Koltuk 'yalnız' kalınca!

  • GİRİŞ04.04.2010 22:12
  • GÜNCELLEME04.04.2010 22:12

Akşamları ise gözümüzü kapatıp gönlümüzle başbaşa kaldık.

Gönlümüz diyor ki “Senin yoğunluğun da yoğunluk mu? Haline şükret. Bak şu adamın haline. Bir türlü koltuğunun tadını çıkaramadı !”

Ah o “koltuk” ah ! Ona oturmak ne de güzeldir.

Sabah özel şöförün gelir. Seni bekler. Korumalar kapını açarlar. Arkada ambulans. Önde eskort arkada, yanda eskort. Debdebeyle, trafikte takılmadan ilerlersin. Kapıda karşılarlar. Binaya girerken selam dururlar. Odanın kapısını açarlar.

Koltuğuna oturursun ki... Vay vay vay !

O ne rahattır öyle. O koltuk nasıl sıcacıktır, nasıl yumuşacıktır. Sırtını, kollarını sarar sarmalar. Hiç kalkasın gelmez.

İdare-i maslahat yapayım. Ne kadar otursam kardır, dersin. Sıkışırsam alırım şapkamı giderim, dersin.

Dokunulmazlara dokunmazsın. Değiştirilmezleri değiştirmezsin. Sarılayım koltuğa, ölümlü dünyada bakayım keyfime, dersin...

Hele bir de başbakansan... Vay vay vay !

Sevgili okurlarım son zamanlarda bu durum değişmiş görünüyor. Yerinde duramayan, alışmadığımız bir başbakan var.

Koltuk yapayalnız kaldı !

Ekonomide?  Rüyamızda görmeyeceğimiz neticeler ortaya çıktı. Paradan altı sıfır atıldı. Enflasyon 34 yıldır ilk defa % 5,9’a düştü. İhracaat 111 milyar dolara çıktı. Kişi başı milli gelir 10 bin doları aştı. Ekonomi güven veriyor.

Dünyada kriz var. Amerika’da Avrupa’da bankalar batıyor. Ülkelerin iflas ettiğini görüyoruz. İşte Yunanistan işte Portekiz ! Türkiye’de durum ne? Kriz teğet geçiyor.

Yerel idareler? Tıkır tıkır çalışmak durumunda. Çünkü belediyeler sıkı takip altında. Her taraf tertemiz, çiçekler ekiliyor. Metrolar, alt yapılar, toplu ulaşımlarda hamleler yapılıyor.

Neden ? Başbakan oturmuyor da ondan. Neredeyse her hafta bir ilde faaliyette...

Eğitimde, iletişimde ? İlköğretimde kitaplar yıllardır bedava veriliyor. Belediyeler kurslar düzenledi. Okuma yazma oranı % 80’lere çıktı. Her ile üniversite kuruldu. İnternet ve e-devlet ile tanıştık. Eskiden parmakla sayılan özel televizyon ve radyo kanalları şimdi sayılamayacak kadar çoğaldı. Hepimizde cep telefonu var. Telefondan internete girebiliyor, televizyon seyredebiliyoruz.  

Demokraside? Meclis var gücüyle çalışıyor. Sağlıkta büyük bir reform yapıldı. Tam gün yasasının yürürlüğe girmesiyle tamamlanacak. Hukuk devleti mefhumu güçlendirildi. Yılan hikayesine dönen KEY’ler dahi ödendi. Hak yenmiyor. Ben medya patronuyum vergi ödemem, ben büyük askerim bana ilişilmez, ben rektörüm ayrıcalıklıyım, ben savcıyım ne istersem yaparım anlayışı modasına son verildi.

Dokunulmazlara dokunulabildiği, değiştirilmezlerin değiştirilebildiği görüldü.

Şimdi anayasada da mütevazi de olsa önemli değişiklikler yapılacak.

Uluslararası arenada ? Başbakan sıkça yurtdışına gidiyor. Bir yanda Nabucco ile, Mavi Enerji ile, nükleer santral ile Türkiye’yi enerji zengini bir ülke haline getirmeye çalışıyor.

Diğer yanda vizeleri kaldırarak, komşu ilişkilerini güçlendirerek Türkiye’yi ekonomik ve kültürel bir cazibe merkezi haline getirmeye çalışıyor. Sonra bir bakıyorsunuz Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi oluvermişiz.

Neden ? Koltuk yalnız kaldı da ondan.     

Başbakan ne zaman şöyle bir oturup da koltuğun tadını çıkaracak?   

Sevgili okurlarım...

Fakat, üniversitedeki lisans öğrencilerinin, uzmanlık öğrencilerinin, doktora öğrencilerinin dinamizmini bir görseniz. Anlarsınız, Başbakanın neden koltuğa oturmadığını. O kadar enerjik ve gurur duyacağınız bir nesil geliyor ki... Biz bunu bire bir görerek yaşıyoruz.

Yaşadığımız için de biliyoruz ki bu yeni nesil olur olmaz hiçbir şeyi kabul etmiyor.

Bu yeni nesil demokrasiye büyük önem veriyor. Kılık kıyafet palavralarıyla, başka kısıtlamalar getirme yutturmacalarına artık inanmıyor.

“Kamusal alan” gibi Batı uydurmacalarının hukuk matematiği ile açıklanmasını istiyor.

“Avrupa’da peçe ve türbana yasak geldi” haberlerinden etkilenmiyor. Hemen sorgulamaca araştırmaca başlıyor. Oralarda kaç peçeli kaç türbanlı varmış ? Altta yatan neden dini miymiş, geleneksel alışkanlıklar mıymış. Meğer mesela Fransa’da çok çok bin kişi varmış.

O halde Avrupa’da niye yasak gelmiş ki? Türkiye’ye çuvaldız batırmak için mi acaba? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru olursa, hukukun eline “emsal” vermek için mi acaba?

Bu olaylar canlı kalsın da ülkemizde kız çocuklarımız okuyamasın diye mi acaba?

Kızlarımız okuyamayıp dar kafalı kalsınlar da anne olunca dar kafalı çocuklar yetiştirsinler diye mi acaba?

Şimdi... Haydi bakalım, sayın muhalefet. Göreve. Sıra sizde.  

Başbakan sizlerden Anayasa için öneri beklediklerini söyledi.

Yerinizde olsam...

Kız çocuklarımızın okumasının önündeki engelleri kaldıracak bir öneri getirirdim.

Tek maddelik !

Başbakanı bilmem ama insanımızın helalliğini alırdınız mutlaka.

Oy patlaması da cabası...

 

Prof. Dr. Kenan ULUALP / Haber 7
ulualp@kenanulualp.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat