Villacı Kemal’in hiç şansı yok

  • GİRİŞ18.08.2010 09:46
  • GÜNCELLEME18.08.2010 09:46

Böbreğini babasına bağışlayanlar mı istersiniz, vardır. Kanını verenler mi ararsınız, vardır. Aylarca hastasının refakatinde kalanları, uyansın diye komadaki oğlu ile günlerce konuşan anaları mı sorarsınız? Hepsi oradadır, hepsini hastanelerde bulabilirsiniz.  

Hastanede orkestra şefi doktordur.

“Allahım şu ağrım geçsin, ah şu ağrım geçsin..” diye yakaran hastanın gözünde ağrısını dindiren doktor çok ulvidir. Yaşamayan bilmez.

Herkes doktoru bilgili olsun ister. Herkes doktoru ilgili olsun ister. Hiç kimse bilgili ama ilgisiz yada ilgili ama bilgisiz doktor istemez. Doktorun en makbulü hem ilgili hem de bilgili olanıdır. Doktorun kıyafeti kirli, pantolonu ütüsüz, ayakkabısı boyasız olamaz. Hemen “bu doktor kendine bile bakamıyor bana nasıl bakacak” derler, güvenmezler, canlarını teslim etmezler.

Hastanede orkestra şefi olmak kolay değildir.

Pekala siyasette orkestra şefi olmak... O nasıldır ?

İktidarda iseniz çok zor. Çok yoğun mesai gerektirir. Öyle ya bir taraftan icraat yapacak, öte yandan muhalefetin eleştirilerine yanıt yetiştirecek. İktidar zamanla ister istemez yıpranır. Her adımda çok dikkatli olması gerekir. İktidarın onca hizmetine karşın adamın birinin “O iyi şeyler yaptı ama biraz da ben yapayım, hep O mu yapacak” deyip de seçimleri kazanıverdiği görülmüştür. 

Gelelim muhalefette orkestra şefi olmaya.

Muhalefet lideri icraat yapmaz. Eleştirir. İşi yoğun mesai gerektirmez, nispeten kolaydır. Milletin gözünde ana muhalefet liderliği kıymetlidir. Çok önemli bir mertebedir.

Biz isteriz ki Etro gömlek giymesek dahi fedakarlık yapalım, ülkemizin ana muhalefet lideri giysin. İsteriz ki havuzlu villada oturamasak dahi ele güne karşı, ana muhalefet lideri havuzlu villada otursun.

Fakat elbette ana muhalefet liderliğinin de kuralları var. Milletin teveccühüne mazhar olmak, bunu devamlı kılmak kolay değil.

Ana muhalefet liderinin, selefinin koltuğunu bir kaset olayını takiben değil de bir üstün demokratik mücadeleyi takiben almış olması istenir. Ana muhalefet liderinden, selefine ve onun emeklerine saygılı olması beklenir.

Elbette ki meydanlarda medyada konuşacak. Milleti aydınlatacak. İktidarı eleştirecek. Fakat biz isteriz ki eleştirirken yapılması gerekenleri ve kendi önerilerini de söylesin. Kanıtlar olmadan öneriler getirmeden boş laflarla zamanımızı almasın. Bizi enayi yerine koymasın.

Biz isteriz ki ana muhalefet lideri iktidar liderinin emeklerine de saygı göstersin.

Meydanlarda medyada devleti konuşsun, milleti, bizim geleceğimizi konuşsun. Hamasi nutuklar atmasın, ne yapmamız gerektiğini gerekçeleri ile anlatsın.  Sözleri ölçülü olsun. Mücadelesini kişiselleştirmesin. Hiç değilse mübarek Ramazanın hatırına rakibine gıybet yapmasın.

Aksi halde...

Ana muhalefet liderinin bir taraftan Etro gömlek giyip bir taraftan fakirlik edebiyatı yaptığı ortaya çıkınca...

Bir taraftan havuzlu villa eleştirileri yapıp diğer taraftan havuzlu villası olduğu ortaya çıkınca... Villasını satılığa çıkarmak zorunda kalınca...

Şimdi bir de üstüne, Baykal’ın kaseti Ergenekon sanıklarının birinin arşivinde bulununca... Baykal’ın gidişinde kendisinin gelişindeki kasette Ergenekon örgütünün parmağı olduğu ortaya çıkınca...

Hele hele... Hele hele...

“Evet mi Hayır mı?” konusunda, BDP ile aynı safta yer aldığını görünce...

Partisinin evet derler kaygısı ile, TBMM’de kendi vekillerini dahi oylamalara sokmadığını da hatırlayınca...

Şehir şehir dolaşan Kemal beyin hiç şansı yok.

Muhtemelen kendi vekilleri dahi sandıkta EVET diyecek.    

O’nun adına üzülüyor, millet adına seviniyoruz.

 

Prof. Dr. Kenan ULUALP / Haber 7
ulualp@kenanulualp.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat