Bahçeli ile MHP iktidardan uzaklaşıyor

  • GİRİŞ16.09.2010 10:51
  • GÜNCELLEME16.09.2010 10:51

Değerli okurlarım referandum bitti. Şimdi değerlendirmeler yapılıyor. Herkes kıssadan hisse çıkarmaya çalışıyor. Hepimiz acaba 2011 genel seçimlerinde ne olacak şimdiden merak ediyoruz. İki gündür yoğun yorumlar yapılıyor. En başta MHP’nin durumu ele alınıyor.

Adil Gür. Bir araştırma şirketi yetkilisi... MHP Orta ve Doğu Anadolu partisi olmaktan çıktı diyor. Akdeniz ve Batı Anadolu partisi olma yolunda diyor. Biz öyle bilmiyorduk. Demek durum o hale gelmiş.

Deniz Bölükbaşı. Bir MHP yöneticisi... CNN Türk’te Yozgat Niğde Kastamonu Erzurum bizim kalemiz değildir diyor. Biz öyle bilmiyorduk. Demek durum o hale gelmiş.

Rakamlara bakıyoruz. 2007 seçimlerine, 2009 seçimlerine, referandumda hayır’ların dağılımına bakınca rakamlar ikisini de doğruluyor.

Diğer taraftan...

Devlet Bahçeli MHP genel başkanı. Referandum sonuçlarını görür görmez, derhal erken seçim istiyor. Öyle anlaşılıyor ki referandum sonuçlarına bakan Bahçeli MHP’nin oylarının arttığına kanaat getirmiş. Fakat zat-ı ali’lerini rakamlar doğrulamıyor.

2007 genel seçim sonuçlarının ışığında incelendiğinde, 2010 referandum sonuçlarının 2011 genel seçimlerine muhtemel iz düşümünü ne olur acaba ?

Atalarımız, şeytan ayrıntıda gizlidir, demiş. Bizim “ayrıntımız” da 2007 seçimlerindeki baraj altı oylar; DP % 5.42, BDP(Bağımsız) % 5.32, Genç Parti % 3.04, Saadet Partisi % 2.34, Diğer %2.15. Bu grupta liderler-Saadet ve BBP hariç-hayır vereceklerini önceden ilan etti. Fakat seçmenin ne kadarı liderlerin isteğine uydu ve referandumda HAYIR verdi acaba?

DP’den, Süleyman Soylu yanlısı seçmeni hariç tutarsak, HAYIR ‘ların 3/42’si çıktı. Muhtemelen Genç Parti seçmeni HAYIR’lara 2/42 katkıda bulundu. Diğerlerinde yer alan seçmenin de 1/42 oranında HAYIR tarafında yer aldığını öngörürsek toplamda HAYIR oylarının 6/42’sinin bu gruplardan çıktığını kolayca görmekteyiz. Geriye kaldı 36/42.

Şimdi soru...Bu % 36’nın ne kadarı CHP’ye ne kadarı MHP’ye ait acaba ? Referandum öncesi bazı MHP   belediyelerinden ve önemli ülkücü isimlerden EVET’i destekleyen mesajlar geldiğini hatırladığımızda... Ve, referandum sonrasında HAYIR’ların coğrafik dağılımının 2007’de CHP’nin ağırlıklı olduğu oy çevresine paralel olduğunu gördüğümüzde...MHP’nin oylarının 2007’ye nazaran en az % 2 azaldığını ve % 12 düzeylerine gerilediğini görüyoruz. Demek ki bugün seçim olsa CHP’nin oyu da % 24’lere yükselmiş.      

İnternette, Sayın Bahçeli’nin önceki bir konuşmasına gönderme yapan espri dolaşıyormuş ; “Evet oyu %58, seçmen yaşı 18. 58’den 18’i çıkarın, ne yapar? 40 yapar. MHP’nin 40. yılı !”

Rahmetli Türkeş bey nurlar içinde yatsın, mekanı cennet olsun. Türkeş beyin tırnağıyla canıyla kurduğu büyüttüğü MHP nasıl oldu da bu hale geldi ? İnşallah yöneticilerin, küçük olsun benim olsun ölünceye kadar başında olayım, anlayışı ile bu durumlara gelmemiştir. İnşallah altta yatan nedenlerden en önemlisi bu değildir.

Rahmetli Türkeş bey devlet aklına sahipti. Ne yapacağını bilirdi. Öyle ki hem Yahudi lobileri ile hem Ermeni yetkililerinden bazıları ile vakarlı ve akıllı temaslara sahipti. Sözlerinin ağırlığı vardı. Meydanlarda boş laf etmezdi, bağırmazdı. Vatandaşa da vatandaşın saydıklarına da saygılı, en azından ölçülü idi. Vefatında Fethullah Gülen hoca cenaze namazında en ön safta yer almıştı. İnşallah Sayın Bahçeli onun yüksek siyasi ilkelerinden ayrılmamıştır. İnşallah, MHP oylarının barajın altına doğru gerilemesinde Bahçeli’nin yürüttüğü yanlış politikaların rolü yoktur.

Rahmetli Türkeş bey “saygı” ile “politika” arasındaki sınırı mükemmelen ayarlardı. Sol liderlere saygı göstermekle birlikte MHP’nin ideolojisini hiçbir zaman Türk solu ile aynı kefeye koymazdı.

Bahçeli ise Türk solu ile birlikte HAYIR ideolojisini benimsedi. Üstelik Salihli’deki mitingde, “Referandumun EVET’çileri İmralı, Barzani, Hoca Efendi ile ABD” tarzında beyanat verdi. Yani, EVET diyen %58 vatandaş İmralı, Barzani, Hoca Efendi ya da ABD ile kolkola mı? Bu ne ağır bir betimleme? Salihli beyanatından sonra, Bahçeli vatandaşın teveccühüne tekrar nasıl talip olacak?

Diğer taraftan Fethullah Gülen hoca referandum öncesi demokratikleşmeden yana tavır koydu. Herkesin saygı ile karşıladığı bu tavıra Bahçeli karşı çıktı. Tabanı ile kopacağını öngöremedi. Oysa yeniden dizayn edilmekte olan global siyasetteki AK Parti’nin etkinliğini fark eden MHP tabanı dinamik milliyetçilik anlayışını benimseyerek, referanduma destek vermek konusunda Bahçeli’den ayrı düştü.

Statik milliyetçilikten dinamik milliyetçiliğe nasıl geldik? Hitler sonrası, Pan-Germanizm korkusu ile milliyetçilik sosyokültürel dinamiklerden uzak, statik bir kavram haline getirildi. Böylece milliyetçilik statik bir anti-komünist iç harp ideolojisi haline sokulmaya çalışıldı. O dönemlerdeki global konjonktürün etkisi ile kısmen başarılı olan bu çabalara karşı, rahmetli Türkeş gerek Yahudi lobileri gerekse Ermenilerle olan dikkatli ilişkileri, özellikle de SSCB’ye bağlı kardeş ülkelerdeki faaliyetleri ile dinamik bir milliyetçilik anlayışını benimsedi.    

Bugünkü bilişim-iletişim çağında, ileri derecede dinamik ve informe hale gelmiş sosyo-kültürel yapı içinde, statik milliyetçilik anlayışı yaşam bulamaz. Oy alsa da asla internasyonel akseptans alamaz. Yakın geçmişte Avusturya’da bunun bir örneğini gördük. Uluslararası baskılara dayanamayan hükümet istifa etmek zorunda kaldı. Zira uluslararası camiada statik milliyetçilik kavramı SSCB’nin yıkılması ile, Batılı bir sosyolojik nevroz olan  “racism (-ırkçılık)” öncesi, tehlikeli bir ideoloji olarak algılanmaya başlandı.

Bu çerçevede, Bahçeli şu oyu veren haindir, bizden değildir, İmralı taraftarıdır, Barzanicidir, ABD’cidir anlamına gelebilecek “çocuksu” söylemleri bırakmalıdır. Seçmenin tamamı milliyetçi. Milliyetçi olmayan mı var? İktidara giden yoldaki adımlarını güçlendirmek istiyorsa, mevcut ve potansiyel seçmeninin milliyetçilik anlayışını tekrar analiz etmeli, küçümsemekten ve ideolojik olarak seçmenin gerisinde kalmaktan kaçınmalıdır.

Seçmen, günümüzün hızlı devinim gösteren sosyal süreçleri içinde önceki tecrübelerinin, içinde bulunduğu sosyo-kültürel dinamiklerin, yaşadığı problemlerin, baskısı altında olduğu ihtiyaçların ve gelecek beklentilerinin ilham ettiği bir milliyetçiliği benimsemektedir.      

Diğer taraftan şunu da belirtmeliyiz ki başarı tez-antitez çatışmalarının sonucudur. Sağ-sol, laik-antilaik, komünist-kapitalist gibi...Günümüzde statik milliyetçiliğin yeri yok. Kültürel bazda milli kimlik şuuru ve manevi stabilitenin çimentosu olan dinamik milliyetçiliğin ise Türkiye’de antitezi yok.

O halde, kültürel bazda milli kimlik şuuru ve manevi stabilitenin çimentosu olarak kalacak olmakla birlikte, siyasî bir ideoloji olarak Türkiye’de uzun vadede milliyetçiliğe yer olmayacaktır.

Bahçeli ne yapsın...

Prof. Dr. Kenan ULUALP – Haber 7
ulualp@kenanulualp.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat