllarda bir kadına yapılan nezaketsizlik kaldı! 2010’da Kanal D’de Paşa’dan Mümtaz’er Türköne’ye aynı üslupla hitap, halihazırdaki genelkurmay başkanını aramalara izin vermek suretiyle hata yapmakla itham... Sonuç?
Ve dünkü olay. Bu defa gazeteci soruyor “benim yazdığım bir tane bölücü cümle gösterin” diye... Paşa cevap veremiyor. Tık yok. Yahu belki adam yazmıştır! Hiç mi araştırmadın Paşam? 

Şimdi ne olacak Paşam? Asker çocuğu olarak bu işleri biraz biliriz. Nerede kurmay hazırlığı? Nerede asker titizliği, plan, program, itina? 

Biz her yerde aman doğruları konuşalım... aman belgeli konuşalım... aman söylediklerimizin bilimsel dayanağı olsun... aman demokratik olalım... aman kelimelerimizi dikkatle, nezaketle, hazakatle seçelim... diyerek hazırlanmadan bilgi ile donanmadan tek söz edemiyoruz.

Bilvesile, Emekli Tuğgeneral Ramiz İlker Paşayı tekrar şiddetle tebrik ediyorum...

Paşa rahat mı rahat. Yüksek sesle konuşuyor, konuşuyor. Hiçbir ön hazırlık ve çalışmaya ihtiyacı yokmuş gibi bir hali var. Sanki rahatlatıcı ilaçlar almış!

Paşam aldıysanız, ne ilaç aldınız?

Ne olur söyleyin de, aynı ilacı biz de kullanalım...


Prof. Dr. Kenan ULUALP / Haber 7
ulualp@kenanulualp.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat