Cumhuriyet ve Halk... Partisi?
- GİRİŞ15.03.2010 10:36
- GÜNCELLEME15.03.2010 10:36
Warren Sturgis McCulloch beynin çalışmasında sinir hücrelerinin ayrı birimler olduklarını ve karşılıklı iletişimin önemli bir özelliği olduğunu buldu. Bu buluş beyin çalışmalarında yeni bir çığır açtı. Bilgisayarların tasarımına büyük katkıda bulundu.
Neydi bu buluş ? Beyin hücrelerinin çalışması düzenlidir fakat hiyerarşik özellik taşımaz. Heterarşik özellikte bir çalışma vardır.
Sevgili okurlarım, bizim sohbetler yine son sürat devam ediyor.
Yöntem belli. Masaya bir soru atılır. Herkes heybesindekini paylaşır. Aristo’dan beri bilinen bu yöntemin en önemli özelliği katılımcılığa önem vermesi.
Özellikle seçimle gelen yöneticilerin başarı anahtarı burada yatıyor.
Katılımcılığı esas alan, “yönetişim” yapan, seçilmişler başarıdan başarıya koşuyor. Neden? Çünkü, yönetişimde etkileşimli (-interaktif) yapı var.
Oysa, “yönetim” yapanlar başarısızlığa mahkum oluyor. Neden? Çünkü, klasik yönetim anlayışında etkileşimin yeri çok sınırlı. Yönetimde en hakim unsur “emir komuta zinciri” oluyor.
Dolayısıyla, karar ve uygulama süreçlerini yönetilenlerle paylaşmayarak, “yöneten” yönetici yönetilenler tarafından er geç yanlız bırakılıyor. Ne kadar güçlü olursa olsun başarısızlığa mahkum oluyor.
Ne demiş atalarımız? “Vefası az olanın cefası çok olur!”
Oysa, seçimle gelmese dahi, başarılı yöneticilerin yöntem olarak yönetişimi ön plana aldığını görüyoruz.
Yönetim kavramında yönetilenlerle yönetici arasında “hiyerarşi” ağır basar. Her birim tek bir üst birime bağlıdır. Diğer birimlerle etkileşime girmesi üst birimin kontrolü
ve izniyle olur.
Yönetişimde ise “heterarşik” ilişki vardır. Yönetilen her birim bir üst birime bağlı olabilmekle birlikte, onun kontrolü veya izni olmaksızın diğer birimlerle iletişim ve işbirliğine girebilir.
Bu nedenle yönetişimi benimseyen yöneticiler, yönetimde şeffaflık, katılımcılık, hukukun üstünlüğü, cevap verebilirlik, eşitlik, etkinlik, hesap verebilirlik ve stratejik vizyon kavramlarına gönüllü olmak mecburiyetindedirler.
Kısacası yönetişim yönetilenlere yönetim süreçlerine daha fazla katkı yapma imkanı vermektedir. Formal ilişkilerde fleksibilite vardır. Sistemin gereksinimleri daha dinamik olarak tespit edilir. Ayrıcalıklar ve imtiyazlar sistemin ihtiyaçları doğrultusunda değiştirilir, yeniden dağıtılır. Elde edilen sonuçlar daha verimli olur.
İşte bu nedenle, yönetilenlerle etkileşimli bir “yönetişim” anlayışını benimseyen yönetici veya siyasetçi, yönetilenlerden her bakımdan destek görüyor. Yönetsel başarısı artıyor. Seçimlerde rekorlar kırıyor. Yönetilen birimler, kurumlar, ülkeler giderek güçleniyor.
Bu sayede son yıllarda Halk, Cumhuriyetin tadına varıyor.
Bir yanda “elitist sosyal faşistler”i tanıdık.
Diğer yanda şeffaflık, katılımcılık, hukukun üstünlüğü, cevap verebilirlik, eşitlik, etkinlik, hesap verebilirlik ve stratejik vizyon kavramlarını tanıdık.
Yakınlarda Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongresi yapılacakmış. Kurucusunun büyük vizyonu ile, taa o zamanlardan yönetişimi öngörerek, adına Cumhuriyet’i herkesin eşit katılımını arzulayarak Halk’ı koyan CHP’nin kongresi.
Bakalım Baykal’ın yönetişime yaklaşımı değişmiş mi, aynı mı kalmış?
Aynı kaldıysa gelecek seçimde, en iyi(!) olasılıkla, oylar da aynı kalır.
Haydi hayırlısı...
Prof. Dr. Kenan ULUALP / Haber 7
ulualp@kenanulualp.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol