Amerika “Gandi (!) Kemal”e ne kadar güvenir?
- GİRİŞ27.05.2010 08:57
- GÜNCELLEME27.05.2010 08:57
Amerika bu topraklara önem vermektedir. Vermek zorundadır. Fakat bunu, devlet hafızasının derinlerindeki Türkiye imajı nedeni ile, hatasız yapmak zorundadır.
Eskiden milletin iradesi üzerinde manipülasyon kolaydı.
Demokrasi yeni gelmiş, oy kavramı ile yeni tanışılmış, II. Dünya savaşı yeni bitmiş, bırakın haberleşmeyi, yiyecek ekmek zor bulunuyor. “Açık oylama gizli sayım” deyiveriyordunuz. Oh, oh ! Gelsin oylar, çakır keyifler...
Şimdi öyle mi ya ?
Milli gelir 9 bin doların üstünde. Okur yazar oranı % 90’larda. Herkes birbiri ile haberleşiyor. İnternet var cep telefonları var. Millet günümüzde hakimiyetin kayıtsız şartsız kendisine ait olmasını istiyor.
Amerika bunu bilir. Hata yapmaz.
Artık demokrasi yerleşti. Millet olanı biteni görür hale geldi.
Vatandaş daha şimdiden “Kim bu Gandi yahu? Bu “Kemal Bey” nereden çıkardı Gandi’yi mandi’yi” demeye başladı bile.
Millet demez mi ? Bizim Fatihimiz var. Bizim Yavuzumuz var. Bizim Kanunimiz var. Bizim Abdulhamidimiz var. Bizim Mustafa Kemalimiz var. Biz bu topraklarda yüzyıllardır hep kendimiz olduk. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı, örnek dünya devletlerini kurduk.
Millet sormaz mı? Maşallah, bu Gandi de kimmiş? Anadolu’nun taşına toprağına mı basmış? Suyunu mu içmiş? Havasını mı koklamış? Edebali ile, Yunus ile, Mevlana ile, İbn-i Sina ile, Akşemseddin ile ne alakası olmuş bu Gandi’nin?
Biz burada daha önce sizlerle paylaştık. CHP’ye ne dedik?
Süreçlerin yönetiminde emir komuta zincirini hakim unsur haline getirenler kaybeder. Katılımcılığı esas alan yönetişim usulünü benimseyin. Karar ve uygulama süreçlerini yönetilenlerle ve milletle paylaşın, yoksa millet tarafından er geç yanlız bırakılırsınız. Ne kadar güçlü görünürseniz görünün başarısızlığa mahkum olursunuz. Dedik.
O zamanlar Baykal başta idi. Şimdi Kılıçdaroğlu geldi. Dediklerimizi yapabildi mi ?
Hayır. Millet yek vücut arkasında mı ?
Hayır. Doğan medyasını gören de zanneder ki sathı vatana büyük bir coşku ve heyecan yayılmış. Halbuki, kurultaya tek aday olarak giderken geçtiği yollarda ne bir coşku gördük ne bir kalabalık.
Baykal’ın “%29’lara çıkardım” dediği, CHP’nin koltuğuna oturmadan önce yoksullukla yolsuzlukla mücadele edeceğini söyledi. Pekiyi. Nasıl yapacaksınız beyefendi? Orası yok! Orası sır!
Sonra ne dedi? Havuzlu evlerde oturmak kötüymüş, beş yıldızlı otellere gitmek kötüymüş.
Yahu, ben ümit ederek yaşıyorum beyefendi. Havuzlu evlerde oturayım, beş yıldızlı otellere gideyim, diye ümit ederek daha çok çalışıyorum. Olsun, bana kısmet olmazsa evladıma kısmet olur, diye umudum var.
Sen ne hakla benim umudumu tırpanlıyorsun? Daha birinci dakikada ruhumu bozuyorsun. Üstelik, bu lafların üstüne 500 liralık gömlek giydiğin ortaya çıkıyor!
Boş laf karın doyurmuyor, boş laf kimliklere kimlik kazandırmıyor. Anadolu’da bir söz vardır. Kendi çalıyor kendi oynuyor derler.
Artık bu milletin manipülasyonu eskisi gibi mümkün değil beyefendi.
Amerika da bunu çok iyi bilir. Güvenini olana bitene göre revize eder. Milletin desteğini almadan, sadece koltuğa oturmakla iş bitmez.
Böyle giderse siz, bu sanal esintiyle, bırakın seçimi daha referandumda, Hanya’yı da Konya’yı da görürsünüz. Baykal’ın %29’unu da arar hale gelirsiniz.
Biz bu lafları çok duyduk. Statükocu anlayış devam ettikçe “yoksullar” da, “yolsuzluktan mağdur olanlar” da, gösteri yapan TEKEL işçileri de, Zonguldak’taki işçiler de sandıkta AK Parti’ye oy veriyor, verecek.
Çünkü, Erdoğan iktidarı paradan 6 sıfırı silmekle, enflasyonu tek haneye indirmekle, kişi başı milli geliri üçe katlamakla, çocuklara bedava okul kitabı vermekle, hukuku sağlığı reformize etmekle, çeteleri örgütleri temizlemekle yetinmedi.
Kimliklere de kimlik kazandırdı. Yaratılanı yaratandan dolayı sevdiğini daima tekrarladı.
Sevimsizden de öte, Dersim lafları ile Kürtleri Alevileri rencide etmedi.
Zannediyor musunuz ki Aleviler, Kürtler bu lafları unuttu?
Sivil toplum örgütleri daha ortadan konuşabilir. Fakat millet unutmadı beyefendi !
CHP’de her şey olup bitti. Şimdi millet, manşetlere bakıp, ne diyor sanki duyar gibiyim...
Bütün oyları siler süpürürmüş! Değişimin timsaliymiş !
Gandi’ymiş !
Tövbe, tövbe ...
Prof. Dr. Kenan ULUALP / Haber 7
ulualp@kenanulualp.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol